Arthur Schopenhauer
Schopenhauer hayatının bu aşamasında aşkın kuvvetli çekişine başka bir yön vermişti. 1804 ve 1806 yılları arasında yazılan bir şiirde tensellikle ilgili tavrı Wackenroderci değildi. Şehvetli zevk,
Biyografi
"Niye şiddete ihtiyaç duyuyorsun?" diye bağırdı Selim, yumruklarını sıkmıştı. "Halkın seni merhametli bulmasını, seni sevmesini hiç istemedin mi?" "Halkın beni sevmesine gerek yok," dedi Diktatör, sesinde en ufak bir tereddüt yoktu. "Benden korksun, yeter. İnsan toplumları başka türlü yönetilemez delikanlı. Baksana, siz milyonlarcasınız, bense hedefinizdeki tek kişi. Korkutmazsam nasıl durdurabilirim bu kitleyi? Nasıl dizginlerim, nasıl yönlendiririm bu denli büyük bir gücü?" "Demek korku sizin yönetim şekliniz," dedi Selim, yutkundu. "Bunun için de durmadan öldürüyorsunuz." "Evet," dedi Diktatör başını yavaşça sallayarak. "Aynen Tanrı korkusu gibi. Ölüm olmasa, Tanrı'yı kim takardı ki? Ama şunu unutma, herkes korkar. Ama en çok kim korkar biliyor musun?" Selim'in nefesi kesildi. Merakla sordu: "Kim?" Diktatör'ün yüzünde yeniden o zehirli tebessüm belirdi. "En tepedeki yalnız adam. En çok o korkar"
Tolstoy Dostoyevski farkı..
"Tolstoy'da, Dostoyevski'de olduğu gibi ürpermenin göz kamaştırıcı zirvesine şimşek hızıyla çıkmayız, birdenbire uçurumun uğuldayan baş dönmesine kapılmayız, fantastik düşler âleminde kanat çırpmayız: Tolstoy'un sanatı karşısında bilimin karşısında olduğu gibi tümüyle uyanık kalır insan. Sarsılmaz, tereddüt etmez, yanılmaz insan; adım adım yaklaştığımız, elinin işaret ettiği destanlarının sıradağlarına tırmanırız, her basamakta görüşümüzün ufku daha da genişler. Ağır ağır açılır olayların yumağı, yavaş yavaş aydınlanır ufuk, fakat tüm bunlar sabah güneşinin doğayı dalga dalga derinlikten çıkarıp aydınlatması gibi şaşmaz bir saatin kesinliğiyle olur."
Sayfa 287 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
Alıntı
Akrabalarla aynı ortamda bulunduğum an
Guermantes'lar istedikleri kadar bütün insanları birbirine benzer buluyormuş gibi yapsınlar, "soylu" ve özellikle de biraz daha az "soylu" insanlarla bir arada bulundukları önemli olaylarda, bu kişileri pohpohlamak isteyince, eski aile hatıralarını ortaya çıkarmakta tereddüt etmezlerdi.
Alıntı
"Doğduğum andan itibaren yaşadıklarımın hesabını herkesten soramazsın!" "Sorarım," dedi, hiç tereddüt etmeden. "Konu sensen eğer saçına sertçe çarpan rüzgâra bile hesap sorarım, Hisar!"
Sayfa 242
Alıntı
Kürdler, kendi ülkeleri Kürdistan'da (Kürdistan ulusal dinamikleri ve coğrafyası parçalanmış parçalı olarak tutularak yönetilebilen Kürdlerin kadim yurdudur.) binyıllardır yaşayan bir halktır. Kürdlüğün tanımında herhangi bir problem yoktur. Yüzyıllardır bütün işgalcilerin uğradığı bir yurttur Kürdistan. Moğol sürülerinden, İskender sürülerine kadar, Osmanlılardan, Arap istilalarına kadar bütün bu bölgenin bu coğrafyanın istilacılarının uğradığı bir uğrak yeridir Kürdistan. "Kürdlük"ün bu temel üzerinde tanımlanmasında en ufak bir problem yoktur. Türkiye'de bir Kürd sorunu yoktur bu anlamda. Kürdler kendi coğrafyalarında, kendi topraklarında yüzyıllardır yaşayan sürekli istilaya uğrayan sürekli katliamlara tabi tutulan bir halktır ve bunun tanımında da en ufak bir tereddüt yoktur.