Giz, bir alıntı ekledi.
15 May 17:19 · Kitabı okuyor

Bilinç olmadan düşüncenin olması olanaklı mıydı? Ayrıca, okyanusta gözlenen süreçlere düşünce sözcüğünü kim yakıştırabilirdi? Peki herhangi bir dağ yalnız koca bir taş mıydı acaba? Gezegen dev bir dağ mıydı yoksa? Terminoloji hangisi olursa olsun, karşı karşıya olunan yeni ölçek, yeni normların ve yeni olguların önünü açtı.

Solaris, Stanislaw Lem (Sayfa 33 - İletişim Yayınları)Solaris, Stanislaw Lem (Sayfa 33 - İletişim Yayınları)
esra k., bir alıntı ekledi.
06 May 13:06 · Kitabı okudu · İnceledi · Puan vermedi

Mesela siz sol kesimin işine gelmeyen bir tarih yazın veya sağ kesimin işine gelmeyen bir tarih yazın ve terminoloji getirin, bakın ne kadar çok tenkit alacaksınız. İşte bu olduğu takdirde bu memlekette yaşamanın imkânsıza yakın, hatta zor olduğunu hepimiz biliriz.

Tarihin İzinde, İlber Ortaylı (Sayfa 26 - Profil)Tarihin İzinde, İlber Ortaylı (Sayfa 26 - Profil)
Evren5- Kozmos, Artemis'i inceledi.
 25 Nis 10:19 · Kitabı okudu · 6 günde · 5/10 puan

+ Andy Marslı kitabın çok tuttu yeniden bir kitap yazsana.
_ Hım tutar mı dersin ?
+ Tutar tutar. İlk kitap Mars'ta geçiyordu. Çok uzağa gitme bence bu sefer de Ay'da geçsin.
_ Tamam konu örgüsü ?
+ Çok özel bir bilimkurgu hayal etmene gerek yok "realistik" bir bilim kurgu olsun, hayal gücüne ya da kendi düşünsel evrenine, ya da sıfırdan bir dünya yaratmana gerek yok. Basit bir öykü düşün. Giriş, gelişme, sonuç üstüne odaklan. Konuyu işlerken farklı bir kaç terminoloji kullan yeter.
_Karakterler ?
+ Marslı'daki hafif ahlaksız ama erdemli baş karakterin çok tutmuştu. Bu sefer daha arsız, daha ağzı bozuk ama günü kurtaran biri olsun, daya küfürleri gitsin...
_ Hım, oldu sanırım.
+ Oldu evet: işte Artemis ;)

Meriç Ünal, Dünyaya Orman Denir'i inceledi.
21 Nis 12:35 · Kitabı okudu · 2 günde · 9/10 puan

Ursula K. Le Guin'den yine muhteşem bir hikaye, müthiş bir hayal gücü. Eğer bilimkurgu tarzına alışık değilseniz biraz zorlanabilirsiniz. Farklı dünyalar, farklı ırklar, bambaşka bir terminoloji ile karşı karşıyasınız. Bütün bunların yanında, bu bambaşka dünyalar, ırklar ve terminolojiler bizim dünyamızdaki çarpıklığın bir yansıması aslında. Zaten Le Guin bu romanında alttan alta ABD'nin Vietnam politikasını sert bir dille eleştiriyor. Sadece Vietnam da değil, insanın kendine alanlar açabilmek için doğayı katletme çabası da ciddi bir şekilde yansıtılmış kitapta. Le Guin'in her kitabını ayrı bir hayranlıkla okuyorum.

Oğuzhan Afacan, Anafartalar Hatıraları'ı inceledi.
 18 Nis 18:59 · Kitabı okudu · 14 günde · Beğendi · 10/10 puan

Anafartalar Hatıraları bizzat Anafartalar Kahramanı Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün kaleminden dökülmüş hatıralardır. Savaş zamanı cephede parça parça müsvedde kağıtlara yazılmış olan hatıralar, Türk Tarih Kurumu Genel Sekreteri Sayın Uluğ İğdemir tarafından düzenlenip, neşredilmiştir. Eser Atatürk'ün kaleminden olması hasebiyle ve eski Türkçenin de ağırlıklı kullanılmasıyla anlaşılmaz bir hâl almıştır. Yoğun Osmanlıca kelimelerin yanında çokça kullanılan askeri terminoloji sıradan okurların anlamasına imkan vermemektedir. Okumak isteyenlere tavsiyem mutlaka bir sözlükle okuyun. Aksi takdirde hiç birşey anlamayabilirsiniz.

Uğur, Dune'yi inceledi.
03 Nis 13:48 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

"Yüzüklerin Efendisi dışında bu kitapla kıyaslanacak başka bir kitap yok." Arthur C. Clarke

Sonunda! Haftalardır kütüphanemde diğer üç kitabıyla birlikte duran, kalınlığıyla bana meydan okuyan, muazzam kapak tasarımı ile sürekli elime alarak sağına soluna bakmamı sağlayan bu kitabı sonunda okumuş bulunmaktayım. Kapak tasarımını sevmeyenler olabilir ama ben böyle minimalist tasarımlara bayılıyorum, ithaki yayınevinin bilimkurgu serisinin tüm kitaplarına bayıldığım gibi.
Neresinden başlayacağımı bilemiyorum inanın. Kitabın son bölümlerinde imparatorluk terminoloji, olayın geçtiği Arrakis (Dune) gezegeninin yaşayış, din ve Bene Gesserit rahiplerinin kim olduğu ile yaşayış amacının bir özeti bulunmakta. Önce buraya bir göz gezdirmekte fayda var. Çünkü muazzam bir kurgu var karşınızda millet. Yazarken bile ağzım sulanıyor. Şunu kesin söyleyebilirim; İthaki' nin tüm bilimkurgu serisi bir tarafa bu kitap bir tarafa (bakın seri bile demiyorum). En iyisiydi.
Bir imparatorluk mevcut. Gezegen valileri olan Baron' lar bu imparatora bağlı olarak yaşamını sürdürmekteler. Caladan' ın Siridar beyi olarak yöneten Atreides hanesi lideri Leto Atreides imparatorun talimatı üzerine ismi Arrakis olan ancak gezegende yaşayanlar tarafından Dune olarak adlandırılan bir çöl gezegenine Dük sıfatıyla atanması yapılır. Daha önce burayı yöneten hanedan olan Harkonnen hanedanı ile geçmişte yaşanan bir olay gereği hasımlıkları bulunmakta. Tabi ki bu gezegenin en önemli durumu (tüm imparatorluğu etkileyen) "Melanj" isimli baharattır. Bu baharatın leziz özellikleri bulunmakla birlikte, fazla kullanıldığında uyuşturucu etkisi de var. Zaten bu baharat yüzünden oluyor her ne oluyorsa(kitapta açıklaması mevcut). Her neyse, Atreides hanedanı Dune' a gelir ve olaylar başlar efendim. Bundan sonrasını anlatmayayım tadı kaçar gibime geliyor. Siz deneyimleyin.
Yahu yazar bey, bu nasıl bir kurgu, terminoloji, efsaneler . . . Siyaset, aşk, lobi faaliyetleri, ajanlıklar, din... Ve tüm bunların kusursuz bir şekilde olaylara yedirilmesi. İnanılmaz ya, gerçekten inanılmaz.
Eğer daha önce İthaki' nin bilimkurgu serisini okumuş ancak beğenmemiş iseniz, bu kitabı kesinlikle seveceksiniz, adım gibi eminim. Sanırım ilk defa bu kadar uzun bir inceleme yaptım ama kesinlikle değdi, bu seriye değer. Hatam eksiğim olduysa affola, muhakkak atladığım yerler olmuştur, affola. İyi okumalar efendim.

RA, bir alıntı ekledi.
31 Mar 14:22 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 6/10 puan

Bir kuantum fizikçisine gidip, "Dünyayı oluşturan
nedir?" diye sorsanız, size; "Enerji" diye cevap verir. Peki
enerji nedir?
-"O, her zaman varolmuş olan, varolan her şeydir. Biçimlerin
içine girer, onlarla hareket eder, onlardan dışarı çıkar."

Birine gidip; "Evren'i kim yarattı?" sorusunu sorsanız
"Tanrı" diyecektir. Peki, Tanrıyı nasıl tanımlarsınız?
"Daima vardı, her zaman varoldu. O, yaratılıp yok edilemez.
Şimdiye kadar varolduğu gibi, biçimlerin içinde, biçimler
aracılığıyla, biçimler dışında daima varolacak".

Gördüğünüz
gibi, terminoloji farklı olsa da, tanımlar aynı.

The Secret - Sır, Rhonda Byrne (Sayfa 158 - MİA)The Secret - Sır, Rhonda Byrne (Sayfa 158 - MİA)
Büşra Bayırlı, Sezai Karakoç Kitabı'ı inceledi.
29 Mar 01:17 · Kitabı okudu · 10/10 puan

Sezai Karakoç ile Kitabı arasına onu anlamak, anlatmak, bilmek, öğrenmek, okumak...Eylemler ile oluşan her kelimeyi koyabilirsiniz. İbrahim Varelci kitabın başında onu yazmaya çalışmadım, anlamaya çalıştım desede daha fazlasını yansıtmış. Güzel araştırmalar sonucu, çok güzel kitap ortaya çıkmış. Resimlerin de olması ayrı bir hava katmış. Ellerine, emeğine, kalemine sağlık. Çok beğendim. Ülkemiz ve bizler için önemli fikir, dava adamının araştırılması, öğrenilmesi ve anlaşılması gayemizin, derdimizin, ne olduğunu bizlere öğretecektir. Çünkü Sezai Karakoç, Monna Rosa şiirinden ibaret değildir. O, 'Diriliş'ten ibarettir.

"Gerek şiirlerinde ve gerekse de yazılarında kullandığı terminoloji hep İslâm medeniyetine işaret ediyor." (Sayfa 55)

Cemal Süreya onun için şöyle demiştir:
Öyle bir Müslüman ki Marx da bilir, Nietzsche de bilir. Rimbaud da bilir. Salvador Dali de sever. Nazım da okur.

Okuyun, okutun :)
K İ T A P L A K A L I N (:

Büşra Nur Aksu, Bu Ayak İzi Senin, Dr. Watson!'u inceledi.
28 Mar 21:52 · Kitabı okudu · 4 günde · Beğendi · Puan vermedi

Ah Sevil Atasoy ! Hayranı olduğum kadın resmen. Bu Ayak İzi Senin Dr Watson kitabında çözülememiş olayları ele alıyor. Dna incelemelerinin henüz yetersiz kaldığı dönemler, Dna bankalarının bulunmadığı hatta yaşanan olaylarda kurbanlar üzerinden elde edilen kanıtların saklanmadığı ve bu sebepler yüzünden birçok masum insanın onlarca yıl haksız hapis yattığını dahada kötüsü idam edilenleri okuyoruz. Gelişen teknolojiyle suçu kanıtlamada farklı yöntemler kullanılmaya başlanmıştır. Ailesi ve mesleği gereği adaletin sağlanmasında adli bilimlerin önemini Sevil Atasoy oldukça ciddi bir şekilde ele almıştır. Ülkemizde Dna analizlerinin yapılamadığı dönemlerde haksız yere suçlanan insanları bulmak adına Masumiyet Projesi'nin de yürütücülüğünü yapmaktadır.
Görgü tanıklarının yanlış ifadesi yüzünden kararan hayatlar, Hz. İsa'nın DNA'sını buldum diyen sahtekarlar, kan donduran cinayetler, sudan çıkarılan cesetler, ülkemizde doping mevzusu, uyur gezerim diyerek yaptıklarından sorumlu olmadığını iddia eden katiller ve pek çok ilgi çekici olayların derlendiği bir kitap. Bazen tıbbi terminoloji kullanılmışda olsa rahat okuyabilirsiniz. Okuduktan sonra biyokimya ve adli tıp konularına merak salacağınıza inanıyorum. :)

Özge Çapkın, Kızıl Nehirler'i inceledi.
23 Mar 03:19 · Kitabı okudu · 5 günde · Beğendi · 10/10 puan

Kitap bitecek diye ödüm kopuyor ama elimden bırakamıyorum da. Böyle durumlar yaratan kitaplara bayılıyorum. Bu kitap da tam olarak bu tanıma uyuyor. "Bitirmek istemeyecegin ama elinden birakamayacagin bir kitap". Yazarın Lontano ve Kongo'ya Ağıt kitaplarindaki gibi geniş ve anlaşılmaz terminoloji yok. Tabi ki o kitapların da yeri çok çok ayrı. Ama bu mükemmel bir polisiye-gerilim olmuş. Her bölüm sonunda "yok artık ", "vay anasını", "ohaa" gibi sesli tepkiler vererek okudum kitabı. Dili çok akıcı ve sade-anlasilir. Bu kimdi ya demiyorsunuz karakterlerin isimleri geçerken. Alın, bulun bu kitabı okuyun.