Onun bir beklediği vardı, bekliyordu. Bir kâğıda sarılı elma masanın altında, dizlerinin üzerindeydi ve hiç kımıldamadan duruşu da bundandı. Bir buçuk saat kadar vakit geçmiş ve dışarısı kararmaya başlamıştı. Hâlâ gelmiyordu kız. Iki saat geçti, yine yok! Üç saat sonra hâlâ yok! O bekliyor ama kiz gelmiyordu.
John Davenport diyor ki: "İşte böylesi muazzam bir olayı gördüğüm zaman titremeye başladım. Peki, ‘Bütün bunlardan sonra ne yapacak?’ diye baktığım zaman bir de gördüm ki yine Medine’ye döndü ve yine arpa ekmeği yiyerek, hasırın üzerinde yaşamaya başladı. ‘Bunların hepsini normal insanlar yapar, ama bu zaferi kazandıktan sonra sade hayatına tekrar dönmek ancak büyük bir peygamberin ahlakı olabilir.’ dedim ve koşarak secdeye kapandım. Müslüman oldum.”