• "Nasıl? Onun iki yüz elli dolarına razı oldunuz, öyle mi?" diye bağırdım büyük bir şaşkınlıkla.

    "Neden olmasın? Sonuçta ipler onun elinde. Eğer dişim tutsaydı ve gemide tesadüfen bir diş doktoru bulunsaydı, ondan da dişimi bedava çekmesini isteyemezdim. Adam yüksek fiyatlar istemekte çok haklı; her alanda konuyu gerçekten bilenler aynı zamanda en iyi işadamlarıdırlar. Bana gelince, bir iş ne kadar açık ve seçikse o kadar iyidir. Bay Czentovic diye birinden bir lütuf istemektense ve üstelik sonunda bir de ona teşekkür etmek zorunda kalmaktansa, para vermeyi yeğlerim.
  • Azıcık kımıldadı ve karyolanın çıkardığı ses Macide’nin başını o tarafa çevirtti. Genç kız onun uyanmış olduğunu görünce gülümsedi. Bu, onun beyaz ve şimdi biraz zayıflamış gibi duran yüzüne dayanılmaz bir cazibe veriyordu. Hiçbir sözün ifade edemeyeceği kadar kuvvet ve samimiyetle: “Sana teşekkür ederim. Seni seviyorum. Beni saadete götürdün!” diyen bu tebessüm delikanlının içine bir çiçek kokusu gibi yayılıyor ve onu derin derin nefes almaya sevk ediyordu.
  • "Gösterdiğiniz ilgi için teşekkür ederim. Ancak sevginizi bu kadar kolay vermeyin. İleride daha fazla sevmekten korkuyormuş gibi şimdiden sevmekte ivedi davranmayın."
    Boris Pasternak
    Sayfa 175 - Cem Yayınevi
  • Stieg Larsson; Çeviren:Ali Arda; Roman; Pegasus Yayınları; 648 sayfa (6)

    Sıkı bir roman EJDERHA DÖVMELİ KIZ.Yazarı Stieg Larsson bir kalp krizi geçirerek hayatını kaybetmiş.

    Hayatımda devretmiş olduğum romanlar arasında en hızlı okuduğum buydu.PARA romanını dahi EJDERHA DÖVMELİ KIZ romanını okuduğum hızla okumamıştım.Çok kolay okuduğumu söyleyebilirim. Romana altı buçuktan altı veriyorum.Çok sıkı değil:sadece 'sıkı' bir romandı!..Bu kadar da yüksek puan vermeyecektim...Ama puanımın yüksek olmasını iki maddede açıklayabilirim.

    Bir:Romanın çok kolay okunmasıydı.Sürükleyici miydi? Öyle aman aman sürükleyiciydi de diyemiyorum.Biçemi çok rahat okumamı sağladı diyebilirim.Roman,bazı arkadaşlarımın yorumladığı gibi bir 'cinayet romanı' değil.Kurguda bir değil bir kaç cinayet var fakat cinaî roman değil kesinlikle. 

    İki:Bu romanı bir arkadaşımın tavsiyesiyle okudum; bu sebepten hissî davranmış olabilirim.

    Kurguda hoşuma gitmeyen taraf ensest ilişkilerden bahsediliyor olması.Bu ensest ilişkiler duyduğumuz cinsten değil.Hani öyle 'kol kırılır yen içinde kalır' tarzı savunulası bir yanı kesinlikle olamaz.Ensest açığa çıktıktan sonra aile içinde suçluyu kayıranlardan kasıt söyledim; bunu savunmayı da daha çok kadınlar yapar ya. Niyeyse? Bu romandaki ensest yani aile içindeki yasak ilişki için 'aileboyu ensest' diyebilirim.Tiksindirici bu bölümleri olmasaydı romana daha fazla puan verirdim doğrusu.İlginç olsun için kaleme alınmış,bu belli.Fakat bu derece iğrenme duygusu yaşatan bu roman gibi bir tanesi daha karşıma çıkmaz umuyorum.Bu kadar abartılan ensest ilişkinin kurguya değer katacağını tahmin etmiş galiba Stieg Larsson; bana göre tam tersi olmuş. 

    Takıldığım bir başka konu ise,romanın düğüm olmuş ve kurguda çözülmesi gereken olayının çok fazla zamana yayılmış olması.Bu durumun,kurgunun heyecanını kaybettirdiğini savunuyorum. 

    Her şeye rağmen okuyup haz aldığım bir romandı EJDERHA DÖVMELİ KIZ.Tavsiye eden arkadaşıma teşekkür ediyorum. 
  • Nobel ödüllü yazar Kazuo Ishiguro'yla ilk tanışmam Beni Asla Bırakma ile oldu. Aslında normalde yaptığımın tam tersi olarak kitaptan uyarlanan filmle hikayeye hakim olmuştum 2011 yılında. Daha sonrasında bir kitaptan uyarlama olan filme hayranlığımla yazarın kitaplarını okumayı istemiş ama çokça ertelemiştim ve itiraf ediyorum ki pişmanım. Yazarın kimi okuyucuya tekdüze gelen anlatım tarzını sevdim. Oldukça etkileyici ve hüzünlü hikayesini yalın anlatımıyla tamamladığını düşünüyorum.
    Katy H.'nin ağzından dinlediğimiz hikayesinde Hailsham'da ki öğrencilik yaşamından özellikle de Ruth ve Tommy ile yaşadıkları dostluktan ve bakıcılık yaptığı süreçte bu iki yakın arkadaşıyla tekrar karşılaşmasından bahsediyor. Aslında hayatlarında ki onları özel kılan ve dile getirmedikleri büyük sırdan ve sırrın hayatlarını hangi yola sokacağından bahsetmeye fazlasıyla ihtiyaçları olduğunu görüyoruz.
    Gerçek aşktan,sanattan bahsedilirken çocukça sevinç,korku ve kaygılarıyla yüzleştiklerine de şahitlik ediyoruz. Yazarın diğer kitaplarını okumak için oldukça heyecan duymamı sağlayan kitabına teşekkür ederim.
  • Başından beri başucumda olan ve okumamı bekleyen bir kitaptı. Sonunda bugün okumam nasip oldu.

    Öncelikle kitabın bu özel baskısı hakkında konuşmak istiyorum. 25. yıla özel çıkarılan bu baskıyı alıp almama konusunda biraz kararsızdım ancak şuan çok memnunum aldığıma. Cildi, kutusu, sayfaları vs. gerçekten çok kaliteli. Üzerine birde hikayede size eşlik eden sanatsal çizimler ile aldığınız keyif oldukça artıyor. Yani Simyacı okumak isteyen arkadaşlara 5-6 TL fazla verip bu versiyonu almalarını önerebilirim. Kitaplıklarında da oldukça şık duracaktır.

    İlk paragrafları kitabı okusam mı diye araştıran arkadaşlar için spoilersız yazıyorum. Spoiler ibaresi yazan yere kadar gönül rahatlığıyla okuyabilirsiniz.

    Kitap, rüyasına giren hazinesini aramaya çıkan bir çobanın yolculuk öyküsünü anlatıyor. Bu yolculukta çobana eşlik ediyor ve yolculukta başına gelen her şeyle bize de ders veriyor ve nasihatlarını evrensel bir dilde iletiyor. İçinde bir çok mesaj barındırıyor ancak bu mesajların tek okumayla (en azından benim için) anlaşılmayacağı açık.

    Her sayfasında sizi farklı düşünceler içinde bırakıyor kitap. Ancak bazı mistik kısımlarda hafif rahatsızlıklar duyduğumu söyleyebilirim. Yani okumaya karar verirseniz içerisinde garip mistik olayların bulunduğunu unutmamanız iyi olur.

    Her insanın yeryüzünde özel bir görevi olduğunu ancak çoğu kişinin bu özel görevini takip etmekten vazgeçtiğini anlatıyor ana tema olarak. Bizim İspanya'da yaşayan Endülüslü çobanımız ise bu özel görevi için Mısır piramitlerine gitmeyi bile göze alıyor ve sizde onun bu cesaretini izliyorsunuz.


    <--- BURADAN SONRASI SPOİLER --->

    Çobanımızın atmacaları gördüğünde savaş öngörüsü yapması, rüzgara dönüşmesi vb. aşırı mistik olaylar benim okuma keyfimi biraz kaçırdı. Evet, hikaye içindeki anlatıma çok uygun ve güzel olmuş ancak gerçeklikle çok içli dışlı bir okur kimliğim var sanırsam. Başkaları bu mistik kısımlar hakkında neler düşünüyor merak ediyorum açıkcası.

    Kitabın sonlarında piramitleri bulup gözyaşının düştüğü yeri kazmaya başlayınca bende çobanla birlikte heyecanlandım. Çobanı dövüp orada bırakan ve kendi gördüğü ispanya rüyasını anlatan haydutlardan sonra bir an kitap bitti sandım. Bir telaş aldı beni ancak sondeyiş kısmı ile ferahladım. Özellikle Fatima'yı bile arada kaynatmayıp hikayesini tamamladığı için kitaba teşekkür ettim. Malum konuyu havada/yarım bırakan eserlerden bıkmaya başlamıştım son zamanlarda. Kitabı okuyan arkadaşlar girişte yazdığım "Başından beri başucumda olan ve okumamı bekleyen bir kitaptı." göndermemi anlamışlardır sanırsam :)

    Kısacası okunası akıcı ve değişik bir tarzı olan roman. Yanlış hatırlamıyorsam yaşayan yazarlar arasında bir eseri en fazla dile çevrilen insan rekorunu kazandırmış bu kitap yazarına. Haklı bir rekor olduğunu söyleyebilirim. Tavsiye ederim.
  • Bize “niçin bunlarla uğraşıyorsunuz, Müslümanın müslümanla uğraşması yakışıyor mu size” diyenlere cevap niteliğindedir. İşte duyarlı bir baba, oğlunun sapıttığını tüm Müslümanlara ilan ediyor. Biz söylemiyoruz, babası söylüyor. Hani biz reddiye yapınca bazı şeylerle suçluyorsunuz da bu babanın derdi nedir? Tek ortak derdimiz İslamdır.

    http://www.dailymotion.com/swf/video/xki63m

    MUSTAFA İSLAMOĞLU’NUN BABASININ ALİ EREN’E YAZDIĞI MEKTUPTAN BİR BÖLÜM

    “Muhterem Ali Eren Beyefendi!..

    Selamlar, sevgiler, dualar, hürmetler…

    Allah, hidayet ve salah veresice oğlum Mustafa İslamoğlu’na köşenizde verdiğiniz, “Kur’an–ı Kerim’e el sürme” mevzuunda, alimane, arifane, vakıfane cevabınızdan dolayı sizi canı gönülden tebrik eder ve halisane şükranlarımı arz ederim. Hürmet ve dualarımla…

    Aciz Ahmed İslamoğlu. Mütekait (emekli) imam–hatip ve fahri vaiz. Develi / Kayseri.

    “Not: “Muhterem Hocam (Ali Eren)!… Mustafa’nın dâl ve mudılliği, baba olarak bizi çok huzursuz etmektedir. Salahına dua etmekteyiz. Sizlerden de ıslahına dua istirham etmekteyiz. İcap ederse, bu kısa tebrik ve teşekkürnamemi köşenizde dipnot alarak neşredersiniz… Milyonları ifsat ve idlal etmesin… Cevabınız, fakiri pek memnun ve mesrur etti. Hak razı olsun…”
    “Vaiz Babanın Teşekkür ve Üzüntüsü” Ali Eren / Yeni Mesaj,21.10.2000
    Bilgi: dâl = sapık mudıl = saptırıcı idlal etmek = saptırmak, yoldan çıkarmak