• Stieg Larsson; Çeviren:Ali Arda; Roman; Pegasus Yayınları; 648 sayfa (6)

    Sıkı bir roman EJDERHA DÖVMELİ KIZ.Yazarı Stieg Larsson bir kalp krizi geçirerek hayatını kaybetmiş.

    Hayatımda devretmiş olduğum romanlar arasında en hızlı okuduğum buydu.PARA romanını dahi EJDERHA DÖVMELİ KIZ romanını okuduğum hızla okumamıştım.Çok kolay okuduğumu söyleyebilirim. Romana altı buçuktan altı veriyorum.Çok sıkı değil:sadece 'sıkı' bir romandı!..Bu kadar da yüksek puan vermeyecektim...Ama puanımın yüksek olmasını iki maddede açıklayabilirim.

    Bir:Romanın çok kolay okunmasıydı.Sürükleyici miydi? Öyle aman aman sürükleyiciydi de diyemiyorum.Biçemi çok rahat okumamı sağladı diyebilirim.Roman,bazı arkadaşlarımın yorumladığı gibi bir 'cinayet romanı' değil.Kurguda bir değil bir kaç cinayet var fakat cinaî roman değil kesinlikle. 

    İki:Bu romanı bir arkadaşımın tavsiyesiyle okudum; bu sebepten hissî davranmış olabilirim.

    Kurguda hoşuma gitmeyen taraf ensest ilişkilerden bahsediliyor olması.Bu ensest ilişkiler duyduğumuz cinsten değil.Hani öyle 'kol kırılır yen içinde kalır' tarzı savunulası bir yanı kesinlikle olamaz.Ensest açığa çıktıktan sonra aile içinde suçluyu kayıranlardan kasıt söyledim; bunu savunmayı da daha çok kadınlar yapar ya. Niyeyse? Bu romandaki ensest yani aile içindeki yasak ilişki için 'aileboyu ensest' diyebilirim.Tiksindirici bu bölümleri olmasaydı romana daha fazla puan verirdim doğrusu.İlginç olsun için kaleme alınmış,bu belli.Fakat bu derece iğrenme duygusu yaşatan bu roman gibi bir tanesi daha karşıma çıkmaz umuyorum.Bu kadar abartılan ensest ilişkinin kurguya değer katacağını tahmin etmiş galiba Stieg Larsson; bana göre tam tersi olmuş. 

    Takıldığım bir başka konu ise,romanın düğüm olmuş ve kurguda çözülmesi gereken olayının çok fazla zamana yayılmış olması.Bu durumun,kurgunun heyecanını kaybettirdiğini savunuyorum. 

    Her şeye rağmen okuyup haz aldığım bir romandı EJDERHA DÖVMELİ KIZ.Tavsiye eden arkadaşıma teşekkür ediyorum. 
  • Nobel ödüllü yazar Kazuo Ishiguro'yla ilk tanışmam Beni Asla Bırakma ile oldu. Aslında normalde yaptığımın tam tersi olarak kitaptan uyarlanan filmle hikayeye hakim olmuştum 2011 yılında. Daha sonrasında bir kitaptan uyarlama olan filme hayranlığımla yazarın kitaplarını okumayı istemiş ama çokça ertelemiştim ve itiraf ediyorum ki pişmanım. Yazarın kimi okuyucuya tekdüze gelen anlatım tarzını sevdim. Oldukça etkileyici ve hüzünlü hikayesini yalın anlatımıyla tamamladığını düşünüyorum.
    Katy H.'nin ağzından dinlediğimiz hikayesinde Hailsham'da ki öğrencilik yaşamından özellikle de Ruth ve Tommy ile yaşadıkları dostluktan ve bakıcılık yaptığı süreçte bu iki yakın arkadaşıyla tekrar karşılaşmasından bahsediyor. Aslında hayatlarında ki onları özel kılan ve dile getirmedikleri büyük sırdan ve sırrın hayatlarını hangi yola sokacağından bahsetmeye fazlasıyla ihtiyaçları olduğunu görüyoruz.
    Gerçek aşktan,sanattan bahsedilirken çocukça sevinç,korku ve kaygılarıyla yüzleştiklerine de şahitlik ediyoruz. Yazarın diğer kitaplarını okumak için oldukça heyecan duymamı sağlayan kitabına teşekkür ederim.
  • Başından beri başucumda olan ve okumamı bekleyen bir kitaptı. Sonunda bugün okumam nasip oldu.

    Öncelikle kitabın bu özel baskısı hakkında konuşmak istiyorum. 25. yıla özel çıkarılan bu baskıyı alıp almama konusunda biraz kararsızdım ancak şuan çok memnunum aldığıma. Cildi, kutusu, sayfaları vs. gerçekten çok kaliteli. Üzerine birde hikayede size eşlik eden sanatsal çizimler ile aldığınız keyif oldukça artıyor. Yani Simyacı okumak isteyen arkadaşlara 5-6 TL fazla verip bu versiyonu almalarını önerebilirim. Kitaplıklarında da oldukça şık duracaktır.

    İlk paragrafları kitabı okusam mı diye araştıran arkadaşlar için spoilersız yazıyorum. Spoiler ibaresi yazan yere kadar gönül rahatlığıyla okuyabilirsiniz.

    Kitap, rüyasına giren hazinesini aramaya çıkan bir çobanın yolculuk öyküsünü anlatıyor. Bu yolculukta çobana eşlik ediyor ve yolculukta başına gelen her şeyle bize de ders veriyor ve nasihatlarını evrensel bir dilde iletiyor. İçinde bir çok mesaj barındırıyor ancak bu mesajların tek okumayla (en azından benim için) anlaşılmayacağı açık.

    Her sayfasında sizi farklı düşünceler içinde bırakıyor kitap. Ancak bazı mistik kısımlarda hafif rahatsızlıklar duyduğumu söyleyebilirim. Yani okumaya karar verirseniz içerisinde garip mistik olayların bulunduğunu unutmamanız iyi olur.

    Her insanın yeryüzünde özel bir görevi olduğunu ancak çoğu kişinin bu özel görevini takip etmekten vazgeçtiğini anlatıyor ana tema olarak. Bizim İspanya'da yaşayan Endülüslü çobanımız ise bu özel görevi için Mısır piramitlerine gitmeyi bile göze alıyor ve sizde onun bu cesaretini izliyorsunuz.


    <--- BURADAN SONRASI SPOİLER --->

    Çobanımızın atmacaları gördüğünde savaş öngörüsü yapması, rüzgara dönüşmesi vb. aşırı mistik olaylar benim okuma keyfimi biraz kaçırdı. Evet, hikaye içindeki anlatıma çok uygun ve güzel olmuş ancak gerçeklikle çok içli dışlı bir okur kimliğim var sanırsam. Başkaları bu mistik kısımlar hakkında neler düşünüyor merak ediyorum açıkcası.

    Kitabın sonlarında piramitleri bulup gözyaşının düştüğü yeri kazmaya başlayınca bende çobanla birlikte heyecanlandım. Çobanı dövüp orada bırakan ve kendi gördüğü ispanya rüyasını anlatan haydutlardan sonra bir an kitap bitti sandım. Bir telaş aldı beni ancak sondeyiş kısmı ile ferahladım. Özellikle Fatima'yı bile arada kaynatmayıp hikayesini tamamladığı için kitaba teşekkür ettim. Malum konuyu havada/yarım bırakan eserlerden bıkmaya başlamıştım son zamanlarda. Kitabı okuyan arkadaşlar girişte yazdığım "Başından beri başucumda olan ve okumamı bekleyen bir kitaptı." göndermemi anlamışlardır sanırsam :)

    Kısacası okunası akıcı ve değişik bir tarzı olan roman. Yanlış hatırlamıyorsam yaşayan yazarlar arasında bir eseri en fazla dile çevrilen insan rekorunu kazandırmış bu kitap yazarına. Haklı bir rekor olduğunu söyleyebilirim. Tavsiye ederim.
  • Bu incelemeyi tekrar ban yemeyeceğimi düşünerek yazıyorum.

    Öncelikle bilirsiniz ki kısa hikaye yazmak roman yazmaktan çok daha zordur ve nüans gerektirir. Ancak yazarımız Poe zaten bu konuda uzman biri Amerika’nın en değerli yazarlarından/şairlerinden biridir ayrıca.

    Neyse kitap konusuna gelecek olursak adından da anlaşıldığı sürece bir cinayet kitabı kitapta dört
    farklı cinayete yer verilmiş. Cinayetler akıllı iki veya bir dedektif tarafından çözülüyor ama çözüm ki ne çözüm çünkü hiçbir cinayeti basit bir şekilde çözmüyorlar. Poe sizin algınızı başka bşr yere çekerken hınzırlık yapıyor ve bazı
    detayları size vermiyor ki çözümü siz de bulamayın.Aslında düşüksek bile zaten bulamayız :). Neyse, cinayetler normal cinayetler değil ve sizi çok şaşırtan zanlılar görüyorsunuz. Dedektiflerin akıllılıkları akıllara zarar ki zaten ipucu olmayan cinayetleri böyle insanlar çözer.

    Kitabın dili yalın olmakla birlikte içinde bazen Latince kelimeler kullanılmış ama siz cahiller için bunların açıklaması aşağıda dipnot olarak verilmiş. Stefan Zweig olmadığı için öyle alıntı yapacaksanız malzeme çıkmaz demedi demeyin. Ama sizi temin ederim ki en şaşıracağınız cinayetler bu kitapta olabilir.

    Söyleyeceklerim bu kadar okuyan herkese teşekkür ediyorum.
  • Kitapta, birden fazla karakter bulunmakta... Ramazan Salti karakteri bir psikoterapi seansında yaşadığı olayları anlatmayla başlıyor. Adamın tutkuyla bağlı olduğu Meltem Mira... Oyunlarını kaçırmadığı, her şeyinden haberdar olduğu kadındır.

    Birbirinden bağımsız, değişik karakterler, İlişkiler, konuşmalarla olaylar... Yazar kurgusunda çokça başvurduğu halleri karışık hale getirmiş. Çünkü karşıma çıkan karakterler ve olaylar, bir şekilde düşünmemi sağladı. Ama bazı kopmalarda vardı.

    Kitapta birbirinden farklı hikayeler ve kişiler baş karakterin fantezileri, kaybettikleri...

    Daha mutlu yaşar mıydım kendimsiz?

    Argo kelimeler, müstehcen tanımlamalar, heteroseksüel dışı ilişkilerde mevcut. Bunlar beni rahatsız etti, çünkü ilk kez böyle bir kitap okudum. Bunların dışında şiirsel anlatımlar vardı güzeldi...

    "Düşlerim de gayet müstesna bir öykü var senin için.
    Yıldız ışıması gözlerinden akıp giden, en fazla kendimiz kadar yalnız değil miyiz?
    Belki de bu dünyada cennet ve cehennem."


    Adıma imzalı kitap gönderen İbrahim Yusuf Pala Bey'e teşekkür ediyorum.
  • 16 Şubat 2011...

    Akşamında eve gelmiştim. Her zamanki gibi odama geçip, bir şeyler ile meşgul olmaya başlamıştım. Yan odada ablam televizyon izliyor, sıklıkla gülüyordu. Odaya girip, gözümü televizyona dikmiştim:

    "Ne izliyorsun, neye gülüyorsun abla?"
    "Baksana yeni bir dizi başlamış, ona gülüyordum."

    İşte o akşam Leyla ile Mecnun ile tanışmıştım. İlk izlediğim sahne, Mecnun'un Leyla'yı düğünden kaçırma sahnesiydi. Beş on dakika izler kalkarım, hep aynı şeyler diye düşünürken, izlemeden duramaz olmuştum bitene kadar. "Garip bi' dizi, izlemeye devam edelim bakalım," demiştim ve izlediğim bölümün 2. Bölüm olduğunu öğrenmiştim. İlk defa bi' diziye böylesine güldüğümü fark etmiştim.

    13 Haziran 2011...

    Aradan dört ay geçmiş, ben ise daha çok bağlanmıştım diziye. 17. bölüm biter bitmez evde, sokakta "Mahallede takılırdım dokuza kadarrrr, bu kıza kadarrrr," diye dolaşır olmuştum. O zamanki telefonum olan Nokia 5130 Xpressmusic'e şarkıyı atıp, mahallenin parkına gidip deli gibi dinliyordum.

    4 Temmuz 2011...

    20. Bölüm gelip çatmıştı. Sezon finaliydi ama-nedendir bilmiyorum-ben final bölümü sanmıştım. Sakızımla birlikte, "Yalaaaaannnn kim ne dediyseee ne duyduysannn hep yalaannn," diye dolaşıyordum mahallenin sokaklarında. Ayrıca bu bölüm içimi parçalamış, beni sakıza düşürmüştü. Pislik beee....

    30 Temmuz 2011...

    Aylak aylak kanalları gezinirken, Şimbilli karşıma çıktı. "Ramadan is coming," diyordu. Demek 2. sezon geliyordu, dizi bitmemişti. Geliyordu dizilerin efendisi.

    4 Ekim 2011...

    Her güzel şeyin bir sonu varmış demek...

    Malumunuz sette kavga olayı. Leyla, Arda, Zeynep'in diziden ayrılması. Ama dizinin devam edeceği haberleri. Benim ise "Olsun izlemeye devam hacı," seslenişlerim.

    31 Ekim 2011...

    30. Bölüm... Leyla'sız, Arda'sız, Zeynep'siz... O gün şunu anladım, hayatın ta kendisini. Hayatta da ayrılıklar vardır ya hani, öyle bir şeydi işte. Belki gitmeseler, hayatın penceresinden birisi olduğunu anlamayacaktım bu dizinin. Aslında hayatın ta kendisini anlatıyordu, ben yeni fark etmiştim.

    Leyla ile Mecnun, bir dizi değildi. Hayattı, gerçeklikti. Acıdan, hüzünden, sevinçten, aşktan, insanı insan yapan şeylerden besleniyordu. Kendimizi çok net bir şekilde izliyorduk orada, ikinci bir göz gibi izliyorduk kendimizi.

    İlk 29. Bölüm benim için çok özel olarak kalsa da Leyla ile Mecnun'un yeri benim için her zaman farklı ve baş köşede olmuştur. İnsanı ortaya çıkardıkları ve izleme fırsatı sundukları için hepsine ayrı ayrı teşekkür ediyorum, iyi ki varsınız güzel insanlar.

    "Arda'yım ben, Arda."
    "Nerdesin?"

    "Erik çok güzel erik."
    "İsmail Abi pardüsün nerde?"
    "Kim?"

    Gelelim kitap incelemesine. Burak Aksak bu kitabı için, "Leyla ile Mecnun'un 39. Bölümlük asıl senaryosu, asıl anlatmak istediğim. İçimde kalan, ilk Leylalı bir son," diyor. Kitap, diziden bolca öge barındırmasına rağmen tamamen farklı bir işleyiş ve sonla bitirilmiş. Burak Aksak'ın tarzına yakışır bir kitap olduğunu düşünüyorum. Kitaptan da dizideki keyfi ve hüznü aldığımı belirtmek istiyorum. Bir puanı da kitaptaki küfürlerden dolayı kırdım. Küfre karşı olduğumdan değil, dizide küfür olmaması ve dizideki o ruhu bozduğu için diye düşünüyorum. Herkese keyifli okumalar diliyorum. Unutmayın;

    "O gemi mutlaka bir gün gelecek."

    Unutmadan, aşağıya en sevdiğim dizi müziklerini de bırakayım;

    1. Bu Kıza Kadar - https://www.youtube.com/watch?v=8j91Y5-EBok
    2. Yalan - https://www.youtube.com/watch?v=JmeGMIw7D-4
    3. Geri Dönme - https://www.youtube.com/...t=PL05A1F62E221C7B06
    4. Eksik Bir Şey - https://www.youtube.com/...t=PL05A1F62E221C7B06
    5. Sevdalılar Beni Anlar - https://www.youtube.com/...t=PL05A1F62E221C7B06
    6. Hüzün - https://www.youtube.com/...21C7B06&index=15
    7. Elindedir Bağlama - https://www.youtube.com/...21C7B06&index=24
    8. Yeniden - https://www.youtube.com/...21C7B06&index=32
    9. Gökte Yıldız Ay Misun - https://www.youtube.com/...21C7B06&index=33
    10. Mecnun - https://www.youtube.com/...t=PL05A1F62E221C7B06

    "İsmail Abiiiiii..."