İnsan tüm zor koşullara rağmen kendisini hayata bağlayacak nedeni içinde yeşertebilir mi? Her yolun sonu acı, keder ve en nihayetinde ölüme çıkıyorsa direnmenin, çabanın ve emeğin ne önemi var? Tüm bu soruları cevaplandırarak ve bu cevaplandırmayı bizzat tecrübe ettiği tecrübeleriyle aktaran yazarın eserini mutlaka okumalısınız.
Türkiye’de demokrasinin başarısız olması esas olarak liderlerin başarısız olmalarından kaynaklanıyordu. Siyasal partilerin liderleri, Türkiye’nin çok boyutlu sorunlarını birkaç pratik ve kestirme kararla çözülmesi mümkün sorunlar olarak gördüler. Veyahut bu sorunları seçkinci niteliğe sahip olan kendi sağ ve sol ideolojilerini yaşama geçirmek için elverişli araçlar olarak değerlendirdiler. İdeolojileri benimserken ülkenin bunlara hazır olup olmadığını düşünmediler. Osmanlı İmparatorluğu’ndan miras kalan ve Cumhuriyet döneminde gelişen siyasal, sosyal ve kültürel kurumları, değerleri ve özlemleri görmezden gelerek ideolojilerini yaymaya çalıştılar.
Kemal Karpat’ın perspektifinden genç Cumhuriyet tarihi ve mirasçısı olduğu geçişi anlamlandırmak adına faydalı bir eser. Türkiye’de Toplumsal Dönüşüm adlı kitabı kadar orijinal fikirlere sahip olmasa da yine de okunmalı.
Kötülük sadece kötü insanların yaptığı bir eylem midir yoksa herkes içinde kötülükten bir nebze taşır mı veyahut kötülük uygun şartlar altında insanların umursamadan yapabileceği salt eylemsel bir düzlemde incelenebilir mi? Nazi suçlusunun yargılamasından bütün bu soruların cevaplarına uzanabileceğiniz eser günümüzde yaşadığımı olaylar düşünüldüğünde de anlamını daha da arttırıyor.