• Tevfik Fikret birgün Mehmet Akif Ersoy ile yolda karşılaşır.

    Tevfik Fikret der ki:
    Mehmet biliyorsun hepimiz bir gün ölücez. Sen de ölüceksin gömücez seni bir mezara. Sonra mezarının üzerinde otlar biticek. Bir inek gelicek ve o otları yedikten sonra az öteye gidip pisleyecek. Ben de o pisliğin yanına gelip vay be Mehmet ne idin ne oldun diycem.

    Bunun üzerine Mehmet Akif:
    Sen de birgün ölüceksin Tevfik. Seni de mezara gömücez. Senin de mezarının üzerinde otlar biticek ve bir inek gelip o otları yedikten sonra az öteye gidip pisleyecek. Ben de o pisliğin yanına gelip "vay be Tevfik hiç değişmemişsin" diycem. 😆😂🤣
  • Şairlerin Ölüm Sebepleri:

    (edip cansever 57, turgut uyar 58, cemal süreya 59 yaşında ölmüş. :s)

    Orhan Veli Kanık > 36 yasinda belediyenin actigi cukura dusmesinin ardindan carpma kaynakli beyin kanamasi.
    Sabahattin Ali > 41 yaşında sırtından vurularak.
    Cahit Sıtkı Tarancı > 46 yaşında akciğer zarı iltihaplanması.
    Edip Cansever > 57 yasinda beyin kanaması
    Tevfik Fikret > 48 yaşında şeker hastalığı kaynaklı böbrek iflası.
    Özdemir Asaf > 57 yaşında karaciğer kanseri.
    Edip Cansever > 57 yasinda beyin kanaması
    Turgut Uyar > 58 yaşında siroz
    Cemal Süreya > 59 yasinda carpmaya bagli kafa travmasi
    Nazim Hikmet Ran > 61 yaşında kalp krizi
    Mehmet Akif Ersoy > 63 yaşında siroz
    Behcet Necatigil > 63 yasinda akciger kanseri.
    Ahmed Arif > 64 yasinda kalp krizi.
    Bedri Rahmi Eyüboğlu > 64 yaşında pankreas kanseri.
    Cenap Şahabettin > 64 yaşında beyin kanaması.
    Ece Ayhan > 70 yaşında beyin tümörü.
    Yahya Kemal Beyatlı > 73 yasinda bagirsak iltihabi.
    Faruk Nafiz Çamlıbel > 75 yaşında kalp krizi.
    Rüştü Onur > 22 yaşında verem.
    Hasret Gültekin > 22 yaşında Madımak'ta yanarak.
    Muzaffer Tayyip Uslu > 24 yaşında verem.
    Arkadaş Zekai Özger > 25 yaşında beyin kanaması.
    Nilgün Marmara > 29 yasinda balkondan atlamak suretiyle intihar
    Didem Madak > 41 yaşında kolon kanseri.
    Behçet Aysan > 44 yaşında Madımak Oteli'nde yanarak.
    Cahit Zarifoğlu > 47 yaşında pankreas kanseri.
    Ziya Osman Saba > 47 yaşında kalp krizi.
    Ahmet Haşim > 49 yaşında böbrek ve karaciğer yetmezliği,
    Adnan Yücel > 49 yaşında akciğer kanseri.
    Hasan Hüseyin > 57 yasinda beyin kanaması.
    Ceyhun Atuf Kansu > 59 yaşında kalp yetmezliği.
    Mustafa Şerif Onaran > 76 yaşında mide kanaması.
    Attila İlhan > 80 yasinda kalp krizi.
    Cahit Külebi > 80 yaşında böbrek yetmezliği.
    Melih Cevdet Anday > 87 yaşında böbrek yetmezliği.
    İlhan Berk > 89 yasinda prostat kanseri.
    Fazıl Hüsnü Dağlarca > 94 yaşında zatüre.

    resim şekli: https://pbs.twimg.com/media/DMlvED7WsAESOQr.jpg

    kaynak: http://celiltr.tumblr.com/...B6l%C3%BCm-sebepleri
  • Ölçülerin alt üst edildiği bir dünyada yaşıyoruz. Fikret (Tevfik Fikret), tırnaklarının ucuna kadar aristokrattır. Başka deyişle Avrupa'nın ölçülerine göre halis bir "sağ". Akif (Mehmet Akif Ersoy) ise iliklerine kadar halktandır. Yani aynı ölçülere göre "sol"un kendisi. Ne var ki, her iki şair de Batı'dan yanlış olarak aktarılan hödükçe sıfatların yüzde yüz dışındadır. İkisi de bir yıkılış döneminin bütün ızdıraplarını yaşayan ve gönülleri kendi ülkelerinin meseleleriyle dolu birer Osmanlı. Aradaki mizaç farkları daha çok yetişme tarzlarından, aile çevrelerinden gelir. Fikret, politikacıların kaleminde bir sosyalist olarak yüceltilmiş; Akif ise muhafazakârların bayrağı olarak alkışlanmıştır. Fikret'te sosyalizmi ifşa edecek tek mısra bulmak kabil değildir. Akif ise sömürgeciliğe bütün gönlü ile düşman, ilerici ve samimi bir sanat adamıdır. İnsanları kaypak klişelere hapsetmek sadece cehaletimizi ifşa eder.
    Cemil Meriç
    Sayfa 270 - İletişim Yayınları, 3. Baskı
  • Necip Fazıl Kısakürek'in farklı kitaplarından birisi daha. Kitap üç bölümden oluşuyor.

    1-Edebiyat Mahkemeleri
    Edebiyat dünyasının ünlü simalarından Mehmet Akif, Tevfik Fikret, Yahya Kemal ve Nurullah Ataç gibi isimlerin bir mahkeme mizanseni içinde eleştiriliyor yargılanıyor. Tabiki burda yargılanan edebi kimlikleri. Bu kişiler sorgulama ve yargılamaya tabi tutulmakta ve haklarında gereken hükümler verilmektedir. Tabi bu mahkemenin hakimi, savcısı yeri geldiğinde tanığı da Necip Fazıl Kısakürek! Genelde de olumsuz hükümler veriliyor. Nazım Hikmet ile alakalı olaraksa bir mahkeme söz konusu olmayıp Necip Fazıl'ın bir röportajında onun hakkında söyledikleri yazılmış. Sağdan soldan görüp, kulaktan duyma efsanelerle sosyal medyada Necip Fazıl-Nazım geyiği yapmak yerine bu kitaptan kaynağından okumak gerek.
    Mehmet Akif kısmı beni şaşırtmadı (!) yine O'nun hakkında da olumsuz bir sonuca varlıyor yalnız, “doğru yolun kifayetsiz mütefekkiri, küçük şairi” seklinde şerh konularak fakat bu değerlendirmelerde hangi ölçüleri kullandığını doğrusu anlayabilmiş değilim. Mehmet Akif ve Yahya Kemal gibi isimlerin Necip Fazıl tarafından böyle eleştirilmesinin sosyolojik bakımdan acı sonuçları da var muhakkak. Ben geçen haftalarda oğlu Osman Kısakürek ile görüştüğümde özellikle Mehmet Akif ve bu meselerde sorular sordum fakat üstü kapalı cevaplar aldım açıkçası. Edebi anlamda eleştiriyi de bir nevi kabul edilebilir ama fikir anlamındaki muhalefeti hala anlayabilmiş değilim. Mehmet Akif Ersoy'un Abdülhamit zamanı ağır muhalefeti -ki Necip Fazıl Kısakürek'in Abdülhamit'e muhabbeti malum- ve Mehmet Akif'in Cemaleddin Afgani Muhammed Abduh'un reformist görüşlerinden etkilenmiş olması (en azından çizgi olarak) Necip Fazıl'ın içtihata karşı sert bakışı nedeniyle Mehmet Akif eleştirilerini izah ediyor belki. Yine de Mehmet Akif'in bu ülkenin ve islamın en zor zamanlarındaki misyonunu durduğu yeri nazara alırsak bu eleştirinin dozunun doğru olmadığı kanaatindeyim.

    2- Doğu Edebiyatı
    Doğu edebiyatına kısa ve genel bir girişten sonra, Arap, Mısır, Fars edebiyatında zirve yapmış, şair ve yazarların eserlerinden örnekler vererek bize sunuyor, Doğu’nun büyükleri olarak da Nizami, El- Maarri, Hayyam, Ibn-i Fariz ve Sadi gibi isimleri gösterip bunlardan birçok alıntı yapmış.

    3- Dil Raporları
    Zavallı Türkçe ve Dil Laboratuarından adlı iki ana başlıkları altında dilimizin nasıl ve niçin bozulduğu üzerinde tahliller yapılmakta ve çözüm yollarının neler olabileceği göstermektedir. Dil Laboratuvari’nda ise daha çok dilimizin imla kuralları ve uydurmalar üzerinde durmuştur.