• Biz Allah'ı zikredince, Allah da bizi şanına uygun bir tarzda zikretmekte; rahmet ve yardımda bulunmaktadır. Kulluğumuzu kabul buyurmakta, tevbe ve istiğfarlarımızı işitmekte ve dualarımıza icâbet etmektedir. Hadis-i
    kudside söyle buyrulur:

    "Kulum beni zikrettiğinde ben onunla beraberim.O beni kendi içinde zikrederse ben de onu zâtımda zikrederim.O beni bir topluluk içinde zikrederse, ben de onu o topluluktan daha hayırlı bir topluluk içinde zikrederim." (Buhari, Tevhid 15)

    Allah'ı zikir dille, kalple ve bedenle olur. Dille zikir, Allah Teâlâ'yı en güzel isimleriyle anmak, O'na hamd etmek, O'nu tüm noksanlıklardan pak ve uzak tutmak, kitabını okumak ve dua etmektir. Kalb ile zikir, Allah'ı gönülden anmak, O'nun varlığının delilleri, isim ve sıfatları üzerinde düşünmektir. Bedenle zikir ise vücudun azalarından her birinin görevli bulundukları vazîfeyle meşgul ve dopdolu olması, kendilerine yasaklanan şeylerden uzak bulunmasıdır.
    Büyük velilerden Ubeydullâh Ahrâr (k.s.), Allah Teâlâ'nın zikriyle eriyebilmek için şöyle bir yol tavsiye eder:

    "Hayal et ki, dünya yeşil bir kubbedir. Onun içinde de Allah'tan başkası yoktur; bir de sen varsın. Bu hâlinle Allah'ı anmaya devam et ki,
    ezilip eriyip gitme tecellisi seni sara... Bundan sonra sana ihtiyaç kalmaya, ancak O (c.c.) kala..." (Hânî, el-Hadâiku'l-verdiyye, s. 474)

    Şükür, verdiği nimetlerden dolayı kulun Allah'a teşekkür etmesi, minnettarlık duyması, bunu söz ve amelleriyle göstermesidir. Dolayısıyla şükür
    de yine bu üç yolla yani dil, kalp ve bedenle yerine getirilir. Kul, şânına layık bir şekilde Allah’ı zikredecek, Allah da kulunu şanına lâyık bir şekilde anıp hatırlayacaktır. Yine kul, verdiği nimetlerden dolayı Rabbine teşekkür edecek ve fakat O'na asla nankörlük etmeyecek, nimetlerini görmezden gelmeyecektir. Şükür nimetin artmasına, nankörlük ise nimetin elden gidip ilahi azabın inmesine sebeptir. (bk. İbråhim 14/7)
    Ömer Çelik
    Sayfa 213 - Erkam Yayınları, 1. Cilt, Bakara Sûresi tefsiri
  • İslam dini söylemden ziyade pratiğe önem veren bir dindir.Kur’an-ı Kerim baştan sona incelenecek olursa görülecektir ki:Allah subhanehu ve teâlâ imanı zikrettiği ayetlerde,müminlere seslendiği ayetlerde imanla beraber ameli de zikretmiştir.İtikad esaslarında vahyi esas alan ehli sünnet,amelin imandan olduğunu vurgulamıştır.Kur’an,iman ettiğini iddia edip,amelden yüz çevirenleri münafıklar olarak vasfetmiş ve imanlarını yalanlamıştır.
    Kur’an-ı Kerim’de iman lafzı her zaman fiil kalıbıyla kullanılmıştır.Fiil:İş,oluş,eylem bildiren kelimelerdir.Söylemde kabul edilen Kelime-i Tevhid pratik olarak eyleme dönüşürse sahibine fayda verecektir.Yoksa Kur’an nassıyla yalanlanmış olacaktır.

    “(Bazı insanlar)’Allah’a Rasûlü’ne iman ettik ve itaat ettik’ derler.Sonra onlardan bir grup (bu sözlerinden) ardından yüz çevirir.Bunlar müminler değildir.” 24/Nur,47
  • Arapça “vahhade” fiilinden türeyen tevhid; sözlükte, ‘birlemek, tek kılmak’ anlamına gelir. Terim olarak ise; Allah’u Teâlâ’yı (zâtında, rububiyetinde, ulûhiyetinde, isim, sıfat ve fiillerinde tek kabul ederek) ibadetle birlemeyi ifade eder.

    Ayrıca tevhid, içerisine şu manaları da ihtiva eder:

    Tevhid; Allah’u Teâlâ’nın isim ve sıfatları konusunda şirk’i reddetmektir.

    Tevhid; Allah’u Teâlâ’nın kullarına emredip, kullarından istediği Müslüman’ın pak inanıştır.

    Tevhid; Âlemlerin tek rabbi olan Allah’u Teâlâ tarafından gönderilen inanç ve ilahi dinin adıdır.

    Tevhid; Allah’u Teâlâ’nın varlığına, birliğine, tüm yetkin niteliklerin kendisinde toplandığına, eşi ve benzeri bulunmadığına inanmaktır.

    Tevhid; Allah’u Teâlâ’nın eşi, benzeri, dengi, misli, ortağı olmadığına iman etmektir.

    Tevhid; yaratan, yaşatan ve yöneten olarak yalnızca Allah’ı kabul edip, başkalarını kabul etmemektir.

    Tevhid, Yaratan’ın sıfatlarını yaratıklara, yaratıkların sıfatlarını Yaratan’a vermeyi yasaklayan inançtır.

    Tevhid; Allah’u Teâlâ’nın kemal sıfatlara sahip olduğuna ve bütün noksan sıfatlardan ve mahlûkata benzemekten uzak olduğuna inanmaktır.

    Tevhid; bir olanı birlemek ve onu her türlü şirkten tenzih etmektir.

    Tevhid; Allah’u Teâlâ’nın tüm ibadeti hak eden olduğunu kabul etmek ve tüm ibadetleri O’na yapıp, O’ndan başkasına yapmamaktır.

    Tevhid; Allah’u Teâlâ’nın hak ilah olduğunu kabul edip, insanların kafalarındaki ve yaşantılarındaki tüm batıl ilahları red etmektir.

    Tevhid; Allah’u Teâlâ’nın varlığını kabul etmek değildir; Allah’u Teâlâ’yı şirksiz kabul etmektir.

    Tevhid; tüm peygamberlerin ortak inancı ve ortak dini olup, kavimlerine yaptıkları davetin adıdır.

    Tevhid; “la ilahe” ile red ettiren, “illallah” ile de kabul ettiren inanç sistemidir.

    Tevhid; inancı, ameli ve ahlaki ihtiva eden ilahi çağrıdır.

    Tevhid; insanları muvahhidler ve kâfirler olarak iki kısma ayıran bir rabbani ayırıcıdır.

    Tevhid; tevhidi dünya görüşü ve yaşayışını birlikte getiren inanç sistemidir.

    Tevhid; Allah’u Teâlâ’ya isyan eden tüm tuğyan ehli mahlûkatı; şeytanı ve şeytanlaşan tüm tağutları reddetmektir.

    Tevhid; Allah’u Teâlâ’nın tüm hükümlerini kabul etmek, ona ve onun hükümlerine alternatif olarak sunulan beşeri sistemleri ve hükümlerini red etmektir.

    Tevhid, Müslüman’ın inancıdır. Ya da diğer bir ifade ile ancak tevhid inancının sahipleri Müslümandırlar.

    Burada dikkat edilmesi gereken önemli bir husus; tevhid inancının hayata yansımasının gerekliliğidir. Tüm peygamberler tevhid dininin tevhid elçileri olarak tevhid dinine çağrılarını yapmışlardır. Tevhidi daveti yaparlarken de tevhide muhalif şirk unsurlarına da savaş açmışlardır. İbrahim aleyhisselam’ı düşündüğümüzde elinde balta ile bir tevhid eylemini gerçekleştirdiğini görürüz. O müşrik kavmini tevhide çağırdığı gibi şirkle mücadelesini eyleme de dökmüştür. Ki Efendimiz aleyhisselam’da ve sahabelerinde de biz bunun örneklerini görmekteyiz. Tüm tevhid önderleri ve takipçileri, tevhidin gerekliliklerini hayatlarında göstermişlerdir. Tevhid davetini kabul edenler putlardan ve putçu sistemden, putperest kültür ve yasalardan uzaklaşmışlar, tevhidin ayrıştırıcı yönü hayata yansımıştır. Bu davet kıyamete dek devam edecek bir davettir. Bu daveti kabul edenler, tevhidin akidevi boyutunu öğrendikleri gibi ameli boyutunu öğrenip, davetin gereklerini hayatlarında yaşamalıdırlar.

    Rabbim öğrenip, yaşamayı kolaylaştırsın. Allahûmme âmin.
  • Ey dünya misafirleri!
    Göz açıp kapayıncaya kadar geçecek olan ömrümüzde
    Sizleri bütün Resüllerin ortak daveti olan Tevhid dinine,ihlas dinine,kurtuluş dinine,hidayet dinine,cennete götürecek dine,kısaca İslam dinine
    (TEVHİD'İ TAM MANADA YAŞAMAYA)davet ediyorum.

    Sizleri Tevhid'i öğrenmeye,araştırmaya,tağut ve tağutları reddedip,eşi benzeri,ortağı olmayan,bir olan Allah'ın huzurunda bir olmaya,şirk ve şirk ehlinden uzaklaşmaya,bidat ve hurafelerden sakınmaya davet ediyorum.
    Gelin ibadetlerimizi,itaatimizi,kulluk görevimizi araya aracı koymadan,yalnız O'na yapan,O'nun rızası olduğu ve emrettiği şekilde yaşamaya çalışan,muvahhid müslümanlardan olmaya çalışalım.
    O'ndan başka ilah yoktur.
    O'ndan geldik ve dönüş O'nadır...
  • Ey dünya misafirleri!
    Göz açıp kapayıncaya kadar geçecek olan ömrümüzde
    Sizleri bütün Resüllerin ortak daveti olan Tevhid dinine,ihlas dinine,kurtuluş dinine,hidayet dinine,cennete götürecek dine,kısaca İslam dinine
    (TEVHİD'İ TAM MANADA YAŞAMAYA)davet ediyorum.

    Sizleri Tevhid'i öğrenmeye,araştırmaya,tağut ve tağutları reddedip,eşi benzeri,ortağı olmayan,bir olan Allah'ın huzurunda bir olmaya,şirk ve şirk ehlinden uzaklaşmaya,bidat ve hurafelerden sakınmaya davet ediyorum.
    Gelin ibadetlerimizi,itaatimizi,kulluk görevimizi araya aracı koymadan,yalnız O'na yapan,O'nun rızası olduğu ve emrettiği şekilde yaşamaya çalışan,muvahhid müslümanlardan olmaya çalışalım.
    O'ndan başka ilah yoktur.
    O'ndan geldik ve dönüş O'nadır...