İnsan hayatla boğuşurken anlamı keşfeder; kafamızı taşlara vururken, hayal kırıklıkları yaşarken, ıstırapları alt etmeye çalışırken... Hayat sürekli bir mücadele halidir. Bu mücadele zaten bize yaşamanın dokusunu verir. Yaşamak yorulmaktır ve bunun için de güzeldir.
Biz zannediyoruz ki elimiz sıcak sudan soğuk suya değmezse, dertsiz tasasız bir hayat yaşarsak mutlu insanlar oluruz. Aksine ruh gayretsiz kaldıkça kayıtsız, vurdumduymazlaşır ve psikolojik ceset halinde insanlara dönüşürüz.
Hayatta her şey zıddıyla kaim: Biz acıyı, kederi tecrübe etmeksizin mutluluğu tam anlamıyla tecrübe edemeyiz. Aslında insan ıstıraptan kaçmakla mutluluktan da kaçıyor.