• Fuck the sistem
  • 104 syf.
    Odun kesimi, telgraf ulaklığı, cam üfleme... Charlie Chaplin deyince aklımıza gelmeyecek birkaç işten biri belki... Ancak seksen sekiz yaşında hayata veda edene dek üretmekten vazgeçmemiş olan, başyapıt niteliğinde birçok filmin yazarı, oyuncusu hatta yönetmeni olmuş, dünyaca ünlü 'sessiz' adam Charlie Chaplin; Victoria Dönemi İngilteresinin yoksulluğunda bütün bu işleri yaparak hayatta kalmış. Çocukluğunun büyük bölümünü düşkünler evinde, kimsesizler yurdunda geçirmiş olan Chaplin, annesinin hastalığı, alkolik olan ve çocuklarına bakmak istemeyen babasının ilgisizliğine rağmen 'bir şeyler yapması gerektiğinin' ve 'oyuncu olmak istediğinin' bilincinde; 'küçük ayakları ile kocaman adımlar' atmış hayatı için, "Çalışmak yaşamak demektir ve ben yaşamayı seviyorum. " demiş ve hep çalışmış.

    Kitap sayesinde, Chaplin'i farklı özellikleriyle ve yakından tanıma fırsatı buldum.-Bir biyografiden beklenecek en önemli şey :))- İlk çocuğunu kaybettikten sonra sekiz çocuğu daha olduğunu öğrendim mesela ve kitapta geçtiği gibi "Torba gibi bir pantolon, dar bir ceket, melon şapka, büyük ayakkabılar ve küçük bir bıyık..." tipinden daha farklı resimlerini gördüm, zamanın teknolojisi nedeniyle filmlerini büyük zorluklarla çektiğini, sıradan -gibi görünen- hareketleri defalarca tekrarladığını, bizdeki birçok filme konu olarak kaynak olduğunu anlamış oldum. Mükemmelliyetçi bir karakteri olan ve fayda gözeten bir sanatçıymış; dünyadaki, işsizlik, yoksulluk ve haksızlıkları, uluslararası düzeyde çözebilecek bir ekonomik sistem üzerinde çalışmaya karar vermiş ama bu mümkün olmayınca yapabileceği tek ve en iyi şeyi yapmış: film çekmek...

    FİLMLERİ:

    *Making A Living (Yaşıyor Gibi Yapmak) (1914)
    *Kid Auto Races at Venice (Venedik’te Çocuk Otomobil Yarışları) (1914)
    *The Immigrant (Göçmen) (1917)
    *The Kid (Yumurcak) (1921)
    *The Gold Rush (Altına Hücum) (1925)
    *City Lights (Şehir Işıkları) (1931)
    *Modern Times (Modern Zamanlar) (1936)
    *The Great Dictator (Büyük Diktatör) (1940)
    *Monsieur Verdoux (Mösyö Verdoux) (1947)
    *A King in New York (New York’ta Bir Kral) (1967)
    *A Countess From Hong Kong (Hong Kong’lu Hostes) (1967)
    ...


    Bitti ve sanki vedalaştım onunla: Hoşçakal , sessiz olduğu hâlde herkesin anlayabildiği adam.
    ...
  • A group of bees working together can achieve abilities resembling those of a single human brain. Imagine an entity containing the power of multiple, interacting human brains. We create such a system whenever we interact. And the best example of the power of such a system comes from the practice of science. It is through the practice of science that we will be able to unravel the mysteries of the brain. This book shows how exciting this journey will be.


    Çeviri:Birlikte çalışan bir grup arı, tek bir insan beynininkine benzeyen yetenekler elde edebilir. Çok sayıda etkileşime giren insan beyninin gücünü içeren bir varlık hayal edin. Ne zaman etkileşim kurarsak böyle bir sistem yaratırız. Ve böyle bir sistemin gücünün en iyi örneği bilimin pratiğinden geliyor. Bu, beynin gizemlerini çözebilecek olan bilimin uygulamasıdır. Bu kitap bu yolculuğun ne kadar heyecan verici olacağını gösteriyor.
  • Tasavvuf Seni Çağırıyor' un elinizdeki ikinci baskısına çalışmayı tamamlayacağı düşünülen 5 yeni mülâkat eklenmiştir. Mülâkatlardan ilki tasavvuf çalışmalarının akademik çevrelerde önemli isimlerinden Prof Dr. Süleyman Uludağ ile gerçeldeştirildi. Prof. Süleyman Uludağ ile yapılan bu mülâkatta birbiri ile irtibatlı üç konuya odaklanılmıştır: Ana çizgileriyle zühd, tasavvufun erken dönemi ve tasavvufun İslâm ilim geleneğindeki yeri. Eklerden ikinci ise batıdaki tasavvuf ve mâneviyât araştırmalarının seyri hakkında bir fikir vermesi bakımından Prof. Dr. Robert Frager ile gerçekleştirilen röportajın İngilizceden çevirisidir.1 Robert Frager çalışmalarıyla gelenek ile modern, doğu ile batı arasında köprü kurmaya gayret göstermektedir. Bu bağlamda psikoloji ve tasavvufun bir arada olduğu metinler kaleme almış ve benötesi psikolojiye dâir eserler vermiştir. Mülâkatta üzerinde sıkça durduğu konu nefsin doğası ve nefs ile mücâdele yöntemleridir. Üçüncü olarak, Tasavvuf Seni Çağırıyor'un ilk baskısında Mevlânâ ve Mevlevîlik konusunda yapılmış röportajların içeriğine katkıda bulunacağını düşündüğümüz, merhum Dr. Selçuk Eraydın hocamızla vefatı öncesinde yapılan mülâkatı iktibas ettik.2 Zîra Selçuk Eraydın Bey ile yapılan bu konuşma, temel meseleleri itibariyle popülaritesini ve güncelliğini hâlâ muhâfaza etmektedir. Mezkûr konuşmada Selçuk Bey gerek görsel gerekse yazılı medyanın sıkça gündemde tuttuğu Mevlevî âyini ve semâ'ı konusunda otantik anlamda riâyet edilmesi gerekli hususların altını özellilde çizmektedir. Dostu Selçuk Bey ile iki önemli tasavvuf klasiği Fusûs ve Mesnevî metinlerinin Ahmed Avni Konuk tarafından yapılan şerhlerinin Türk okuyucusu ile buluşmasına himmet eden Prof. Dr. Mustafa Tahralı hocamızla eserin ilk baskısında Mesnevî'yi anlamak çerçevesinde konuşmuştuk; Fusûs kısmı eksik kalmıştı. Kendisiyle daha önceden söz konusu şerhin yayımı sonrasında yapılan mülâkatı Tasavvuf Seni Çağırıyor'un ikinci baskısı için ilk röportajın mütemmim bir cüzü olması hasebiyle bir arada yayımlamanın daha uygun olacağını düşündük.3 Farsça yazan Mevlana Celaleddin-i Rumi ve Arapça eserler veren Muhyiddin-Arabi ye ilk baskıda değinmiştik. Hiç şüphesiz ikisinin anıldığı yerde hatırlanması elzem olan üçüncü isim ise -şâir Cemal Süreya 'nın ifâdesiyle Türkçenin süt dişleri- Yunus Emre 'dir. Tasavvuf edebiyatı konusunda titiz çalışmalarıyla tanınan Prof. Dr. Bilal Kemikli ile Yunus'u, şiirlerini ve şiirlerinin ana teması olan aşk ve dostluğu konuştuk. Ayrıca SSelçuk Küpçük 'ün Tasavvuf Seni Çağırıyor yayımlandıktan sonra kaleme aldığı değerlendirme yazısını da alıntıladık.4 Söz konusu yazıda röportajlar arasındaki irtibat, metnin iç örgüsü bütünlüklü bir şekilde değerlendirmeye tâbi tutulmuştur.
    Tüm bunlara ilâveten ikinci baskıda mülâkatların içerikleri gözetilerek, -genel konulardan daha özel konulara doğru seyreden bir tarzda-, yeni bir sıralamaya gidilmiş, kendileriyle mülâkat yapılan kimselerin kısaca biyografileri verilmiş ve ayrıca ileri oku malar için ilgilisine bir liste hazırlanmıştır. Bu vesileyle Tasavvuf Seni Çağırıyor'un genişletilmiş ikinci baskısının yapılması konuşunda gösterdilderi ilgi, teşvik ve destelderden dolayı Hayykitap'ın yayın yönetmeni Rauf Baysal'a, K. Yusuf Ünal'a, Y. Emre Altuntaş'a ve Halit Ömer Camcı'ya içtenlikle teşekkür ediyorum.

    Çağrıya kulak vermek temennisiyle...
    Ercan Alkan
    Üsküdar, Ocak 2012





    1 "The Tyrannical Nafs", Röp. Craig Hamilton, Enlightennext, sayı: 17, 20009
    2 "Yapılan Mukâbelelerde Bâzı Kurallara Riâyet Edilmiyor", Yeni Şafak Gazetesi, 19 Aralık 1995.
    3 ''Vadet-i Vücud rasyonalist bir sistem değildir'' Röp. N. Ahmet Özalp
    4 ''Kendini bilmenin metodolojisi'' Edebiyat Ortamı sayı:9, 2009
  • Öğrenmenin normal yolu yoktur.
    Herkesin aklı özgün, zekası yeterlidir.
  • Azı olan da, çoğu olan da harcıyor. Hiçbir Eğitim Sistemi yoksulluğu gidermiyor, bireyin dezavantajlarını köreltmiyor.