Bir Çöküşün Öyküsü kitabının yorumu ile geldim :)
Gerçekten okuduğum sayılı ve anlamlı klasiklerden biriydi. Stefan zweıg'in okuduğum 3. kitabıydı. Dilini gerçekten sevdiğim ve herkese önerdiğim bir yazar. Klasik başlangıcı yapmak istiyorsanız Zweıg'in kitaplarına mutlaka şans vermelisiniz.
Konusuna gelelim. Madame de prie, XV, Louis döneminde yaşayan ve şöhretini, göz önünde olmayı ve eğlenmeyi seven prenses sürgün edilir. Ama geri döneceğine emin bir şekilde gittiği yerde güzel zaman geçirmeye ve bu sürgünün bir tatil ödülü olduğu konusunda kendisini kandırır. Ve bu yalana da inanır. Ama her geçen gün eski yaşantısını, şöhretini özler. Saraya sürekli mektuplar gönderir. En sonunda bir daha asla geri dönmeyeceğinden emindir ve unutulduğununda farkına varır. Sürgün edildiği yerde günlerce haftalarca aylarca eğlenceler hazırlar. Ama bu eğlencenin sonunda bizi bir şey bekliyor. O kadar çok etkilenmiş ve o kadar güzel dersler çıkartmıştım ki bu kitaptan... Herkesin okumasını gerçekten çok isterim. Çok anlamlı bir sondu gerçekten. Bir günde soluksuz okumuştum kitabı.
Puanım 10/10
Alıntılar:
"Ölümüyle zorla etmek istediği ölümsüzlük, adının yanından teğet geçmişti, Yazgısı, önemsiz olayların tozuyla dumanın altında kalmıştı."
"Tek bir insanın diğeri için neler ifade edeceğini hiç bilmemişti, çünkü hiç yalnız kalmamıştı."
Bir sonra ki yorumda görüşmek üzere