Kitabı yarıda bırakmam çok manidar oldu :). Aslında bu tür kitaplar okumayı sevmem bana gaz veren boş kitaplar gibi gelir, ama kitabın arka kapağındaki birkaç değerlendirmeyi okuyunca kitaba olan beklentim arttı. Başta baya bi işin felsefesini yaptı, okudum okudum ama sonra yavaş yavaş gaz vermeye doğru geçişini farkettim, soğudum o yüzden ve yarım bıraktım. Sonra okumaya başladıktan sonra bu işin bu tarz kitapları okumakla düzelmeyeceğini çok daha iyi anladım.
Kitabı genel olarak beğendim. Zaten Zweig okumayı çok severim, özellikle onun derin psikoloji birikimini eserlerine yansıtmasını. Bu kitapta da fazlasıyla bu özelliğini konuşturdu zaten. Zweig bu kitapta tarihteki bazı önemli olayları, önemli şahsiyetlerin hayatlarındaki kırılma noktalarını sanki o an o olayları izliyormuş gibi müthiş bir şekilde aktarıyor. Neyse bunlar bir yana kitap bende şu konuyu sorgulattı : Fatih'in İstanbul'u fethini anlatırken bize anlatılan tarihten farklı anlatıyormuş gibi geldi. Okuyup aradaki farkı görmenizi isterim, okuyunca zaten çok bariz bir şekilde fark edersiniz ne demek istediğimi. Acaba bize anlatılan tarih ne kadar doğru diyeceksiniz bence.