Yaklaşık 20 yıllık geçmişi olan
Epstein davasında işlenen korkunç suçlar, binlerce mağdur ve bu suç ağıyla ilişkili pek çok isim var fakat tutuklu sadece “bir” kişi var. Maxwell dışında “yargılanan” tek bir kişi yok. Onu da adeta “tatil köyü” gibi bir yere naklettiler. Affedilmesi bile konuşulabiliyor. Bir de Epstein’in kendisi var ki, o da öldü mü, öldürüldü mü, yaşıyor mu belli değil. Aynı şeyler Maxvell için de iddia ediliyor bu arada.
Bu dosyayı ifşa edenler bize şunu söylüyor: Ne düşündüğünüz, ne hissettiğiniz önemli değil, ne yapabileceğiniz önemli. Ve hiçbir şey yapamayacaksınız!
Bir şey yapamayacak olmamız bir şey yapmaya gücümüzün yetmediğinden değil, bu rezilliğe hemen herkesin bir yerinden bulaşmış olmasındandır. Bu pisliğe bulaşmış olmak için illa Epstein adasına gitmeniz gerekmiyor. Epstein adasının failleriyle “ortak çıkar”lara sahip olmanız yetiyor. Türkiye de dahil olmak üzere İslam dünyası ve Batı iki buçuk yıldır Gazze’de kanıtladı bunu.
Epstein dosyasında Türkiye’nin adı geçiyor mu diye bakıyorlar. Geçse ne olur geçmese ne olur?
Epstein dosyası İsrail’in Gazze’de iki yıldır yapıp ettiklerinden daha mı iğrenç? O dosyada isminizin geçmiş olması İsrail’le ilişkilerinizi hâlâ devam ettiriyor olmanızdan daha mı iğrenç?
Gazze’yi Siyonistlerin yönettiği Barış Kurulu’na teslim etmek daha mı az iğrenç?
Tel-Aviv’e gitmek, orada elçilik açmak Epstein’in adasına gitmekten daha mı az kirli bir şey? Ülkemizde İsrail elçiliğinin açık olması daha mı az kötü?
Bir bakanımız ne demişti: “Eyvallah katliamı kınıyoruz ama İsrail bizim serbest ticaret anlaşmamızın olduğu bir ülke. 6 satıp 1 aldığımız bir ülke”
Bunu söylemekten utanmayanlar Epstein’in dünyasına nasıl karşı çıkabilir ki?
Bu sözleri siretle, siyerle, Peygamberimizin hayatıyla meşrulaştıran bir