Babam aynı hafta içinde birkaç defa aynı ödevi yapıp yapmadığımı sorardı. Onun için önemli olan alacağı yanıt değildi, tıpkı annemin okulda günümün nasıl geçtiğini sorması gibi. Soruyu soran da kendisi değildi zaten, üstlendiği roldü, bunu ne kendisi istemiş ne de ona soran olmuştu, bir çocuğun ödevlerini yapmasının daha doğru olacağına dair inanışı içselleştirmişti sadece.
Anlamamış gibi yapardım, yine sessiz kalırdım - çığlık atma arzusu sarardı içimi, o çığlığı atamayacağımı bile bile, yemek borumda tıkanıp kalmış yabancı, yakıcı bir madde gibi.