“It isn’t always easy to be different from everyone else,” said their mother. “But you can only be who you are.”
Sayfa 20 - The mother·Kitabı okudu
1000Kitap
Reklam
I wore feathers and stripes so that the other kids would think I was beautiful, but they thought I was weird, and then I wore a shell and spines so that no one would pull or poke me, but they did not talk to me, and then I tried to be just like everyone else, but I haven’t made any friends. I can’t decide what to be! Why do I have to be just one thing?
Sayfa 18 - Miu Lan·Kitabı okudu
1000Kitap
whatever you dream of, i believe you can be, from the stars in the sky to the fish in the sea you can craw like a crab or with feathers fly high, and ill always be here, ill be near, standing by, and you know that l'll love you till the day that i die.
Sayfa 5 - The Mother·Kitabı okudu
1000Kitap
Günümüzde iyi bir hikayenin fiziksel eylem içeren bir sahneyle -ceset bulan ya da zombilerin tehdidi altındaki insanların olduğu sahneler-açılma ihtimali daha yüksek. Büyük sesle değil, küçük sesle yani. Bütün suç filmlerde. Filmlerin açılışındaki "kanca" sahneleri taklit ediyor hikayeler bugün. Thom Jones'un bana dediği gibi "Aksiyon kendi otoritesine sahiptir." Eylem izleyicinin ilgisini çeker. Bir ara söz: Denizaşırı ülkelerdeki çevirmenleriniz somut fiiller kullandığınız için bayılacaklardır size. Aksiyon filmlerindeki aksiyon gibi kurmaca eserde kullanılan fiiller de diğer dillerde aynı etkiye sahiptir. Öpücük başka dilde de öpücüktür. İç geçirme yine iç geçirmedir.
Pdf
Bir Şehri Nasıl Kaybedersiniz? Bin yıl önce hidrolik mühendislerinin yarattığı yapay bir gölün ortasında, mükemmel bir kare şeklindeki yapay bir adanın kalıntılarının üzerinde duruyordum. Gün ışığı, kumtaşından yapılan aşınmış duvarlarda oynaşıyordu. Her ne kadar bu mevsim Kamboçya'da kuru mevsim olarak geçse de mevsime uymayan yağmur fırtınaları yerel çiftçilerin her yıl yaktıkları tarlalarından yükselen dumanı temizlemişti. Uzakta, eski Kmer İmparatorluğu'nun başkentinin mimari şaheserleri olan Angkor Thom ve Angkor Wat'ın kulelerini görebiliyordum. Zirve döneminde bir milyon kişinin ikamet ettiği Angkor, bir zamanlar dünyanın en kalabalık şehriydi. Ben de işte bu şehrin merkezinin hemen yanında duruyordum. Ayaklarımın altında Kral I. Suryavarman döneminde, Batı Baray isimli devasa bir rezervuarın tam ortasına inşa edilmiş bir 11. yüzyıl Hindu tapınağı olan Mebon uzanıyordu. O sabah körfezin güney sahilinde, birkaç papel karşılığında ziyaretçileri Mebon'a götürmek üzere yola çıkan bir avuç motorlu tekne göze çarpıyordu. Bu kısa bir yolculuk değildi; dikdörtgen şeklindeki Batı Baray sekiz kilometre, kabaca tipik bir havaalanındaki üç uçak pisti uzunluğundaydı. Bin yıl önce işçiler körfezi kazmayı bitirdiklerinde rezervuarın tam kalbinde yer alan Mebon Tapınağı kilometrelerce çaptaki kuru bir toprak parçasıydı.
Sayfa 13·Kitabı okudu
Alıntı
Reklam
Reklam