Boşluk. Koskocaman bir boşluk. Kitabı kapattığımda hissettiğim şey buydu. Bazı kitaplara “konusu çok klişeymiş” deyip geçiştiririz belki de ama bize hissettirdikleri, kattıkları eşsizdir. Kitabın arka kapağını okuduğum an karakterin böyle bir durumda ne düşündüğünü, hissettiğini, yapacaklarını o kadar merak ettim ki hemen okumaya başladım. Kitap tabii ki beni yanıltmadı. Neden dünyada bu kadar imkansıza yakın şeyler olurken aşkın yalnızca bir defa olabileceğini düşündüm. Bunu sorguladım. O kadar çok şeyi düşündüm ki Taylor Jenkıns Reid işlediği konu dünyanın en alışılagelmiş konusu bile olsa farklı bakış açıları katabilecek bir yazar. Tamamıyla karakterler o kadar yerindeydi ki. Her karakterin yaptıkları kendine göre o kadar doğruydu ki. Bu kadar güzel olamazdı, bu kadar iyi işlenemezdi. Emma’nın değişimi herkese ilham olabilecek bir karakter değişimiydi. Değişim kaçınılmaz istesek de istemesek de bundan kaçamayız. Kitabı okursanız bir aşk romanından fazlası olduğunu anlayacaksınız. Ayrıca tabii ki kurulan cümleler ve kitabın akıcılığı her zaman olduğu gibi mükemmeldi. Yazarın okuduğum dördüncü kitabı ve galiba favorim oldu. Ayrıca yan karakterlerin sadece “yan karakter” olmak için olmaması bence çok güzeldi.