• 120 syf.
    ·Beğendi·7/10
    Cimri benim Moliére'den okuduğum ilk kitap olmasının yanı sıra okuduğum ilk tiyatro metniydi. Bu türe başlangıç yapmak için inanılmaz güzel bir kitap seçtiğimi düşünüyorum. Neden mi ? İlk olarak kitabı okurken gerçekten bir sahne önünde, ağzım açık bir vaziyette oyuncuları seyrediyormuşum gibi hissettim. Bu muazzam bir duyguydu. İkincisi ise karakterleri çok sevdim. Ana karakter Harpagon beni dehşete düşürse de repliklerini kahkahalar eşliğinde okudum. Harpagon dünya üzerinde görüp görebileceğiniz en cimri karakter. Öylesine cimri ki malını mülkünü kendi çocuklarından bile sakınır. Tam bir var yemez. Nefes alıp vermek parayla olsa onu bile yapmaz o derece. İş böyle olunca da kitabı okurken gülmememiz biraz imkansız.
    .
    Benim okuduğum kitap eski bir basım olduğu için çeviri biraz sıkıntılıydı. Sıkıntısı ise orjinaline tam uygun bir şekilde çevrilmemesiydi. Kitabın içerisinde geçen bazı olaylar Türk örf ve adetlerine göre uyarlanmıştı. Bana çok saçma geldi ve yadırgamadan edemedim. Onun dışında yazarın dilini sevdim, oldukça akıcı ve anlaşılırdı.
  • "Kimi insanların başkalarıyla arası bozuktur, kendileriyle arası bozuktur, yaşamla arası bozuktur. Bu kişiler tiyatro oynar ve oynadıkları oyunun metnini, yoksun bırakıldıları şeye göre yazar."
    "Ama işin kötü yanı, bu kişilerin, yazdıkları oyunu tek başlarına oynayamamalarıdır," diye sürdürdü. "Dolayısıyla, başka oyuncuları da kendi oyunlarında rol almaya kışkırtırlar. Dışarıdaki adamın yaptığı da tam olarak bu. Hınç almak istiyordu, araç olarak da bizi seçti. Onun yasağına boyun eğmiş olsaydık, bunu yapmış olduğumuza şu anda pişmanlık duyacak, dayak yemiş gibi hissedecektik kendimizi. Onun hımbıl yaşamının ve yoksunluklarının bir parçası olmayı kabullenmiş olacaktık. Bu adamın saldırganlığı apaçık ortadaydı, dolayısıyla onun oyununa gelmemek bizim için kolay oldu. Ne varki bazıları da, kendilerini kurban gibi gösterip yaşamın adaletsizliklerinden yakındıklarında, bizim kendilerine figüranlık etmemizi isterler. Onları oynaylamamızı, düşüncelerine katılmamızı isterler. "
  • Bu gün her yerde videolarını gördüğüm ehliyeti olmadığı için polisin ceza yazması üzerine çığlık atarak yaşadığı olaya tepki veren öğretmen hanımla ilgili düşüncem şudur. Elbet polis haklı olarak ceza yazıyor. Ama orda ruh halinin normal olmadığı çok belli olan, sinir krizi geçiren bir kadın var. Onu bu hale getirenin yazılan ceza olmadığı aşikar. Bu bir birikmişliğin eseri ve patlama noktası bu olay olmuş. Bu olayın medyaya yansımasını hiç etik bulmadım. Öğretmenin tavrını onaylamıyorum
    tabi ki. Ama normal bir ruh hali içinde olmadığı ortada.

    Bu noktada şu metni sizinle paylaşmak istedim.

    "Bazı meslekler insanların kafasında ideal şablonlar halinde bulunur.

    Bir doktorun,avukatın,öğretmenin veya hakimin tüm yaşamları boyunca tiyatro oyuncuları gibi mesleklerine uygun ideal roller içinde olması beklenir.

    Bu insanların sıkıntıları veya sinirlerinin bozuk olabileceği hiç düşünülmez.

    Bu tür ünvanlara sahip olan insanlar bir hata yaptıklarında en acımasız şekilde eleştirilir ve “Koskoca doktorsun veya avukatsın hiç yakışıyor mu sana” gibisinden cümleler kurulur.

    Örneğin trafik cezası yazıldığı için yaşadığı olumsuz ruh hali kim bilir hangi bastırılmış üzüntülerini tetiklediği bilinmeyen ve belki de ciddi bir sinir krizine giren bayan bir akademisyenin çığlık atarken çekilen görüntüleri sosyal medyada paylaşılır ve “bak şu hocanın yaptığına yakışıyor mu” yorumları yapılır.

    Bazı meslek ve ünvanların sahibi insanların hata yapma veya sinirleri bozulma türü insani durumlar yaşama lüksleri ne yazık ki yoktur.

    (Tabi burada insanların yaşadığı derin güvensizlik “kesin numara yapıyordur” algısı ve ünvan sahibi insanlara duyulan gizli kıskançlık gibi faktörlerde etkilidir.)"
    Aydın Serdar Kuru
  • Tiyatro İncelemesi, Peyami Safa, Yalnızız

    Eyüp Belediyesi'nin desteğiyle, 1001 Sanat oyuncuları tarafından sahnelenen oyunun dün akşam galası yapıldı. Her zaman ünlülerin akınına uğrayan bu tarz gala gösterimlerde bu kez ben de boy gösterdim (sadece ikramlardan bir fincan kahve içebildim). Salon girişinde hediye olarak verilen kitabın bana kalmamış olmasına hiç üzülmedim, orada bulunmak bile farklı bir duygu azizim. Lakin üç hafta öncesinden rezervasyon yaptırmama rağmen iki zat-ı muhteremi yerimde oturuyor bulmak ilginç bir sürpriz oldu (bu gurur hepimizin). Destek veren belediye kendi reklamını da yaptıktan sonra nihayet oyuna sıra gelebildi. İster sinema olsun ister tiyatro, söz konusu uyarlama olunca kitaptan elbet biraz fedakarlık yapmak zorunda kalıyorsunuz. İşin doğası bu bana göre. Okurlar için Samim karakteri kitaptaki hissiyattan çok uzak kalmış, o aklımızın en uç noktalarında gezinen ağır kişinin pek bir yabancısı kalmış. Bunun dışında sahneler çok güzel kurgulanmış, kendinizi bahsi geçen tarihten daha geniş bir zaman diliminde buluyorsunuz, çünkü konu hala güncel, insanın ikili ilişkilerinde yaşanan olaylar hala aynı. İnsanın iç dünyası hala dipsiz karanlıklara, benliği hala ikiye, üçe, beşe hatta beş yüzlere bölünmüş durumda. Bu konuda Peyami Safa'nın insanı psikolojik yönden bu derece çözmüş olması, ruh halimizi bu derece gün yüzüne çıkarmış olması da bir bakıma teselli bana göre. İzleyin, ruhunuzu doyurun.

    Not: Oyunun sonunda koltuğunun altından kitabını (bilmeden) çaldığım amcadan da buradan özür dilemek istiyorum.
  • Eyüp Belediyesi'nin desteğiyle, 1001 Sanat oyuncuları tarafından sahnelenen oyunun dün akşam galası yapıldı. Her zaman ünlülerin akınına uğrayan bu tarz gala gösterimlerde bu kez ben de boy gösterdim (sadece ikramlardan bir fincan kahve içebildim). Salon girişinde hediye olarak verilen kitabın bana kalmamış olmasına hiç üzülmedim, orada bulunmak bile farklı bir duygu azizim. Lakin üç hafta öncesinden rezervasyon yaptırmama rağmen iki zat-ı muhteremi yerimde oturuyor bulmak ilginç bir sürpriz oldu (bu gurur hepimizin). Destek veren belediye kendi reklamını da yaptıktan sonra nihayet oyuna sıra gelebildi. İster sinema olsun ister tiyatro, söz konusu uyarlama olunca kitaptan elbet biraz fedakarlık yapmak zorunda kalıyorsunuz. İşin doğası bu bana göre. Okurlar için Samim karakteri kitaptaki hissiyattan çok uzak kalmış, o aklımızın en uç noktalarında gezinen ağır kişinin pek bir yabancısı kalmış. Bunun dışında sahneler çok güzel kurgulanmış, kendinizi bahsi geçen tarihten daha geniş bir zaman diliminde buluyorsunuz, çünkü konu hala güncel, insanın ikili ilişkilerinde yaşanan olaylar hala aynı. İnsanın iç dünyası hala dipsiz karanlıklara, benliği hala ikiye, üçe, beşe hatta beş yüzlere bölünmüş durumda. Bu konuda Peyami Safa'nın insanı psikolojik yönden bu derece çözmüş olması, ruh halimizi bu derece gün yüzüne çıkarmış olması da bir bakıma teselli bana göre. İzleyin, ruhunuzu doyurun.

    Not: Oyunun sonunda koltuğunun altından kitabını (bilmeden) çaldığım amcadan da buradan özür dilemek istiyorum.
  • Kitap incelemeleri ve kitap alıntılarından başka paylaşımlarda bulunmak bu sitede pek adetim değil. Ama tiyatro izlemek ilgi alanları içine giren kitapsever arkadaşlara nacizane bir oyun tavsiyesinde bulunmak istiyorum.
    Ben bir tiyatro eleştirmeni değilim elbet o nedenle tiyatro sanatçılarını, tiyatroya gönül vermişleri negatif eleştirmek haddime değil. Ama yerlere göklere sığdırılamayan bazı dev oyuncuları tiyatro sahnesinde izleyince gözümde cüceleşivermeleri çok olmuştur. Bu oyuncuların bir kısmı gerçekten çok kötüydü bir kısmı da iyi oyuncu olmalarına rağmen amatör ruhlarını kaybetmiş bitse de gitsek modunda idiler:)
    Fakat son günlerde bir oyun izledim. Üstün Akmen Tiyatro Ödülleri' nde en iyi kadın Oyuncu seçilen Nezaket Erden' in / Sevgili Arsız Ölüm - Dirmit adlı tek kişilik oyunu.
    Bir arkadaşımın tavsiyesi ile gittim. ''Sevgili Arsız Ölüm' mü? Tek kişilik oyun mu? Hadi canım sende diyerek :) İyi ki gitmişim.
    Eğer denk gelirseniz ne yapıp edin seyredin. Elbet kusursuz değil, çünkü çok genç ve yolun çok başında. Ama mutlaka seyredin...
  • 144 syf.
    ·Puan vermedi
    Selam millet! Nasılsınız?
    Bugün size İş Bankası yayınlarından çıkan Kanlı Düğün tiyatro eseri ile geldim. Bu kitabı canım ~usako~ nın yaptığı çekilişte kazanmıştım. Kitap elime geçince bir an önce okudum aslında ancak yorumunu paylaşmak ancak nasip oluyor.
    Dediğim gibi, kitap bir tiyatro eseri. Tiyatro metinlerini okumayı seviyorum. Bu yüzden okurken keyif aldım. Konusunu sevdim. Bu kitap bir roman olsaydı kesinlikle daha fazla detay isterdim ancak tiyatro metni olduğu için yeterli geldi.
    Tiyatro metinlerini ne zaman okusam hemen gözümün önüne bir tiyatro sahnesi getirir, etrafı konuya uygun biçimde dekore eder ve okurken oyuncuları orada canlandırırım. Bu benim kitaptan daha fazla zevk almama ve kitabı aslına uygun okumama yardımcı oluyor. Sonra kitap bitince 'keşke bu oyunu bir sahnede izleme şansım olsa' diyorum. Ardından bununla da yetinmeyip 'keşke bu oyunu kendi zamanında ilk gösterimininde izleme şansım olsa' diyorum.
    Sadede gelecek olursam, kitabı sevdim. Tiyatro eseri okumak isteyenlere önereceğim ilk kitap olabilir.