• "Vahdettin vefat ettikten sonra Ankara'ya bir telgraf çekilir, 'Vahdettin'in vefat ettiği haberi alınmıştır' denerek. Ardından hemen bu Atatürk 'e iletilir. Atatürk haberi işitince 'Çok namuslu bir adam öldü' deyip ekler: 'İsteseydi Topkapı'nın bütün cevahirini götürür ve öyle bir ordu kurup geri dönerdi ki...'"
  • Hatırlayın lütfen, 2006 yılında bir Türk parlamento heyetinin Tahran’ı ziyaretinde İran parlamentosundan bir milletvekili, “Çaldıran Savaşı’nı siz değil, asıl biz kazandık.” deyince kıyametler kopmuş ve bizim milletvekillerimiz, “Savaşı eğer siz kazandıysanız Şah İsmail’in tahtının Topkapı Saray’ında işi ne?” şeklindeki susturucu cevabı anında yapıştırmışlardı.
  • Arıburnu,nda siperleri geziyordu...
    Kum çuvallarina çivilerle çakilmis kagıtlar gördü.
    Kur’an-ı Kerim’den ayetlerdi, mürekkeple yazılmıştı.

    “Kim yazdı?” diye sordu.
    “İstanbullu Macid” dediler.
    “Çağırın” dedi.
    Macid koşarak geldi.
    Komutan elini omzuna koydu...
    “Bunlar sanat eseri yazılar, memleket böyle sanatkârları kolay yetişmiyor, derhal siperden çık,
    İstanbul’a dön yazmaya devam et” dedi Terhis etti.
    O macid, dünyaca ünlü hat sanatçımız Macid Ayrak oldu.
    Yazı sanatında Osmanlı’yla Cumhuriyet arasında köprü kurdu. Şişli, Bebek, Davutpaşa gibi İstanbul camilerine Topkapı Sarayı’na yazılar yazdı.
  • Yavuz Sultan Selim Han’ın Hazine-i Hümâyûnu altın ve gümüşle doldurduktan sonra parmağından yüzüğünü çıkardığını ve şöyle dediğini aktarır kaynaklar:
    “Benim altınla doldurduğum hazineyi ahfadımdan (torunlarımdan) her kim mangırla (bakır parayla) doldurursa hazine onun mührüyle mühürlensin aksi halde benim mührümle mühürlenmeye devam edilsin!”
    Mührün ortasında “Sultan Selim Şah” ve dört tarafında “Tevekkeltü ala Hâlıki” (Yalnız Yaratıcı’ya güvenirim.) yazılıydı.
    Topkapı Sarayı Cumhuriyet’ten sonra 1924 yılında müze yapılıncaya kadar hazine bu mühürle mühürlenmeye devam etti. Mühür daha sonra Topkapı Sarayı Müzesi’nde sergiye konuldu.
  • Gazeteler müttefikler arası sansürün elinde büsbütün söndü. Ağlamaya bile izin alamıyorduk. Dosyalarımda o günlerden kalan bir yazımın başlangıcı şu : " Bu sene bile bahar geliyor. Bu sene bile bahçelerimizdeki ağaçlar kar beyaz çiçekler döktü. Kanuni Süleyman eyyamında da bahar böyle gelmez miydi? Fatih ordusu Bizans'ı kuşattığı zaman,sur diplerinde ve Topkapı kırlarında açan çiçekler de böyle değil miydi ?"
  • Atatürk'ün aldattığı din adamlarının Kurtuluş Savaşı'ndaki rolü.

    Antalya'da; Müftü Yusuf Talat, Müderris Rasih (Kaplan), Hacı Hatip Osman ve Çil Ahmet Efendiler,

    Burdur'da; Müderris Hatipzade Mehmet ve Müftü Halil Efendiler,

    Isparta'da; Müderris Hafız İbrahim (Demiralay), Müftü Hüseyin Hüsnü, Şeyh Ali, Müderris Şerif, Eğridir Müftüsü Hüseyin Hüsnü, Yalvaç Müftüsü Hüseyin, Sütçüler'de Müderris İsmail, Uluborlu Müftüsü Tahir, Şarkîkaraağaç Müftüsü Ahmet (Bilgiç) Efendiler,

    Afyon'da; Müftü Hüseyin (Bayık) Efendi, Müderris İsmail Şükrü, Mehmet Şükrü, Nebil, Gevikzade Hacı Hafız ve Müderris Bolvadinli Yunuszade Ahmet Vehbi Efendiler,

    Kütahya'da; Müftü Fevzi, Müderris İbrahim, Mazlumzade Hafız Hasan, Hacı Musazade Hafız Mehmet ve Müftü Mehmet Akif (Simav Müftüsü) Efendiler,

    Bursa'da; Müftü Ahmet Hamdi, Şeyh Servet, Mustafa Fehmi (Karacabey Müftüsü), Ahmet Vasfi (Gemlik Müftüsü), Mehmet Niyazi (Mudanya Müftüsü), Müderris Hacı Yusuf, Ömer Kamil, Hacı Sadık, Şeyh Hacı Ahmet, Abdullah, Mehmet Kamil, Ali Rıza ve Mustafa Kamil Efendiler,

    İzmit'te: Halil Molla, Rıfat Hoca, Osman Nuri, Hafız Eşref, Kara Hafız Maksut, İmam-Hatip Mehmet Ali, Geyve'den Hafız Fuat Çelebi ve Hoca Bekir Efendiler,

    Eskişehir'de; Müderris Veli, Abdullah Azmi, Müftü Salih ve Müftü Mehmet Ali Niyazi (Sivrihisar Müftüsü) Efendiler,

    Uşak'ta; Müftü İbrahim, Ali Rıza ve Nazif (Eşme Müftüsü) Efendiler,

    Kırşehir'de; Müftü Halil, Müfit, Çelebi Cemaleddin, Niyazi Baba ve Hayrullah (Çiçekdağı Müftüsü) Efendiler,

    Niğde'de; Müftü Mustafa Hilmi, Müderris Abidin Efendiler,

    Aksaray'da; Müftü İbrahim Efendi,

    Nevşehir'de; Müftü Süleyman Efendi,

    Çankırı'da; Müftü Ata ve Mehmet Tevfik Efendiler,

    Çorum'da; Müftü Ali, Müderris Kazım ve İskilip Müftüsü İsmail Hakkı Efendiler,

    Yozgat'ta; Müftü Mehmet Hulusi, Kadı Halil Hilmi, Müderris Hasan ve Abdullah (Boğazlıyan Müftüsü) Efendiler,

    Kayseri'de; Müftü Nuh, Remzi ve Müderris Mehmet Alim Efendiler,

    Malatya'da; Müderris Tortumluzade Hacı Hafız Mustafa ve Mustafa Fevzi Efendiler,

    Mersin (Içel)'de; Hocazade Emin, Kadı Ali Sabri, (Tarsus Kadısı) Müderris Naim, Ali Rıza, Mut Müftüsü Mustafa Kazım ve Silifke Müftüsü Ali Efendiler,

    Kilis'te; Müderris Abdurrahman Lami Efendi,

    Diyarbakır'da; Müftü İbrahim ve Abdülhamit Efendiler,

    Mardin'de; Müftü Hüseyin ve Müderris Hasan Tahsin Efendiler,

    Siirt'te; Müftü Halil Hulki ve Salih, Müderris Hoca Ömer Efendiler,

    Bitlis'te; Müftü Abdülmecit Efendi,

    Hakkari'de; Müftü Ziyaeddin Efendi,

    Van'da; Müftü Hasan, Müderris Abdülhakim ve Sıddık Efendiler,

    Muş'ta; Müftü Hasan Kamil ve Müderris İlyas Sami Efendiler,

    Bingöl'de; Müderris Fikri Efendi,

    Elazığ'da; Müftü Halil ve Mahmut Müderris Muhiddin ve Mustafa Şükrü Efendiler,

    Ağrı'da; Müderris İbrahim ve Abdülkadir Efendiler,

    Kars'ta; Müftü Ali Rıza, Müderris Ahmet Nuri Efendiler,

    Artvin'de; Müftü Ahmet Fevzi Efendi,

    Erzurum'da; Kadı Hoca Raif, Müftü Sadık, Kadı Hurşit, Ispir Müftüsü Ahmet, Oltu Müftüsü Mehmet Sadık, Müderris Emin, Yakup ve Nusret (Alay Müftüsü) Efendiler ,

    Erzincan'da; Müftü Osman Fevzi, Şeyh Fevzi ve Müftü Şevki (Iliç Müftüsü) Efendiler,

    Sivas'ta; Müftü Abdulgafur, Kadı Hasbi ve Müderris Mustafa Taki Efendiler,

    Gümüşhane'de; Müftü Mehmet Fevzi, Müderris Mustafa, Azmi ve Müftü Hasan (Şiran Müftüsü) Efendiler,

    Bayburt'ta; Müftü Fahrettin Efendi,

    Rize'de; Müftü Mehmet Hulusi, Müderris İbrahim Şevki, Şeyh İlyas ve Mataracızade Mehmet Şükrü Efendiler,

    Trabzon'da; Müftü Mahmut Imadeddin, Ahmet Mahir, Mehmet İzzet (Akçaabat Müftüsü), Mehmet Kamil (Maçka Müftüsü), Müderris İbrahim Cûdi ve Müderris Hatipzade Emin Efendi,

    Giresun'da; Müftü Ali Fikri, Alizade Imam Hasan, Görele Müftüsü Şevki ve Tirebolu Müftüsü Ahmet Necmeddin Efendiler,

    Ordu'da; Müftü Ahmet Ilhami Efendi,

    Samsun'da; Müftü Vekili Yusuf Bahri, Müderris Adil ve Ömerzade Hoca Hasan Efendiler,

    Tokat'ta; Müftü Katipzade Hacı Mustafa Efendi, Hoca Fehmi Efendi, Tokat Müftü Yardımcısı Ömer ve Hafız Mehmet Efendiler,

    Kastamonu'da; Müftü Salih, Müderris Şemsizade Ziyaeddin ve İnebolu Müftüsü Ahmet Hamdi Efendiler,

    Sinop'ta; Müftü Salih ve İbrahim Hilmi ve Boyabat Müftüsü Ahmet Şükrü Efendiler,

    Bartın'da; Müftü Hacı Mehmet Rifat Efendi,

    Zonguldak'ta; Müftü İbrahim, Devrek Müftüsü ve Kadısı Abdullah Sabri ve Mehmet Tahir , Ereğli Müftüsü Mehmet, Müderris Nimet ve Safranbolu Müftüsü Said Efendiler,

    Bolu'da; Müftü Hafız Ahmet Tayyar ve Müderris Mehmet Sıtkı Efendiler,

    Amasya'da; Müftü Hacı Tevfik, Vaiz Abdurrahman Kamil, Gümüşhacıköy Müftüsü Ali Rıza, Müderris Hoca Bahaeddin ve Hacı Mustafa Tevfik Efendiler,

    Trakya'da; Edirne Müftüsü Mestan ve Saray Müftüsü Ahmet, Keşan Müftüsü Raşit ve Şarköy Müftüsü Âsım Efendiler,

    İstanbul'da; Şeyh Ata (Özbekler Dergahı Şeyhi) Efendi [3], Saadeddin Ceylan (Hatuniye Dergahı Şeyhi) Efendi, Vaiz Cemal Öğüt Efendi ve Müftü Mehmet Rifat, Müderris Hacı Atıf, Beynamlı Mustafa, Medreseler Müdürü Hoca Tahsin, Aslanhane Camii İmam-Hatibi Ahmet, Müderris Hacı Süleyman, Müderris Abidin, Müderris Abdullah Hilmi ve Hacı Bayram Şeyhi Şemseddin Efendiler; Milli Mücadele'nin ÖNDE GELEN DİN ADAMLARIDIR. [4]

    [3] Şeyh Ata Efendi'nin Anadolu'ya silah ve personel sevkinde önemli hizmetleri olmuştur. İsmet Inönü'den Halide Edip'e ve Mehmet Akif'e kadar çok kimse Şeyh Ata'nın Dergahından Anadolu'ya hareket etmişlerdir.

    Albay Hüsamettin Ertürk, işgal altındaki İstanbul'dan Anadolu'ya silah sevkiyatını idare eden vatanperverleri zikrederken şu din adamlarını da saymaktadır:

    Topkapı'da Kayyım Ahmet, İmam Necati, Kadıköy'de ilk milli teşkilatı kuran Şeyh Muhip Efendi ile oğlu Yusuf Efendi, Aksaray'da İmam Tevfik Efendi, Üsküdar'da Hafız Nuri ile Bektaşi Tarikatından Ali Nutki Baba, Sarıyer'de Hafız Mehmet Bey'dir. (Hüsamettin Ertürk, Iki Devrin Perde Arkası, İstanbul, 1957, sayfa 222-239)

    [4] Hakimiyet-i Milliye Gazetesi, 5 Mayıs 1336; Kadir Mısıroğlu, Kurtuluş Savaşı'nda Sarıklı Mücahitler, İstanbul 1969, sayfa 109 ve diğer sayfalar.

    Ayrıca bakınız;
    Cemal Kutay, Kurtuluşun ve Cumhuriyetin Manevi Mimarları, sayfa 43 ve diğer sayfalar. Ali Sarıkoyuncu, Milli Mücadele'de Zonguldak ve Havalisi, Kültür Bakanlığı Yayını, Ankara, 1993, sayfa 96-120; Ali Sarıkoyuncu "Milli Mücadele'de Amasya Müftüleri Hacı Tevfik ve Abdurrahman Kâmil Efendiler, Diyanet İlmi Dergi, cild 31, sayı 2, sayfa 61-200.
  • Şark Ekspresi tüm Avrupa boyunca pek çok yere uğruyor ancak sadece bir şehirde saray bahçesinden geçiyor. İstanbul'da, Topkapı Sarayı'nın bahçesinden.
    Sultan Abdülaziz geleceğin demiryollarında olduğunu öngörmüş ve "Memleketime demiryolu yapılsın da isterse sırtımdan geçsin, razıyım." demiştir.