• 440 syf.
    ·Puan vermedi
    Merhabalar

    Ne zaman en sevdiğiniz kitaplar denilse gözümün önüne ilk bu eser gelir.En sevdiğim yazarlardan biri olan Dostoyevski'nin bu muhteşem eseri her zaman aklımın ve kalbimin bir köşesinde olacak.

    DOSTOYEVSKİ - SUÇ VE CEZA

    Psikolojik tahlillerin romanı olan bu eser de başkahramanımız Raskolnikov'dur. Kitap, Petersburg'da yaşayan ve yoksul bir öğrenci olan Raskolnikov'un para için bir tefeci kadını öldürmesi ile başlar. Öldürmek için birçok plan yapar ancak işler planladığı gibi gitmez. Öldürdükten sonra yaşadığı vicdan azabına, ahlaki ikilemlerine ve sorgulamalarına şahit oluyoruz.

    Toplumsal eşitsizliğin farkında olan, bu düzene dur demek isteyen Raskolnikov işlediği cinayetle toplumun gidişatını değiştireceğine inanmıştır. Kendisine örnek olarak toplumsal kuralları çiğneyen ve değişime öncü olan Napolyon'u örnek almıştır. Zamanında birçok suç işleyen ve lanetlenen bu insanlar daha sonra kahraman olarak görülmüştür diyerek kendi içinde hesaplaşmalara gitmiştir ve haklılık payı aramıştır.

    Her zaman "Ben bir bit miyim, yoksa insan mı" ikileminde kalan Raskolnikov, işlediği cinayetle sıradan insanlardan değil, olağanüstü insanlardan olduğunu kanıtlamaya çalışmıştır.

    Ne olursa olsun ortada bir suç vardır ve hiçbir suç cezasız kalmaz. Raskolnikov da bu suçun bedelini ödemiştir. İşlediği suçun altında ezilmemiş, kendini yeniden yaratacak iç güçler bulmuştur.

    Bu eseri okurken fazlası ile rahatsız olacaksınız ve sorgulayacaksınız. Gerçekten suç var mıdır? Suç nedir? Napolyon amacına ulaşmak için suç işlerken legal, sıradan insanlar işlerken illegal midir? Suç işlemeye iten sebepler suçu yasal kılmalı mıdır?Raskolnikov suçlu mudur yoksa toplum kurbanı mı?

    Daha fazla anlatmak, hatta sayfalarca yazmak isterim. Ancak içerik hakkında kısıtlı bilgi vererek bu zevki sizin de tatmanızı istiyorum.
  • 687 syf.
    ·7 günde·Beğendi·10/10 puan
    "Suç Ve Ceza" toplumsal kötülüklerin sebeplerini, nasıl gerçekleştiğini, kişi psikolojisinin doruk noktasını ortaya koyarken yapanların cezalarını çekmesi gerektiğini suçun hiç bir zaman üstünün örtülmeyecağini er ya da geç ortaya çıkacağını anlatır.

    Raskolnikov fakir ve bir o kadar iyi niyetli üniversite öğrencisidir. Maddi imkanları el vermediği için eğitim hayatını yarıda bırakmak zorunda kalmıştır. Raskolnikov'u suça iteleyen başlıca sebep de bu maddi imkansızlıklar olmuştur.

    Raskolnikov'un işlediği cinayetten ötürü vicdanıyla başbaşa kaldığını, nasıl savaştığını ve vicdan muhasebesini anlatır.

    Raskolnikov'un kendince bir Napolyon olmak istemesiyle birlikte geliştirme aşamasındaki kuramını hayata geçirme evresindeyken cinayeti işler. Cinayetten sonra bir buhrana kapılır ve tasarladığı kuramın başarısızlıkla sonuçlanması yüzünden psikolojik bir çöküntü yaşar.

    Sonya Raskolnikov için önemli bir ayrıntı haline gelmiştir. Çünkü her ne kadar kendine açıklayamasa da Raskolnikov Sonya'ya bağlanmıştır. Sonya da maddi imkansızlıklar yüzünden uygunsuz denecek işlerde çalışmış ve ailesine bakmak zorunda kalmıştır. Böylelikle aslında Raskolnikov'la bir nevi benzer özellikler taşımaktadır.
    Şu sorular hiç bir zaman cevabını bulamıyor;Suç nedir? Neler suç sayılır? Suçlu neye göre kime göre belirlenir? Raskolnikov bir suçlu mudur yoksa toplum kurbanı mı? Şartlar suç işlemeye yeterli bir sebep sayılır mı? Peki Toplum!
    İşte Raskolnikov Toplum kurbanı genç bir adam.
    Kesinlikle okunması gereken bir baş yapıt.Geç bile kalmışım:)
  • 702 syf.
    ·12 günde·Beğendi·10/10 puan
    "Suç Ve Ceza" Dostoyevski'nin olgunluk döneminin ilk büyük romanıdır. Kitap toplumsal kötülüklerin sebeplerini, nasıl gerçekleştiğini, kişi psikolojisinin doruk noktasını ortaya koyarken yapanların cezalarını çekmesi gerektiğini suçun hiç bir zaman üstünün örtülmeyecağini er ya da geç ortaya çıkacağını anlatır.

    Raskolnikov fakir ve bir o kadar iyi niyetli üniversite talebesidir. Maddi imkanları el vermediği için eğitim hayatını yarıda bırakmak zorunda kalmıştır. Raskolnikov'u suça iteleyen başlıca sebep de bu maddi imkansızlıklar olmuştur. Ve böylelikle Raskolnikov kurban, suçlu ve katil olacaktır.

    Kitapta Raskolnikov'un işlediği cinayetten ötürü vicdanıyla başbaşa kaldığını, nasıl savaştığını ve vicdan muhasebesini anlatır.

    Raskolnikov'un kendince bir Napolyon olmak istemesiyle birlikte geliştirme aşamasındaki kuramını hayata geçirme evresindeyken cinayeti işler. Cinayetten sonra bir buhrana kapılır ve tasarladığı kuramın başarısızlıkla sonuçlanması yüzünden psikolojik bir çöküntü yaşar.

    Kitapta Sonya denen karakter Raskolnikov için önemli bir ayrıntı haline gelmiştir. Çünkü her ne kadar kendine açıklayamasa da Raskolnikov Sonya'ya bağlanmıştır. Sonya da maddi imkansızlıklar yüzünden uygunsuz denecek işlerde çalışmış ve ailesine bakmak zorunda kalmıştır. Böylelikle aslında Raskolnikov'la bir nevi benzer özellikler taşımaktadır.

    Kimlikler değil kişiliklere önem verilmelidir. Sonya buna en güzel örnektir. Saf ve masum Sonya.

    Suç nedir? Neler suç sayılır? Suçlu neye göre kime göre belirlenir? Raskolnikov bir suçlu mudur yoksa toplum kurbanı mı? Şartlar suç işlemeye yeterli bir sebep sayılır mı? Peki Toplum!..

    İşte Raskolnikov Toplum kurbanı genç bir adam. Belki de bir aşık.

    Dostoyevski bende derin izler bırakan yazarlar arasına girdi. Kesinlikle okunması gereken bir baş yapıt. Sözlerime kitaptan bir alıntı ile bitirmek istiyorum. Lâkin fazlaca spoi içerir. Şimdiden affola :)

    Nasıl olduğunu kendisi de anlamadan Raskolnikov birden kendisini Sonya'nın ayakları dibinde buldu; ağlıyor, kızın dizlerine sarılıyordu...
    Onunda kendisini sevdiğini, hem de sonsuz bir aşkla sevdiğini anlamıştı, hiç kuşkusu yoktu bundan...
    Demek o mutlu an gelmişti...
    Konuşmak istediler ama, konuşmadılar...
    Aşk onları diriltmiş, birinin yüreği, ötekinin yüreği için sonsuz bir hayat kaynağı olmuştur.

    Hoşça kal Raskolnikov, Hoşça kal Sonya ve Teşekkür Ederim Dostoyevski :)
  • 688 syf.
    ·Puan vermedi
    19.yüzyıl Rusya'sı sınıfsal farklılıkların keskin olduğu bir dönemdir. Rusya'nın diğer kentlerinde de olduğu gibi birbirinden tamamen farklı iki St. Petersburg vardır. Birinci Petersburg mimarisiyle, çarıyla, bahçeleriyle ve yükselen burjuva sınıfıyla var olandır. İkinisi ise tüm çıplaklığıyla ağızları açlıktan kokan insanlar, sokakta dilenen çocuklar "…ki o çocuklar çocuk olarak kalamazlar o yerlerde." (s.388), insanların ruhunu emen dar evler, ailesini geçindirmek için toplumca yanlış olan yollara başvuranlar ve daha niceleri. İşte böyle bir yerdir Petersburg. Bu dönemde yöneticilerle yönetilenler arasındaki net çizgi oluşmuştur. İşte Dostoyevski'nin kaleme aldığı Suç ve Ceza böyle bir dönemde geçmektedir.

    Romanın başkahramanı Raskolnikov yaşadığı toplumsal koşulların son derece farkında olan bir hukuk öğrencisidir. Kendi tabiriyle üstün insan olduğunu düşünür Raskolnikov. "Üstün insan dediğimiz kişiler iyi bir düzen adına günün düzeninin yıkılmasını savunurlar, kurtarıcıdırlar." (s.306) Onlar için zafere giden her yol mübahtır. Napoleon ya da Muhammet gibi. Kalabalığın dışında koskoca evrende tek başınadır. Sosyal hayatın kurallarını reddeden, aykırı bir gençtir Raskolnikov. İçinde bulunduğu yoksulluğa rağmen paraya önem vermez." Ne var ki, paraları geri almasının olanaksız olduğunu, öyle olmasa bile onları gene geri alamayacağını düşündü."(s.40) Onun derdi sistemledir. Bu sisteme başkaldırarak tefeci bir kadın olan Alyona Ivanova'yı ortadan kaldırır. Ivanova paragöz, merhametsiz, şiddet bağımlısı ve fakir insanlardan beslenen biridir. Kısacası kapitalist toplumun ta kendisidir.

    Bu ekonomik eşitsizlikte kaybolmuş bir karakter de devlet memuru olan Marmeledov'dur. Marmeledov yaşadığı öyle bir sefalettir ki karısının çoraplarını bile satıp içkiye verir. (s.27) Raskolnikov' la da yolları bir meyhanede kesişir. Marmeledov'un kızı Sonya ailesini geçindirmek için fahişe olur. Sonya kötü veya yanlış bir insan mıdır ? Toplum tarafından kolayca damgalanan bu insan aslında yaptığı ve yaşadığı şeylere mecbur bırakılmıştır. Sonya ailesi için her şeyi yapmaya hazırdır hatta sarı kartı olduğu için ailesinden ayrı yaşamayı bile göze alır. Babasının ölümünden sonra daha fazla sarılır üvey annesine ve kardeşlerine. Hırsız olduğunu bile söylerler ona ve yine toplum fakir olanı suçlu bulur, zengin olanın yalan söyleyeceği kimsenin aklının ucundan bile geçmez. Günümüzde de böyle değil midir zaten ?

    Raskolnikov'un kızkardeşi Dunya Rusya'da bir kasabada yaşamaktadır. Kasabanın önde gelen Svidrigaylovların evinde mürebbiyelik yapmaktadır. Marfa'nın kocası Dunya'ya sarkıntılık yapmaya başlamıştır. "Marfa Petrovna kocasının bahçede Dunyacığıma yalvarıp yakarırken söylediklerini bir rastlantı sonucu dinlemiş olayı bütünüyle ters değerlendirip suçlunun Dunya olduğunu düşünmüş, kızcağızı suçlamış. Hemen orada korkunç şeyler olmuş: Marfa Petrovna tokat bile atmış Dunya'ya." (s.46) Aynı Sonya'nın başına geldiği gibi kasabadaki herkes ev sahiplerinin çok zengin ve saygın insanlar oldukları için suçlanacak kurbanı çoktan seçmişlerdi. Marfa sonunda hatasını anlamış ve kendini affetirmek için "zengin" bir eş bulmuştu Dunya'ya. Dunya kendisini toplum önünde meşrulaştırmak için daha iyi bir fırsat bulamazdı ve kabul etti. Tabi ki bu kabul etmenin altında başka nedenler de var ağabeyinin geleceğini düşünerek ailesini ön planda tutarak kabul etmiştir bu teklifi kuşkusuz. "Bay Lujin'in avukatlık bürosuna ortak bile olacakmışsın." (s52) Dunya'nın nişanlısı Bay Lujin olduğu mevkiye tırnaklarıyla kazarak gelmiştir. Bu yüzden kendini adeta bir tanrı olarak görür. İnsanların hele ki fakir insanların -Dunya gibi- fakirliğinden yararlanarak onları parasıyla yönetebileceğini düşünür. "… tam o anda, size "evet" dediği anda… daha çok, onun yoksul olduğuna sevindiğinizi… bir erkeği yoksul bir kızla evlenmesinin daha uygun olduğunu, çünkü böylece ona sözünüzü daha rahat geçirilebileceğini… onun velinimeti olduğunu, başa kakabileceğini… gerçekten söylediniz mi? " (s.179)

    Suç ve Ceza romanında gördüğümüz gibi fakirler her zaman aşağılanan, istenmeyen, yalancı, muhtaç, hastalıklı, veremli, hırsız, fahişe, sarhoş ve bunlar gibi bu sıfatların hiçbirini hak etmeyen insanlar olurken burjuva yani zengin sınıfı onları kullanmaya, onlardan yararlanmaya ve sömürmeye devam edecekler. Ta ki aramızdan biri çıkıp ben olağanüstü insanım diyene kadar.



    Suç ve Ceza Fyodor Mihayloviç Dostoyevski