"Yetişkin kafalarımızda barınan gündelik endişelerimizi sihirli değnek değmiş gibi yok edeceğini düşündüğümüz 'uygun' davranışların ya da davranmayışların çoğu zaman ne ölüm ne de kalım meselesi olacak kadar ciddi olmadığını fark etmiyoruz. Bir bardak soğuk suyu içsek serinleyip arkaya doğru kedi gibi gerinerek rahatlayabileceğimiz meseleleri bile bazen abartabiliyoruz. Kendi telaşımıza kendimizi kurban etmek yetmeyince de sıra çocuklara ve onların doğal telaşsızlığından endişe duymaya geliyor. "
"Hayatla olan ilişkimiz yaşamaktan mücadele etmeye döndükçe, hayat yaşanacak bir zaman dilimi değil de baş edilecek bir güçlüğe dönüştükçe bundan ebeveynlikte nasibini aldı."