“Kendinize verdiğiniz değer yok olur; ve yerine kalan acı çok büyük,
çekilemeyecek kadar büyüktür. Dolayısıyla yutarsınız, bastırırsınız,
gömersiniz. Zaman içerisinde travmanızın asıl sebebiyle
bağınız kopar, nedeninin köklerini unutursunuz. Ama bir gün bütün öfke ve acı, bir ejderhanın midesinden fışkıran alev misali tekrar ortaya çıkar ve elinize bir tüfek alırsınız. O öfkeyi artık ölmüş ve unutulmuş babanız üzerinden değil, kocanızdan, hayatınızda babanızın yerine geçmiş olan adamdan, sizi seven ve yatağınızı paylaşan adamdan çıkarırsınız. Onu başından beş kez
vurursunuz; muhtemelen neden olduğunu bile bilmeden.”
“Bir bebek annesinden nefret edemez;
önce annesinin ondan nefret etmesi gerekir." Bizler bebekken saf birer süngeriz, boş birer kağıdız. İhtiyaçlarımız en temel şeyler:
yemek, kaka yapmak, sevmek ve sevilmek. Ama doğduğumuz ve
büyüdüğümüz ortama bağlı olarak bazen bir şeyler yanlış oluyor.