• Ne olur ara sıra haberdar et,
    Pencerelerde bekletme,
    Hayatına elbet biri girecek,
    Mutluluğunu ihmal etme.... 🎵🎵

    Toygar ışıklı 👉hayat gibi
  • Savaş ve insan kalabilme çabasını anlatan güzide bir eser. Savaş verirken de severken de mutlu ya da mutsuzken de hata yaparken de insanız aslında.Ve insan olmak,kalmak zorundayız aslında.Hoştu.
  • 80 syf.
    ·Beğendi·Puan vermedi
    Bülbül-nâme Hikâyesi Hakkında

    Büyüyenay Yayınları'nın 151. kitabı , Edebiyat serisinin 44. kitabı olarak yayımlanan Bülbül-nâme Hikâyesi akıcı , duru diliyle ve okuyucunun metni tahayyül etmesinde okuyucuya yardımcı olacak canlı çizimleriyle hikâye severler içinde kendine ayrı bir yer ediniyor.

    Yazı çalışmaları başta Aşkar , Değirmen , Düşçınarı , Kuşatı , Milli Gazete ve Yedi İklim olmak üzere çeşitli yayın organlarında yayımlanan İsmail Demirel'in hazırladığı , Hasan Aktaş'ın da resimlediği kitap ilk baskısını Nisan 2016'da yapmış.

    Başta Bülbül olmak üzere birçok kuş hakkında bizi aydınlatan eser , Hz.Süleyman-selam onun üzerine olsun- hakkında da kısıtlı da olsa bizi bilgilendirmeyi unutmuyor.Ayrıca Hz.Zekeriyya(A.S.)'nın ölümü üzerinde de kuşların etkisi gibi hayret uyandıracak havadisler de veriyor.

    Kitap , kısa boylu kuşların özellikleri nelerdir?Uzun boylu kuşların özellikleri nelerdir?Gibi beklemediğimiz soruları da cevaplıyor.
    Hikâye Ferîdüddîn-i Attar'ın (ö.627/1299) Bülbül-nâme'si yanı sıra Mevlâna Celâleddin-î Rûmî'nin (ö.1273) , Rifâî'nin , İznikli Bakâî'nin (ö.1594) , Münirî'nin , Ömer Fuâdî'nin (ö.1046/1636) ve Birrî Mehmed Dede'nin (ö.1128/1715) de Bülbül-nâme türünde verdiği eserlere de hâşiye düşmeyi unutmuyor.

    Sadeleştirilerek latinize edilmiş olan hikâye Ferîdüddîn-i Attar'ın ve Ömer Fuâdî'nin Bülbüliyye metinlerine dayanıyor.

    İslâmiyet Dönemi Edebiyatımızda birçok varlık gibi kuşlar da birer vâsıta , sembol , remiz olarak kullanılmıştır.Edebiyatımızın genelinde olduğu gibi Bülbül-nâme Hikâyesi'nde de her bir kuş birer vasıta olarak kullanılmış ve her biri insanın huy edindiği kötü huyların yahut iyi huyların yerini tutmuştur.

    Hikâyede kısaca , Bülbül'ün güle aşkından görevini terk etmesi , bunun üzerine Hz.Süleyman'ın-selam onun üzerine olsun- Bülbül'ü âzad etmesi , bunu kıskanan hâsud Kara Kuzgun'un haset ederek kendi iftirasına ortak ettiği kuşlarla birlikte Bülbül'ü Hz.Süleyman'a-selam onun üzerine olsun- şikayet etmesi ve bunun sonucunda da cereyan eden olaylar zinciri dile getirilmektedir.

    Hikâyede Kara Kuzgun'a aldanan ve Bülbül'e düşman kesilen kesilen kuşlar başlıca şunlar:Simurg , şahin , hüdhüd , baykuş , tâvus , tûti , bâz , hüma , uğu , saksağan , keklik , devekuşu , serçe , üveyik , akbaba , turna , yarasa , toygar , balıkçıl ve saka.

    Bülbül'den yani hakikatten yana olup Kara Kuzgun'a aldanmayan kuşlar zümresi de kırlangıç , leylek , güvercin , kumru , kaz,ördek ve sülünden oluşuyor
    .
    Eserde Kara Kuzgun'un iftirasına aldanan hüdhüd hilekârlığı , baykuş ikiyüzlülüğü , tâvus mağrurluğu ve kibirliliği , tûti kendini bilmezliği , bâz zalimliği ve zorbalığı , hüma kibirlenmeyi , uğu aksiliği ve geçimsizliği , saksağan hak yiyiciliği , keklik gammazcılığı , devekuşu ahmaklığı , serçe fitneciliği , üveyik hasetçiliği , turna mağrurluğu ve ahmaklığı , toygar fitneciliği , karga yalancılığı ve hilekârlığı ve balıkçıl kurnazlık ile nâkıslığı temsil ediyor.

    Adaletten yana olan kuşlardan Kırlangıç ve leylek ise doğruluğu , doğru sözlüğü temsil ediyor.

    Osmanlı'nın son döneminlerinde geniş halk kitlelerinin okuyabilmesi için kaleme alınmış eserin müellifi bilinmeyip , metni matbuu bir nüshadan alınmış.Hikaye Ömer Fuâdî'nin Bülbüliyye'sinin 1035-1041. beyitlerindeki şiir ile başlıyor ve nihayete eriyor. "Karanlık hep vardır , çabalayan ışıktır" diyerek Büyüyenay Yayınları'ndan neşrolunan eser okunmak için siz okuyucuları bekliyor.


    Bülbüliyye'den

    İşte böyledir âhiri hasûdun,
    Dalâlet yoluna giden anûdun.

    Derûnunda hased olan kişinin
    Sonu şerre erişir her işinin.

    Derûnunda kimin olur ise kin
    Zaîf olur onun kalbinde din.

    Hased hiç kimseyi etmez fâide,
    Eder ancak hâside gam ziyâde

    Hayır sunsa kişi bir kardaşına,
    Hayır gelir onun dahi başına.

    Hasûdun kinine sabr eyle ârif,
    Bu sabır ile olursun hâle vâkıf

    Senin sabrın onu mahv eder elbet
    Bilirsin oldun ise ehl-i hikmet.
  • TOYGAR IŞIKLI

    👉👉SEN YANIMDAYKEN🎵🎵🎵

    💕💕🎵🎵🎶🎶
  • Uğurun nakline göre salih bir keresinde Necmeddin okyay hocanın toygar tepesindeki evine küfeyle çarşıdan alınmış erzaki götürdüğü zaman, hakkı olan ücretin dışında külliyetli bir parayı daha salih'e uzatan hocaefendi: "salihcigim, sen sadaka alabilmek için benim de ölmemi habire bekler durursun.al şimdiden şunu vereyim de ölümümü bekleme e mi ! " demiş.salihin homurdanarak mahcubiyet izhar etmesi ise gormelere seza imiş!
  • Âyetin devamında (Neml Suresi 16. Ayet) şöyle buyruluyor:
    "Hz. Süleyman şöyle dedi: Ey insanlar, bize kuş dili öğretildi,"
    Hz. Süleyman [a.s] bunu, Allah'ın kendisine bahşettiği nimetini açıklamak, onu yerinde itiraf etmek ve kendisine verilen kuşların dilini bilme mucizesinden bahsederek insanları onu tasdike davet etmek için söyledi.

    Konuşma, bir şey ifade etsin veya etmesin, tek yahut terkip halinde söylenen bütün seslerdir. Hz. Süleyman [a.s], kuşların birbirlerini anlamaları gibi onların konuşmasını anlıyordu.

    Anlatıldığına göre Hz. Süleyman [a.s], bir ağaçta, başını sallayarak ve kuyruğunu indirip kaldırarak öten bir BÜLBÜL gördü; yanındakilere,
    "Bunun ne dediğini biliyor musunuz?" diye sordu; onlar,
    "Allah ve peygamberi daha iyi bilir" dediler. Hz. Süleyman [a.s] dedi ki: "Kuş, 'Günlük olarak yarım hurma taneciği yediğim zaman bana yeter; artık dünya yok olsa korkmam!' diyor."

    Bir gün Hz. Süleyman'ın yanında ÜVEYİK kuşu öttü. Hz. Süleyman [a.s] onun, "Keşke şu yaratılanlar (inkâr ve isyan edenler) hiç yaratılmasaydı!" dediğini bildirdi.

    Bir gün Hz. Süleyman'ın yanında TAVUS kuşu öttü: Hz. Süleyman [a.s] onun, "Ne yaparsan karşılığını bulursun" dediğini söyledi.

    Bir gün Hz. Süleyman'ın yanında HÜDHÜD kuşu öttü: Hz. Süleyman [a.s] onun, "Merhamet etmeyene merhamet edilmez" dediğini söyledi.

    Bir gün Hz. Süleyman'ın yanında GÖÇEĞEN kuşu öttü, bu büyük başlı bir kuştur; Hz. Süleyman [a.s] onun, "Ey günahkârlar, Allah'tan affınızı isteyin" dediğini söyledi.

    Bir gün Hz. Süleyman'ın yanında DÜDÜKÇÜNÜ kuşu öttü, Hz. Süleyman [a.s] onun, "Her diri ölür, her yeni eskir" dediğini söyledi.

    Bir gün Hz. Süleyman'ın yanında KIRLANGIÇ kuşu öttü, Hz. Süleyman [a.s] onun, "Dünyada hayır işler yapıp gönderin; ahirette onu bulursunuz" dediğini söyledi.

    Bir gün Hz. Süleyman'ın yanında KUMRU kuşu öttü; Hz. Süleyman [a.s], onun, "Yüce Rabbim'i tesbih ederim" dediğini söyledi.

    Bir gün Hz. Süleyman'ın yanında AKBABA öttü, Hz. Süleyman [a.s] onun, "Yer ve gök doluşunca ulu Rabbim'i tesbih ederim" dediğini söyledi.

    Diğer bir rivayette şöyle nakledilmiştir:
    Bir gün Hz. Süleyman'ın yanında GÜVERCİN öttü, Hz. Süleyman [a.s] onun, akbaba gibi, "Yüce Rabbim'i tesbih ederim" dediğini söyledi.

    Hz. Süleyman [a.s], yanında öten bir KARGAnın, halktan haksız vergi toplayanlara lânet ettiğini söyledi.

    Hz. Süleyman [a.s], delice (DÖLENGEÇ) kuşunun, "Allah'ın zatı hariç, her şey yok olacaktır" dediğini söyledi.

    Bazı rivayetlerde, diğer kuşlann sesleri şöyle haber verilmiştir:
    KAYA KUŞU, "Sükût eden selâmet bulur" dedi.
    PAPAĞAN, "Tek derdi dünya olarım vay haline" dedi.
    HOROZ, "Ey gafiller, Allah'ı zikredin" dedi.
    KERKENEZ, "Ey âdemoğlu, istediğin kadar yaşa, sonun ölümdür" dedi.
    KARTAL, "İnsanlardan uzaklaşmak, huzurdur" dedi.
    KURBAĞA, "Bütün noksan sıfatlardan uzak olan Rabbim'i tesbih ederim" dedi.
    ŞAHİN, "Her mekânda bahsedilen Rabbim'i tesbih ederim" dedi.
    KEKLİK, "Rahman, arşın üstüne hükümran oldu" dedi.
    TOYGAR kuşu, "İlâhî, Muhammed'in [s.a.s.] âline (Ehl-i beyt'ine) buğzedene lanet et" dedi. 18

    Denilmiştir ki: Hz. Süleyman [a.s] , bütün hayvanların ses¬lerini ve konuşmalarını anlıyordu. Ayette özellikle kuşlardan bahsedilmesi, ordusunun büyük çoğunluğunun onlardan oluşmasındardır.

    Sonra Hz. Süleyman şöyle dedi: "Bize, kendisine muhtaç olduğumuz her şey verildi." Bundan kasıt, ona verilen şeylerin çokluğunu ifade etmektir. Bu ifade tarzı konuşma dilinde de mevcuttur. Mesela, "Filan zat, herkesin kendisine yöneldiği biridir; o her şeyi bilir" denir. Bununla, onun ilminin çokluğu anlatılır.

    Hz. Süleyman'ın sözü şöyle bitiriyor: "Şüphesiz bu, apaçık bir lutuftur." Allah Teâlâ tarafından verilmiş bir ihsandır, o, hiç kimseye gizli kalmayacak şekilde açıktır. Yahut bana verilen bu ihsan, asıl kendisiyle övünülecek apaçık bir ihsandır. Bu mana, Hz. Süleyman'ın onu, şükür ve hamd için söylemesine göredir.

    Nitekim Hz. Peygamber de [s.a.s.]
    "Ben âdemoğullannm efendisiyim; bunu övünmek için söylemiyorum"19 buyurmuştur.
    Yani ben bunu, övünmek için değil, şükür için söylüyorum.

    Hz. Süleyman [a.s] , "Bize her şey verildi" derken, "biz" ifadesini kullanması, kendisine itaat edilen yüksek makam sahibi birinin kullandığı bir ifadedir.

    Hz. Süleyman o zaman sultandı; bulunduğu hale göre konuştu; yoksa onda bir kibir ve övünme yoktur; çünkü peygamberler böyle bir durumdan korunmuştur. En doğrusunu Allah Teâlâ bilir.


    18 Kuşların zikri ve konuşmalarıyla ilgili rivayetler için bk.
    -Sa'lebî, el-Keşf ve'l-Beyân, 4/479;
    -Begavî, Meâlimü't-Tenzil, 6/148-149 (Riyad 1993);
    -Kurtubî, et-Câmi' li-Ahkâmi'l-Kur’ân, 13/154-155;
    -Nesefî. Medârikut-Tntzîl. 3/300;
    -Ebûssuûd, İrşâdü’l-Akli's'Selim, 5/74;
    -Âlûsî, Rûhu’l-Meânî, 10/167 (Beyrut 1994).

    19 Tirmizl Tefsîru Sûre (17) 18, Menâkıb, 1;
    İbn Mâce, Zühd, 37;
    Ahmed, Müsned. 1/5; 3/2, 144

    * Neml Suresi 15-16. Ayetlerin tefsiri, 7.cilt, kuranın 19.cuz, 27.suresi.


    Tefsirden olmayan aktarım...
    --------------------------------------------------
    KUŞLAR GİB BÜTÜN ALEM ZİKİRDE,
    ÖYLEYSE SENİN ZİKRİN HANGİSİ?
    A İKİ GÖZÜM, AÇ GÖZÜNÜ, KULAĞINI DA
    DERS AL ALEM-İ CİHANDAN,
    BİR ZİKİRDE SEN YERLEŞTİR DİLİNE