Bir yanda atanmayı bekleyen, atanamadığı için intihar eden, ne iş olursa yapmak zorunda kalan genç öğretmenler, diğer yanda köylerindeki okul kapatıldığı için dere tepe aşan, karda kışta yürüyerek en yakın okula giden çocuklar ve birleştirilmiş sınıflı okullar... İşte ben de bu çelişkiyi hiç anlayamıyorum.
Benim için "Dünya Kadınlar Günü" pozitif değil, negatif ayrımcılığın altının çizildiği bir gündür. Simgesi de yüzünde dayak izleri olan ve sokak ortasında güpegündüz bıçakla-nan kadın fotoğraflarıdır.
Bir yandan "kadına şiddet değil, insana şiddete hayır" diyoruz, öte yandan "YANARAK ÖLEN" kadınların anısına farkındalık oluştur mak adına altı çizilen günü kutluyoruz. "KUTLAMA" kavramı bu durumda anlamını yitirmiyor mu? Kavramların içini boşaltmak kendimizi yanlış ifade etmemize sebep olmaz mı?
.. çıkarımım, yaşanılan ortam insanın hayallerini bile belki fakirleştiriyor. Bir kolej çocuğunun moda tasarımcısı olma hayali bir diğerinde terziye dönüşüyor.
.. birinden inip ötekine bindiğiniz bir tren yolculuğu gibidir kitaplar. Vagonlar gibi birbirine eklersiniz. Dünyanın her yerini, güneşi, ayı, yıldızları, evren denen sonsuzluğu bile dolaşabilirsiniz o trenle.