Varsız

Varsız
@trnsoyarslan
148 okur puanı
Mart 2022 tarihinde katıldı
Nietzsche'cim ilk kez katılmıyorum sana :D
❝Kadın, tanrının ikinci hatasıdır. Kadın özü bakımından yılandır, şehvet düşkünüdür. Bunu her rahip bilir. Dünyadaki bütün belalar kadından gelir. Bunu da bilir her rahip. Demek ki bilim de ondan gelir. İlkin kadından öğrenir insan, bilgi ağacının meyvesinin tadını.❞
Bilim kadından dolayı önem kazanıyorsa kadınları bu şekilde aşağılamak hangi mantığa dayanıyor anlamak zor. Nietzsche’nin kadınlara çok öfkeli olduğu bir gerçek. Kavgada hırçınlaşan çocuk gibi.
Önceki 5 yanıtı göster
Niçe akademik çevrelerde uzun yıllar boyunca filozof yerine dahi konulmamıştır. Nedeni sanatsal kabul edilebilecek dili ve bu tarz söylemlerinin felsefenin “apaçıklık” ilkesine uymamasıdır. Söz konusu salt bu alıntı ise Niçe’nin kadınlara ilişkin negatif bir yargıda bulunduğu söylenemez. Çünkü Niçe rahip değildir, bilim de bela değildir. :))
1 yanıtı göster
Puan vermedi·460 syf.·
2023 3. kitabı
Kar hakkında çok uzun yazabilirim fakat Orhan Pamuk’un sığ siyasetine kapılmamak için becerebildiğim kadarıyla kısa tutacağım. Başlangıç olarak söylenmesi gereken kitabın entelektüel seviyesinin
KarOrhan Pamuk · Yapı Kredi Yayınları · 202517,7bin okunma
Bu yorum görüntülenemiyor
Puan vermedi·592 syf.·
2024 1. kitabı
Kitap epey esnek diyebileceğimiz bir tarih anlatımına sahip. Atatürk hakkında bilgi, belge, rivayet, dedikodu, roman ve hikaye gibi edebi eserler; ne varsa, ne bulunduysa kullanılmış. Kaynak
AtatürkLord Kinross · Altın Kitaplar · 20232,462 okunma
Saygıdeğer Efendiler, «komplo» konusunu açıklarken ve komplonun Meclis içindeki safhasını anlatırken, önemsiz gibi sayılabilecek bazı ayrıntılar üzerinde durdum. Bunda beni haklı bulacağınızı umarım. Hatıra gelir ki, her hükümet, her zaman bu gensoru önergesi ile sorguya çekilebilir. Bir gensoruya bu kadar önem vermek doğru mudur? Arz etmeliyim ki, söz konusu olan gensoru normal bir gensoru değildi. Hazırlanan komplonun özel bir safhasıydı. Bu gensoru sahnesinden sonradır ki, muhalifler, maskelerini atmaya mecbur edildiler. Bilindiği üzere «Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası» (227) diye bir parti kurdular. Bu partinin gizli eller tarafından çizilen programını da ortaya attılar. «Cumhuriyet» kelimesini ağızlarına almaktan bile çekinenlerin, Cumhuriyet’i doğduğu gün boğmak isteyenlerin, kurdukları partiye «Cumhuriyet» ve hem de «Terakkiperver Cumhuriyet» adını vermiş olmaları, nasıl ciddîye alınabilir ve ne dereceye kadar samimî sayılabilir. Rauf Bey ve arkadaşlarının kurdukları bu parti «Muhafazakâr» adı altında ortaya çıkmış olsaydı, belki bir anlamı olurdu. Fakat bizden daha çok cumhuriyetçi ve bizden daha çok ilerici olduklarını iddiaya kalkışmaları elbette doğru değildi. «Parti, dinî düşünce ve inançlara saygılıdır» ilkesini bayrak olarak eline alan kimselerden iyi niyet beklenebilir miydi? Bu bayrak, yüzyıllardan beri cahilleri, bağnazları ve hurafelere inananları kandırarak özel çıkarlar sağlamaya kalkmış olanların taşıdıkları bayrak değil miydi? Türk milleti, yüz yıllardan beri, sonu gelmeyen felâketlere, içinden çıkabilmek için büyük fedakârlıkların gerekli olduğu pis bataklıklara, hep bu bayrak gösterilerek sürüklenmemiş miydi: Cumhuriyetçi ve yenilikçi olduklarını zannettirmek isteyenlerin, yine bu bayrakla ortaya atılmaları, din! bağnazlığı coşturarak, milleti, Cumhuriyet’e, ilerlemeye ve yenileşmeye karşı kışkırtmak değil miydi? Yeni parti, dinî düşünce ve inançlara saygı perdesi altında: «Biz Hilâfet’i yeniden isteriz; biz yeni kanunlar istemeyiz; bize Mecelle yeterlidir;medreseler, tekkeler, cahil softalar, şeyhler, müritler biz sizi koruyacağız; bizimle birlikte olunuz! Çünkü, Mustafa Kemal’in partisi Hilâfet’i kaldırdı. İslâmiyet’e zarar veriyor; sizi gâvur yapacak, size şapka giydirecektir» diye bağırmıyor muydu? Yeni partinin kullandığı slogan bu gerici haykırışlarla dolu değil miydi?