Huzursuzdum, İstanbul'daki huzursuzluğumdan farklı bir şeydi bu ancak yine de huzursuzluktu. Tam tersi sanılır ama zaten hayatta normal olan huzursuzluk durumudur, huzur ise çok ender yakalanan geçici anlardır olsa olsa.
"Oğlum, bu ceket çok güzel de, bana biraz ağır geliyor. Taşıyamıyorum artık. Al onu sırtımdan," dedi.
Evet, doksan yıllık bir ömrü taşıyamıyordu artık babam.
Aldım ceketi sırtından. Bir daha da giyinemedi.
Rabia, ömründe bir köşe daha dönmüş gibi. Köşeleri o hiç sevmez. Dönerken insan asıl kendisini arkada bırakır, köşenin bu tarafında başka bir insan oluverir. Fakat arkada bıraktığı kendisi de peşini bırakmaz. Her köşe döndükçe yeni bir benlik... En yenisi en önde, en eskisi an arkada... Art arda yürüyen bir sıra insan... İşte bunların hepsi birden bir tek Rabia.