Harika ve oldukça etkileyici bir eserdi gerçekten. Savaşı, savaşın psikolojisini çok iyi yansıtmış. Yazarın da dediği gibi "ama evleri barkları kalmamış ki yurtlarına kavuşsunlar. Artık onların yerleri kapıların dışıdır." Kendine sığınacak bir çatı, yiyecek bir lokma ararken kapıların dışında kalmış bir savaş gazisinin hikayesi, kapının yüzüne değil de arkasına kapanmasını dilerken. Toplum da bu şekilde birlik olup yavaş yavaş öldürür işte, savaşları çıkaranlar, masumları gönderir cepheye kendileri keyifli akşam yemekleri yerken. Savaşın sonunda masumlar ölüp, yaralanır, bunalıma girer ve hatta intihar ederken onlar mutluca yaşamaya devam ederler. Hayat böyledir, peki ya Tanrı? Yıkık dökük savaş alanlarından gelen dua seslerini duymaz mı, bir bebek bomba ile can verirken neden tepkisiz kalır?