Fakat şimdi biliyordum ki hayatta bazı şeyler yalnızca bir kez gerçekleşirdi, bazı fırsatlar bir defa gelirdi ayağımıza, yakalardın yahut yakalayamazdın. Bazı anlar özeldi, geri döndürülemezdi.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Bir şarkı dinlemiştim eskiden. Diyordu ki: "Bin bıçak var sırtımda.
Biniyle de adaşsın. Her biri hayran sana."
O zaman anlayamıyordum. Nasıl olur da bir insan tende yara açabilir ve tüm yaralara sebep olabilirdi? Bin bıçağın bini de bir kişiye ait olabilir miydi? Ya o kadar darbe açan kişiye hayran kalınabilir miydi?
Oluyormuş.
Üstelik daha beteri, o bıçaklar sadece bedene değil, ruha saplanıyormuş ve bu daha kötüymüş çünkü bedendeki yara geçermiş ama ruh delinirse izi kalmadan iyileşemezmiş.
Ruhum delik deşikti.
Bin değil, yüz bin bıçak saplıydı zayıf bedenime ve hepsinin adı aynıydı: Alaz.
Yüreğimi alaza veren adam. Çıksa karşıma, o yüz bin bıçaktan sadece birini çekse affedeceğim adam...
"Bazen ne düşünüyorum biliyor musun?"
"Ne?"
"Gülüşünün, başımı sokacağım bir ev olduğunu. Ne huzurlu olurdu orası, içinde sıkıntı barınamazdı. Kasvet hiç dolmazdı penceresinden içeri. Güneş, ışıklarını eksik etmezdi ve batmazdı hiç."