Dönemi gereği diziden çok farklı olan ağdalı bir dili olan Halit Ziya Uşaklıgil’in ölümsüz eseri Aşk-ı Memnu; yanlış batılılaşmaya çok güzel bir örnek. Kendinden oldukça küçük olan Bihter ile evlenen
Portekizli yazar Jose Mauro De Vasconcelos’un kendi hayat hikâyesinden izler taşıyan bu roman; yazarın çocukluğunu anlatmaktadır. Beş yaşındaki Zeze’nin çocukluğunun masumluğunu bize derinden yansıtır. Okumayı, sokak şarkıcılarının ezgilerini ve hayatın gerçek yüzünü beş yaşında öğrenir. Çok zeki olan Zeze aynı zamanda çok da yaramazdır. Yaramazlığı nedeniyle sokaktaki komşuları tarafından hep dışlanır ve ailesinden şiddet görür. En yakın arkadaşı Minguinho adını verdiği şeker portakalı fidanına her şeyini anlatır. Portuga ile güzel bir dostluk kuran Zeze ona herkesten kendini daha yakın hisseder. Ancak Portuga’nın acı kaybı Zeze’yi hasta eder.
Zeze’nin zeki ve masum oluşu onu ne kadarda özel kılıyor. Küçük yaşta yaşadığı şiddet ve Portuga’yı kaybetmesi ise insanın içini acıtıyor. Küçük bir çocuğun yaşadığı onca sefalet ve acıdan ise tek beklentisi sadece sevgi…
Selim İleri’nin önsözüyle başlayan kitapta; 13 yaşındaki Anne’nin İkinci Dünya Savaşı’nın acı gerçekleriyle yüzleşmesiyle başlıyor her şey. Anne, doğum gününde ona alınan anı defterine günlük tutmaya
Malamender’in devam kitabı olan Gargantis, çok sürükleyici fantastik macera kitabıdır. Tuhaf Deniz Kasabası’daki Büyük Natalious Oteli’nde kayıp eşya sorumlusu Herbert Limon ile Violet’in bitmeyen maceralarına atılmaya hazır mısınız? Koca Kapüşonlu’nun Herbert Limon’a bir eşya emanet etmesiyle başlar tüm macera. Fosil Hanım’ın bulduğu balık şeklindeki şişenin sahibi olmak ister herkes. Ancak büyük otelin sahibi Leydi Kraken kayıp eşya sorumlusu olarak şişenin doğru sahibini
Gargantis bulmak için Herbert Limon’u görevlendirir. Violet ile araştırmalar yapan H.Limon şişenin üzerindeki şifreyi çözmekle işe başlarlar. (Bu şifre çok zekice oluşturulmuş, çok etkilemişti beni.) Tuhaf Deniz Kasabası’nın balıkçıları da bu şişenin peşindedirler. Bu kovalamacada Gargantis ile tanışan Tuhaf Deniz Kasabası sakinlerinin, kasabalarını kurtarmak için mücadele etmesi gerekmektedir. Bu macerada Herbert Limon’da geçmişine dair bilgiler elde edecektir.
Kirkus Review’un da dediği gibi ustaca yazılmış kurgu, mizah ve gerilim dolu bu devam kitabını okumak çok keyifli. Elinizden bırakamayacağınızı düşünüyorum. Keyifli okumalar…
Natsume Soseki’nin Küçükbey’inde; dürüstlüğü savunan, saf bir gencin hikayesini okuyoruz. Ailesi tarafından fazla değer verilmeyen abisine daha çok değer verilen ve dadısı tarafından çok sevilen bir çocukluk geçiriyor. Kiyo, Küçükbey’e hep sadık ve onun içinde hep bir iyilik olduğuna inanıyor. Küçükbey ailesinin vefatından sonra abisinin bıraktığı bir miktar para ile fizik okulunda okuyup mezun olduktan sonra Şikoku’daki ortaokulda matematik öğretmeni olarak işe başlar. Taşra bir yer olan Şikoku’yu Küçükbey pek beğenmez. Gittiği okulda tanıştığı öğretmenlere; Oklukirpi,Kırmızı Gömlek, Soytarı ve okul müdürü Bay Tempura gibi lakaplar takar. Küçük bir yer olan Şikoku’da dedikodular çok kolay yayılır. Okulda öğrenciler ve öğretmenler tarafından alaya alınır. Çok saf biri olan Küçükbey söylenenlere çok kolay inanır ama aslında doğruları daha sonradan öğrenecektir. Kırmızı gömlek’in ne kadar düzenbaz ve alçak biri olduğuna, arkasından çevrilen oyunlara ve daha önce yaptığı kötülüklerine kendi gözleriyle tanık olacaktır. Kötülüğe sözleriyle yanıt vermeyi denese de aslında her zaman konuşarak doğruyu öğretemeyeceğini o da herkes gibi anlayacaktır.
Natsume Soseki’nin ‘’Sanşiro’’ kitabında küçük bir yerden büyük bir yere giden kahramanı görüyorsak; Küçükbey’inde büyük yerden küçük yere giden kahramınızı görüyoruz. Aslında yazar bu yönüyle iki farklı bakış açısını yakalamış görünüyor. Üstelik Küçükbey gibi bir yaşantısı olması yani kitabında kendi yaşantısına dair izlerin bulunması ayrı bir detay ve çok etkileyici.