• “ ‘Türbanlı kızlar üniversiteye gitsin, aydınlansın, toplumsal hayat içinde yerlerini alsınlar’ gibi hayatın gerçekleriyle uyuşmayan/romantik sözleri bir yana bırakalım. Değerlendirmelerimizi bilgiye dayalı yapalım. Türbanlı kızlarımız üniversiteyi bitirince çalıştırılmıyor. Tekrar eve kapatılıyor.
Türkiye’de ilk türban eylemini yapan Dışişleri Bakanı Ali Babacan’ın halası Hatice Babacan çalıştı mı hiç? Hayır.
Görmüyor musunuz, bir aldatmaca yok mu bu oyunun içinde!
Hiç öyle “kamusal alanda çalıştırılmıyor” gibi meseleyi çarpıtacak tartışmalara girmeyiniz. Türkiye’de özel sektörde iş mi yok? Baksanıza yoksul başörtülüler karın tokluğuna çalışıyor.
Meselenin özü ne biliyor musunuz?
Mesele sınıfsal.
Channel, Hermes, Prada, Gucci, Christian Dior markalı çanta taşıyıp; Christian Louboutin, Paciotti, Sergio Rossi’den ayakkabı giyen başörtülü kadınların hiçbiri çalışmamaktadır.
Ve ne yazık ki türbana bakışta körlük, sığlık vardır.
Başörtülü kızlarımızın toplumsal hayat içinde olmasını mı istiyorsunuz? Güzel. O halde, kaldırın başınızı: Onlar zaten hayatın içinde; üç kuruş parayla tekstil fabrikalarında sömürülüyor, can veriyor.

    Türbanlı kadınların giydiği, kullandığı Dona Garan, Marks and Spencer, H&M, Next, Zara, River Island, Abercrombie&Fitch, Liz Claiborne, Banana Republic, GAP, Mexx, DIM, Lindex, Woolrich ve Old Navy, Reebok, Esprit, Benettton, ve Tommy Hilfiger, Pierre Cardin, U.S. POLO ve Cacharel, Top Shop, Laura Ashley, Walt Disney, Puma, Debanhams, Vetir, Armand, ThieryLVMH, Benetton, Stefanel gibi dünya markalarını kötü koşullarda üretenler bizim başörtülü gencecik kızlarımız.
Peki bu başörtülü kızlarımızı sömüren kim?
Beş vakit namazını kılan, hacı işadamı; yani yeşil sermaye!
Sektördeki kadın işçilerin başta gelen sorunları arasında, sigortasız kayıtdışı çalışma, bitirici çalışma saatleri, düşük ücretler, ücretlerin ödenmemesi, hiçbir iş güvencesinin bulunmaması, aşağılama ve dayağın olağanlaşması ve kadın işçilere yönelik cinsel taciz yer alıyor. Köle şartlarında çalışan başörtülü kızlarımız için kimse ne kalem oynatıyor ne de Meclis’i harekete geçiriyor.
Varsa yoksa üniversitelerde türbanın serbest bırakılması...
Sizce burada büyük bir oyun yok mu?
Üstelik: Tarihsel gerçekler gün gibi ortadayken...
Bilimin olmadığı yerde kime ne anlatabilirsiniz ki?
Başörtüsünün İslam’dan çok önce olduğunu kaç kişi biliyor?..”