Geri Bildirim
  • "Tanımadan seni görünce, gözlerin oldu yaşamak
    Gelecek güzel günlere bıraktım seninle olmayı
    Sensiz ölmenin vereceği acı kadar güzel;
    Gözlerinde yaşamak!" .
  • Yazar kitabıyla beni geçmişe doğru götürdü.. tam bahsettiği dönemlerin bitiminde doğmuş biri olarak nasıl bazı şeylerin yok olup yerini gittikçe teknolojiye bırakmasına şahit oldum... Mahalle kültürü vardı eskiden çocuklar düşe kalka sokaklarda büyürdü... o zamanlarda kurulan dostluklar bile bir başkaydı düşününce
    Turgut Akaslan'ın kalemini beğendim. Duru, akıcı bir anlatımı var. Zaten incede bir kitap olduğu için yaklaşık 1 saatte bitti güzel de bir tat bıraktı...
  • Mahalle Maçı, 90’larda çocuk olanların unutmaya yüz tutmuş bildiklerini hatırlatıyor. O dönem çocuk olanların gerçek manada çocukluklarını yaşadıkları son dönemdi belki de. Teknolojinin hayatımıza bu kadar giremediği ve bizi esir alamadığı o dönemlerde mahalle maçları milli bir mesele idi.

    Yazar Turgut Akaslan, hepimizin hayatlarında benzerlikler taşıyan bir kurguyu akıcı ve sade diliyle hemde 96 sayfadan aktarıyor. Bir oturuşta okumak istiyorsunuz sonunu merak ederken kendi çocukluğunuza ve kendi mahallenize gidiyorsunuz.

    Hele ki benim gibi doğduğunuz veya büyüdüğünüz mahalleye oldukça uzakta yaşıyorsanız satır aralarında kendi geçmişinize doğru bir yolculuğa da çıkabilirsiniz.

    Son söz ise kitabın kurgusuna yönelik.. Bir kaç eksik nokta var: Mesela kahramanımız Metehan’ı ispiyonlayan arkadaşı Tayfun’un bunu neden yaptığı es geçilmiş. Ya da Kitapçı Dede’nin kızı Leyla’dan bahsetti yazar fakat Leyla bulunamadan öylece kaldı ve geçildi.

    Kitap bitince aklımda şu üç cümle kaldı:

    “Hatıralarımı müziksiz bırakma…”

    “Bir şehri şiirle yaşamalı…”

    “Bana mağlup komutanları anlat Mehlika. Galipleri herkes biliyor…”

    Bu üç cümlenin her biri için uzaklara dalabilir, uzun düşüncelerle zihnimi yorabilirim…
  • "Bir şehri şiirle yaşamalı evlat! Yazılan şiirlerin izlerini takip ederek.."
  • Şimdiki zamanda çocukların çoğu evde telefonla veya bilgisayarla oyun oynayarak zamanlarını geçirirken geçmişte (benim çocukluğum da dahil) sokaklarda oyunlar oynardık. Yakan Top (Bu oyunda çok kötüydüm. Hep ilk elenen ben oluyordum.), Sek sek, İp atlama( Bunda iyiydim.) gibi oyunlar oynardık. İşte bu kitap bana çocukluğumun oyunlarını anımsatıp yüzümde gülücük ile kitabı okumaya başladım. Tabi daha sonra gelişen olaylar ile yüreğimde bir yumru oluştu. Kitabı bitirdikten sonra "intikam" duygusunun insanların hayatlarına nasıl mahvettiğini bir kez daha anladım.

    Kitap Metehan'ın hayatını anlatıyor. Karşı okul ile yaptıkları Futbol Maçından yenilerek dönen Metehan mutsuz bir şekilde annesinden dayak yememek için hızlı adımlarla evin arka kapısından içeri girer. Tek derdi maçta yenilmek olduğunu zanneden Metehan'ın hayatı işte o gün tepetaklak olacağını bilmeden üstünü değiştirip annesinin yanına gider.

    "Ne kadar mutluyduk, hayatı sokağımızdan ibaret sanıyorduk. Bütün dünyamız sokağımız, mahallemizdi. Hele maç sonrası yapılan konuşmalar..."

    O gece yaşadığı olaylardan sonra artık hayatını Ankara'da dayısının yanında devam ettirmek zorundadır. Dayısı onu ve annesini alıp Ankara'ya götürmüştür. Ankara'daki yaşamları eskisi gibi geçmemiştir.

    18 yıl sonra, Metehan'ın hayatındaki tek kişi Kitapçı Dede olmuştur. Onun dükkanında oturur ve onunla sohbet ederdi. Kitapçı Dede hayatını kaybedince o da büyüdüğü yere geçmişine doğru yolculuk yaptı.

    Tabi geçmişin ayak sesleri onun en mutlu olduğu zaman arkadaşı Apo ve kırmızı çerçeveli gözlükleri olan Gökçen ile güzel bir gelecek yaşayacakken yaşayamadı.

    Kitap sizi 80'lerin mahalle maçlarına 90'larda yaşanan tutuklanmalarına ve törenin insan hayatını mahvetmesine doğru bir yolculuk yaşatıyor. Ben okurken bir insanın hayatının töre ile mahvolmasına şahit oldum. Yaşanan tutuklamaların ve yapılan işkencelerin, işkenceyi yaşayan kişilerin hayatlarını etkilediğini gördüm.

    Okurken sizi sıkacağını düşünmüyorum. Eğer yeni bir kitapla tanışmak istiyorsanız bu kitaba bir şans verebilirsiniz.
  • Bir yarışmadan kazanmıştım kitabı.Elime ulaştığında yazar kitabı imzalamış ve birde mektup yazmıştı.Okuyacak kitaplarım olmasına rağmen hemen başlamıştım büyük bir istekle.Okuyalı uzun zaman oldu ama aklımda kaldığı kadar yorumlayacağım.Olaylar Bayburt'ta geçiyor.Osman ve arkadaşlarının ermeni işgali ve soykırım zamanında yaşadıklarını anlatıyor.Kitapta bazı eksiklikler olmasına rağmen imzalı ve bir mektupla geldiği için benim için çok değerliydi.Severek okudum.