• Bir kitabı nasıl tutarız? Hemen başlangıcında kendisi hakkında bilgileri verirken yalnızca iyi yazıları kitaba taşımak değil; Birmingham Rahibi Hugh Montefiore’nin de dediği gibi “Amatörce, Bilgisizce ve Garip” yazısını da bu tanıtım yazısına koymaya cesaret ettiğinde. Bunun yanında sıkı bir Dan Brown hayranı iseniz zaten bu kitaptan haberinizin olmaması imkansız demektir. Her şey bir kenara, Turgut Gürsan okuduktan –ki kendisi kitaplarında masonluğu falan oldukça geniş anlatır- sonra bu konuyu biraz daha merak etmem (ve başıma ne gelecek düşünceleri) ve son olarak da parayı nereye harcasam da cebimde çay içecek para kalmayıp bu yağmurda eve koşarak gitsem düşüncelerimle (kendimi iyice acındırdıysam tamamdır, başlayalım) kitabımıza başladık.
    Bahsedilen konulara da şöyle bir bakalım istedim: https://i.hizliresim.com/lZ5vrB.png
    Çalışmanın özgünlüğü çok hoşuma gitse de neden bunu okudum psikolojisine girdim. Zaten insan ya meraktan ya da neyse. 1982 yılından itibaren en az 20 baskı (bendeki bu baskıydı) yapan ve sonuna 100 sayfalık fazladan notlar ve kişiler eklenen bu kitap, açık konuşmak gerekirse okunmasa da olur. Tabi geçmiş döneme ilgiliyseniz ve gazete haberi olur gibi okumak isterseniz başka. 100 sayfalık bir gazete düşünün. Bu yazı, o gazetenin bir sayfasındaki küçük bir fıkra bölümünü işgal edecek kadar dolu. Eğer ki, öyleyse, bununla beraber gibi fikirlerin işgal ettiği kitapta ufak bir bilgi kırıntısına dahi 30 sayfalık fikrin ayrıldığını görüyoruz.
    Böylelikle 3 gün neticesinde kitabımıza veda ediyoruz. Okumayın ama okursanız da Allah kolaylık versin..
  • Bu sefer biraz daha sizlere kolaylık olması açısından (çaktırmayın bana da) içindekiler kısmını buraya koyarak birkaç cümle ile kapatmaya çalışacağım. Yazar çok fazla konuya, çok farklı kanalları kullanarak ve bunları tek bir noktada toplayarak ilerliyor. Kalemi kötü değil lakin işlediği konular gerçekten de çok ağır. Benim bile 2 günümü alıyor. Oldukça şaşırtıcı konuları işlediğini de belirtmek gerek.
    https://i.hizliresim.com/EDd1zg.png
    https://i.hizliresim.com/j6O7vW.png
    https://i.hizliresim.com/2a30YE.png
    Özellikle 2. Dünya Savaşı, Masonlar, Gizli Güçler ve Yahudiler üzerinden ilerleyen bir kitap. Yazara bir de ‘Günümüz’ konulu kitap çıkarmasını keşke söyleme fırsatım olsaydı. Resimlerde de anlaşıldığı üzere işlenen konular belli ve okumak isterseniz uzun dönemde de sindire sindire okunacak bir eser. Şimdiden keyifli okumalar, mutlu günler dilerim..
  • Vatikan’ın ortasında kurulan Opus Dei Locasını kabul etmesi de bundan kaynaklanmıştı. Fakat zaman geçtikçe bu Papa’nın da masonları, İsrail’i ve Mossad’ı rahatsız eden tavırları olacak, sonuçta Mossad’m emriyle M. Ali Ağca tarafından “uyarılacaktı.”
    Bu uyarı Papa II. J. Paul’u hemen kendine getirdi.
    Çiçeği burnunda Papa suikast sonrası İsrail ile ilgili düşüncelerini şöyle belirtmişti:
    “Pek çok halk acı çekti. Ama Yahudi halkı özel bir halktır. Her zaman seçilmiş olarak kaldı ve kalacaktır. Fakat insanlar bunu görmedi ve anlamadı, bu çok üzücü."
    17 Kasım 1990 tarihinde Roma’da;bir sinagogda yaptığı konuşmasında, “Yahudiler Tanrı’nın en sevdiği kullarıdır. Kilise ‘Yeni İsrail’ olduğuna göre, İsrail ile iyi ilişkiler içinde olması çok normaldir” diyordu.
  • 1785’de Fransa’daki aç gözlü spekülatörler yüzünden büyük bir buğday sıkıntısı çekilmişti (bu sıkıntının suni olarak yaratılmış olması çok muhtemeldir). Birçok bölgede buğday stokları erimişti. Halkın açlık yüzünden ayaklanması için ülke genelinde suni bir yiyecek darlığı yaratılmıştı. Bu ekonomik açlık operasyonları “City of London”43 spekülatörleri tarafından yürütülüyordu.

    *Bank of England’ı 1694 yılında kuranlar Yahudilerdir. Bu banka İngiliz menşeli bir banka olmayıp bir devlet kuruluşu gibi kurulan özel bir bankadır. İngiliz devleti, kendisine ait olması gereken para basma ve ülke parasını kontrol etme işini bir grup finansörün eline bırakmıştı. İngiltere parasının kontrolü esas olarak Rothschild’lerin elindedir. Bugün, Rothschild’ler ve birkaç Yahudi aile hanedanlığının elinde olduğu bilinen Bank of England ve Amerikan Federal Reserve Bankası ile bunlara bağlı karteller aynı zamanda Dünya Bankası ve IMF’nin yönetimini de ellerinde tutmaktadırlar.
    **İngiliz Krallığı ve Amerikan Başkanlığı, Bank of England ve Federal Reserve Bank’ın sahipleri tarafından yönetilmektedir. Bank of England’ın da içinde bulunduğu, Londra’dan ve İngiltere’den bağımsız bir şehir olan “City of London” ismiyle anılan bu garip şehir devletinin kendi belediyesi ve kendi özel polis gücü vardır.
  • Elena Roerich’in günlüğünün yayınlanmasıyla, 1920 ile 1944 arasında “astral plandan” gelen Büyük Beyaz Kardeşlik üstadlarının mesajlarının kaydedildiği anlaşılmaktadır.

    *Büyük Beyaz Kardeşlik’in (B.B.K) kuruluşu M.Ö. 6000 yıllarında Sümerlere, hatta daha da gerilere gitmektedir. İlk defa antik Mısır’da ortaya çıkmıştır. Bu kült’ün rahipleri bilgelik tanrısı Thoth’a tapıyorlardı. Thoth’un sembolü “Kanatlı Yılan”dı.Bu sembol Sümer tanrısı Anunnaki Ninkurşag ile de ilgilidir. Ninkurşag da Sümer bilgelik tanrısı idi.Sümer-Mısır-Babil kardeşlik örgütlerinin kökeninde B.B.K vardır. B.B.K zinciri günümüzde Illuminati’ye kadar uzanmaktadır.
  • Merhaba arkadaşlar. Kitabımız 1. Dünya Savaşı oluşumundan başlayarak (ki bu sefer tek bölümde tek konu yerine bazılarını bayağı açmış, gayet de iyi yapmış. İlerledikçe gelişiyoruz.)
    1. Bölüm: Birinci Dünya Savaşı Nasıl Çıkarıldı şeklinde heyecanlı bir soruyla açılışı yapıyoruz. Sırp Milliyetçiliğinin Doğuşu, Yükselişi ve Gelişimi, 1903 Masonik Darbesinin Perde Arkası, Karjordjeviçler’in Dönüşü ve Milliyetçi Örgütlenme de diğer işlenen konular. Burada da yine Sırp Krallığında çocuk Kral Alexander ve ona karşı Mason faaliyetlerinin etkilerini görüyoruz. Katletme diyebileceğimiz bir sistem ve savaş yanlılarının (ki bunlar Müslüman karşıtı) başa getirildiği bir dönem. Bu dönemin dikkat çekici ve sansasyonel bir icraatını vereyim: 28 Haziran 1914’teki kıvılcımın toplantısı 1889 yılında Pariste Büyük Mason Kongresinde belirlenmiştir. Burada da masonların ne kadar etkili olduğunu görüyoruz. Aslında bunlar herkesin bildiği; bazen hakkında konuşmaya çekinip korktuğumuz bazen de kanıtlayamadığımız şeyler. Özellikle bilinen ama kanıtlanamayan şeylerin üzüntüsünü yaşayan insanlar olarak tarihin akışını değiştiren bir durum karşısında da üzülmemek elde değil. Ölüm, kötü…
    2. Bölüm: İngiliz Masonluğunun (yazarımız Dan Brown gibi, Masonluk koymazsa duramıyor) Dünya Politikası ve Ermeni İsyanları ile Alliance İsraelite’nin (A.İ.) Birinci Dünya Savaşındaki Etkinliği üzerinde duruyoruz. Ne yazık ki Türkler üzerinde oynanan bu oyunda bilmedikleri bir durum var. Biz Düz Vites insanlarız. Yani en son 2 sene önce de gördüğümüz ve yaşadığımız gibi silahın önüne silahsız atlayan bir milletin tamamını yok etmeden böyle planlar gelip geçicidir. Ya da en kısasından şöyle mi özetleriz? Maşa olarak kullanıp sonra da yok ettikleri Hitler: "Türkler öyle bir millettir ki, eğer saldırırsak tamamını yok etmemiz gerekir... Yoksa 1 tane bile hayatta bırakırsak, yeni bir devlet kurar ve intikamını alır."
    3. Bölüm: Birinci Dünya Savaşı Sırasında Anglosiyonist Faaliyetler.
    4. Bölüm: Birinci Dünya Savaşı Sırasında ABD ve Gizli Örgütler, ABD’yi Birinci Dünya Savaşına Sokan Örgütler ki burada çok fazla belge görüyoruz. Mason locasının kampanya ve kumpasları ile beraber Rockfeller ailesinin dönemin devletlerinin çoğundan daha fazla geliri olduğuna şahit oluyoruz.
    5. Bölüm: Dünya Cumhuriyeti ise İhtilal çıkartarak krallıkların yıkılması ve yerlerine Masonik Dünya Cumhuriyeti kurma fikrine dayanan inançtır. Gerçi masonları görünce bunu başarmalarından korkuyor insan ama zamanında Osmanlı, Almanya ve Rusya üzerinde yaptıkları Krallık Yıkma girişimlerinin başarısını görmemek için de kör olmak gerek. Buna yazarın da örneğini verdiği İngiltere’de çıkan The Freemason adlı derginin yazısından anlayabiliriz: “Birinci Dünya Savaşı, Masonların savaşıdır. Burada söz konusu olan Otokrasi ile Demokrasi arasındaki savaştır.”
    6. Bölüm: Masonluk ve Birinci Dünya Savaşı.
    7. Bölüm: Masonların Birinci Dünya Savaşı Sırasında Yaptıkları Toplantılar.
    8. Bölüm: Amerikan Merkez Bankası (Federal Rezerv’in) Kuruluşu.
    9. Bölüm: ABD Başkanı Wilson ve “Görünmeyen Hükumet” konusunda büyük masonlardan Harun Yahya yani Adnan Oktar’ın ağzından Yeni Masonik Düzen kitabını öneriyorum. Bunun yanında Soner Yalçın’ın Efendi kitabını da öneriyorum ki şimdiden isteklileri için Tarama yapacağım. İsteyebilirsiniz. Sonraki kitaplarımdan biri olacak.
    10. Bölüm: Başkan Wilson’un Savaş ve ‘Milletler Cemiyeti’ Politikaları Üzerindeki Devletlerüstü Güçlerin Etkisi, Amerikan Yahudiliğinin Gücü, Uluslararası Siyonist Şebeke Bağlantıları, Wilson’un Devletlerüstü Güçlerle Yaptığı Seçim İttifakı, Wilson’un Üçlü İttifakının Sonucu: Almanya ile Savaş
    11. Bölüm: Milletler Cemiyeti konusu 1. Dünya Savaşı zamanında gündeme gelen; savaşı belirleyen Yahudiler ve yaptıklarını okumak oldukça zorladı beni. İtilaf devleri kendisine olan borcu ödesin diye onların yanında savaşa giren ABD ve Yahudi para babaları.
    12. Bölüm: Rusya’da 1917 Şubat Devrimi (Masonik Hükümet Darbesi) bölümü için burada kitaptan bir cümle ile bahsedeceğim. Kerensky’nin asıl adı Aaron Kürbis idi.Kerensky ile işbirliği yaparak Başbakan Stolypini öldüren Yahudi-terörist Mordekai Bogrov. Rus Devrimini yapan masonlar.
    13. Bölüm: Lenin ve Troçki’nin Rusya’ya Dönüşü. Troçki’nin hayatı ve yaptıkları için Efendi, Beyaz Türklerin Büyük Sırrı kitabını haricen gerçekten tavsiye edeceğim. Yazar neredeyse bu adamla ilgili tüm bilgileri bu kitaptan ve devrin gazetelerinden veriyor.
    14. Bölüm: Troçki’nin ve İttihatçıların Akıl Hocası Rus Devriminin Planlayıcısı ‘Parvüs Efendi’, Çarlık Rusya’sındaki Yahudilerin Durumu anlatılıyor.
    15. Bölüm: Rusya’daki Şubat Devriminin Finansörü: Jacob Schiff.
    16. Bölüm: Warburg Ailesi. Ailenin elinin uzandığı yere bir örnek verelim. Birinci Dünya Savaşı sona erdiğinde, Versay Barış Konferansında Alman tarafını fınans uzmanı Max M. Warburg, İtilaf Devletleri’ni ise kardeşi Felix temsil ediyordu.
    17. Bölüm: Balfour Deklorasyonu Öncesi Siyonist Faaliyetler
    18. Bölüm: İngiliz Siyonist İşbirliği Nasıl Gerçekleşti? Bu soruya şöyle cevap verelim. https://i.hizliresim.com/qvkZGR.png
    19. Bölüm: Balfour Deklarasyonu.
    20. Bölüm: Yahudi Masonluğu B’nai B’rith’in Almanya’daki Faaliyetleri.
    21. Bölüm: Alman Komünizminin Yıkıcı Etkileri.
    22. Bölüm: İngiliz İstihbarat Servisi Raporunda Türk Mason Locaları. Bunun için de önerdiğim kitabı buraya bırakıyorum. Hatta elinde olan varsa bana ulaşırsa memnun olurum. https://www.kitapyurdu.com/...ylemleri/130648.html
    23. Bölüm: Thule ve Görünmeyen Üstatlar. Buraya verelim o zaman o büyük benzerliği. “Thule Gesellschaff’m ‘Heil und Sieg’ selamını Hitler, ‘Sieg und Heil’ şeklinde kullanmıştı. Führer’in “Völkischer Beobachter” gazetesi (Büyük Almanya Nasyonal-Sosyalist Hareketi Mücadele organı) de aslında Thule’nin gazetesi idi. En önemlisi, Thule’nin sembolü olan Cermen Gamalı Haçını, Hitler Nazi Partisinin sembolü haline getirmiştir.
    24. Bölüm: Bilinmeyen Lenin bölümünde Lenin’in Yahudi olduğu iddiası var. Aslında gerçek. Anne tarafından. 1975 yılında Moskovada “Lenin ve Çeka”122 adlı bir kitap yayınlandı. Bu kitapta anlatıldığına göre, Lenin, Fransız devrimcisi Robespierre’in terör metodlarını benimsemişti. 24 Ocak 1918’de Lenin komünist terörün çok daha acımasız olması gerektiğini söylüyordu.
    Amerikalı yazar Richard Pipes “The Unknown Lenin” (Yale, 1996) adlı kitabında Lenin'in Sovyet Komünist Partisi gizli arşivinde saklanan ve hiçbir yerde yayınlanmamış mektup ve talimatlarını yayınladı. (Milliyet gazetesi, 13 Kasım 1999, Şahin Alpay, “Bilinmeyen Lenin.”)
    Lenin’in yaptıklarından biri de oldukça dikkatimi çekti. Türklere, Kemalist olarak hitap eden Lenin burada bakın neler konuşuyor. Yazarımızdan alıntı yaparak da ekliyorum. Smirnov’un kastettiği belgelerden bazıları Pipes’ın kitabında mevcut. Bunlardan biri Lenin’in 4 Aralık 1920 tarihli Türkiye ile ilgili talimatı: “Kemalistlere güvenmeyin. Onlara silah vermeyin. Bütün gayretlerimizi Türkler arasında Sovyet propagandasının yayılması ve kendi çabalarıyla zafer kazanabilecek bir Sovyet partisinin kurulması üzerinde yoğunlaştırın.” Belgenin yorumu açık: Lenin görünürde Türk Kurtuluş Savaşına destek verirken, esas olarak Türkiye’de bir komünist devrime zemin hazırlama gayreti içindeydi.
    25. Bölüm: Siyono-Komünist Devrim
    26. Bölüm: Rakovski Protokolleri (Kapitalist Enternasyonal ve Devrimler) başlığında Dawes-Young Planından bahsediyoruz. Nedir bu? Dawes-Young Plânı: 1924’te yürürlüğe giren Dawes Plânı, Almanya’nın gerçekleştirmesi gereken yıllık (tazminat) ödeme tutarını belirliyor ve aynı zamanda ülkeyi yeniden ekonomik dengeye kavuşturmayı amaçlayan önlemler öngörüyordu. Dawes Planının yerini 1930’da Young Plânı aldı. Young Plânı, Almanya’nın ödemesi gereken savaş tazminatı sorununa nihai bir çözüm getirmeyi amaçlıyordu. Plân, 1930-1932 yılları arasında uygulandı.
    27. Bölüm: İsrail’in Kuruluşu Versay’da mı Kararlaştırıldı?
    28. Bölüm: Faşizmin Anti Sovyet Misyonu, Hitler’in Misyonuna İngiliz Desteği, Faşizmin Masonik Arka Planı, Hitler’i Kim Destekledi?
    29. Bölüm: Faşist Siyonist İşbirliği.
    30. Bölüm: Hitler Darbesi (1923) ki burada çok üstüne düşülen bir konudan bahsetmek gerek. “Toplama Kampları” düşüncesi, birçok insanın bildiğinin aksine Hitler’in bir buluşu değildir. İlk toplama kampı 1838 yılında ABD’deki Kızılderililer için yapılmıştı. 1901 yılında İngilizler, Boer Savaşı sırasında tutukladıkları Boerlere ‘kollektif hapis cezası’ uygulamak için ilk ‘toplama kampını açmışlardı. 26.000 Boer kadın ve çocuk İngiliz kamplarında açlıktan ölmüştü (Çocukların çoğu 16 yaşın altındaydı) Lenin, örnek aldığı Jakobenler Fransa’sı gibi, rejim düşmanı saydığını hiç yargılamadan doğrudan toplama kamplarına gönderiyordu. Ona göre bu kamplar “işçi okulu” idi. Fransız ihtilali sırasındaki Jakoben terörü gibi, Yahudi Bolşevik görevliler de kurbanlarını suya atarak öldürüyorlardı. Bela Kun (Aaron Kohn) ve Roza Zemlyaşka (Rozalia Zalkind), 1920 sonbaharında Kırım’daki Rus subaylarını suya atarak öldürtmüşlerdi. (Igor Bunich, “The Partys Gold,”St. Petersburg, 1992) 1920 İlkbaharında Siyonist Çekist Mikhail Kedrov (Asıl adı Zederbaum idi) 1092 Rus subayını suda boğarak öldürtmüştü.
    31. Bölüm: Henry Ford ve Adolf Hitler. Ford’un ünlü mucidi ile Hitler’in yakın dostluğunu ve 4 ciltlik Beynelmilel Yahudi kitabını yazdığını öğreniyoruz. Rusya’da da aynı fabrikanın kurulduğu; hatta Amerikan – Vietnam savaşında ABD ordusuna karşı da Ford’un kamyonlarının Vietnam tarafından kullanıldığı anlatılıyor.
    32. Bölüm: Hitler’in Yükselişi ve Wall Street. Burada da Hitler’i başa getiren Yahudi gruplarından dönemin belge ve yazılarıyla söz ediliyor.
    33. Bölüm: New York Borsasının Çöküşü.
    34. Bölüm: Hitlerin Masonik Kartı: H. Schcht.
    35. Bölüm: Thule Biraderi Rosenberg’in İngiltere Misyonu.
    36. Bölüm: SS Generali Banker Schröder.
    37. Bölüm: Berlin ve Moskova Arasındaki Loca.
    38. Bölüm: Sovyet Nazi İttifakı.
    39. Bölüm: Uluslararası Siyonizm Hitler Almanya’sına Savaş Açıyor. Siyonistlerin savaş ilanından bahsediyor. Yahudi Dünya Ligi Başkanı Bernard Lecache (1932), Daily Express (24 Mart 1933) Uluslararası Yahudi Fedarasyonu Başkanı Samuel Untermeyer (Ağustos 1933), Yahudi Terör Örgütü (Irgun) Başkanı Vladimir Jabotinsky (21 Ağustos 1933), 23. Siyonizm Kongresi Başkanı Hayim Weizmann (savaştan önce gene) hep Almanlara savaş ilanı etmişler. Bakın Hitler'e değil; Almanlara. Yani şuan bu mevcut hükumet yerine hepimize birden bir başkasının küfür etmesiyle eş değer. Gerçekten de tarih çok karmaşık, acayip ve irdeledikçe kafaların karışmaması mümkün değil. Özellikle de bunu 20. yüzyıl için söylemek oldukça mümkün.
    40. Bölüm: İspanya İç Savaşı ve Masonluk. Son bölümde ise İspanya Kralı Primo de Rivera'nın ölümü (öldürülmesi) ve cesedinin kaçırılması sonrasında masonların etkisi ve yaptıklarıyla aslında güçlerinin ne denli etkili olduğunu bir kere daha okuyarak kitabımızı bitiyoruz. Ardından İspanya iç savaşı ve son dönemde de gündeme gelen ama yazarın eklemediği Katalanların da nereden destek aldığı anlaşılıyor.
    Böylelikle uzun ve detaylı bir kitabımızın daha sonuna geliyoruz. Biraz yorucu olsa da değdi. Son kitabımızı da önümüzdeki günlerde (Yarın) bitirmeyi planlıyorum ama bakalım. Oldukça yorgun düştük bu ara. Kolay gelsin, keyifli okumalar..
  • Rothschild ajanı Lord Alfred Milner’in kariyeri 1864’de Londra’da kurulan ‘Colonial Society’ (Koloniler Derneği) ile başlamıştı. 1868’de dernek, ‘Royal Colonial Institute’ (Kraliyet Koloniler Enstitüsü) adını aldı. Milner’in aktif olduğu enstitü, Barclys Bank ve Asyadaki uyuşturucu pazarını kontrol eden Hong- Kong Shangai Bank (HSBC) tarafından finanse ediliyordu.

    ***Jim Keith, “Casebook on Alternative- 3” adlı kitabında HSBC’nin günümüzde de uyuşturucu paralarını aklamak için kullanıldığını iddia etmektedir. Uyuşturucu finansman ve nakliyesi ‘Royal Institute of International Affairs’ (RIIA) ve İngiliz Gizli Servisinin gözetiminde yapılıyordu.