• Münacat

    Birden hatırladık seninle buluşamadığımız günleri
    Gel ey büyük bakış yüce suskunluk gel artık beri

    Kentleri ve kasabaları ve köyleri çevirdik senin adına
    Kapıları tutmaktan artık herkesin nasır oldu elleri

    Olsun daha da tutarız sen varsan düşüncemizde ama gel
    Tutarız karaları ve denizleri ve yaşayan yürekleri

    Kendin karşı koydun yaptığın saraylara zindanlara tellere
    Yine kendin kullan artık kendi yaptığın tüfekleri

    Bozgun bir şubat sensin, ekmek ve kan senden, ekim sensin
    Nerende taşır büyütürsün nerende sonsuz gelecekleri

    Hatırla, kendini hatırlat, o büyük haklılığı denize giden
    Hatırla, karada ve denizde onardığın her yeri

    Hatırla, karada büyük taşları üstüste kodun, hatırla
    Yürüttün canalıcı denizlerde cesur gemileri

    «...senin hüznün bir yazgıdır, bir eski zamandır
    büyüksün artık büyük dirimine beni inandır

    bir değişmezlik sanırsın çoktan beri her şeyi oysa
    bir vakitler güneyde öyle kötü kullanılmış ki...»

    Gecikmiş bilgeliğin yaşamış bir eski ağacı hatırlatır
    Ki sen emzirirsin duyguyu, sen beslersin kalemleri

    Sen yarattın, sendeyiz, suyumuz, toprağımız kanımız
    Senden ey yüce bekleyiş, sanki bu kalın eller kimin elleri

    Artık bize soluk ver, bizi besle, kendini hatırla
    Ey biraz yavaş, biraz kutsal, beklerken az sevinçli

    Seni bağışlamam çünkü ben büyük bir dirim taşırım
    Çünkü ben ey derim ve severim ey demeyi bilenleri

    Biz bir aşk nedir biliriz seninle, biz biliriz
    Ey kim varsa orda "o tek olanın adına çekin kürekleri"