• Türkiye' de bir kadının başörtülü olma halinin nasıl patolojik olarak görüldüğünü müşahede edebiliriz. Başörtüsü takmakla hançer taşımak eşdeğer kabul ediliyor ve başörtülü başörtüsü üzerinden başkasına zarar vermeyecekse - yani zehirli fikirlerini yaymayacaksa - okula girmesi meşrudur deniliyor. Mesela okul sınırları içinde bir arkadaşım " neden örtünüyorsun " diye sorduğunda benim "sana bunu anlatırsam propaganda yapmış olurum ve suç işlerim " demem bekleniyor sanırım.
  • 1965 sonrasında Türkiye de Cumhuriyet döneminin belki de en özgür ortaminin oluşmasının sebepleri bu geçmişte aranmaldır. 1965 sonrasi ortaminin Türkiye'de düşünsel bölünmelerin ortaya çıkmasına sebep olması, bir anlamda fili düzeydeki özgürlük nedeniyledir. Çünkü, Türk aydının düşensel dünyası Batılılaşma'nın başlangıcından beri devletin verdiği sınir çerçevesinde dolaşmış; bu müsamaha sınırı ancak 1965 sonrasında genişlemiştir. Türkiye'deki düşünsel ayrışmalar 1965 sonrasında bağımsız örgütlenme aşamasına ulaşılmasıyla başlamışsa, buna rağmen farklı örgütler Türk toplumunun tarihi ve sosyo-ekonomik üzerinde pek görüşler ileri sürememişlerdir.
  • "Ülkenizin birlik ve güvenliği için her türlü faaliyette bulunmaya ve sıra dışı bir kariyer yapmaya ne dersiniz? Bir istihbaratçı olmak ister misiniz?"
    http://www.okunmuskutuphane.blogspot.com
    Bir süre önce buna benzer bir iş ilanı yayınlanmıştı Milli İstihbarat Teşkilatı tarafından. Galiba görüntülü bir ilandı. Zannedersem ilana çok kişi başvurmuştur. Peki nedir bu istihbarat? "Mitçi", ajan, casus, istihbarat uzmanı nasıl olunur? Kendinizi bu alanda geliştirmek mi istiyorsunuz? Alın size kaynak bir kitap. Prof. Dr. Ümit Özdağ'ın İstihbarat Teorisi isimli kitabı. Kütüphaneden alırken şöyle bir göz gezdirmiştim kitaba. Birazcık akademik gelmişti ama her Türk gibi istihbarat işlerine olan merakım sebebiyle okurum nasıl olsa demiş ve kitaba el koymuştum. Fakat o iş öyle olmuyormuş. Bu kitap istihbaratın akademik yanı. İstihbaratın akademik yanı da olur muymuş dediğinizi duyar gibiyim. Oluyormuş öğrendim. Akademik bir kitaba ne denir bilemiyorum. Üniversitede işletme okudunuz veya tarih okudunuz veya tıp okudunuz. Hocalarınızın yazdığı ve size de gönüllülük(!) esasına göre tavsiye ettiği ders kitaplarınız vardır hani. Hah! İşte bu da istihbaratın ders kitabı bana göre. Altını çiziyorum bu kitap içinde komplo teorilerini barındıran veya şu olayda şöyle anlatıldı ama aslında şöyle olmuştu diyen kitaplar gibi değil dikkatinize. Ara ara işlenen konuya göre Türkiye ve dünyadan örnekler verilmiş o ayrı tabi. "Örneğin" ile başlayan ve benim en sevdiğim satırlar oldu bu örnek satırları. Yaklaşık 200 küsür sayfayı usanmadan okudum. Sıkıldım mı? Açıkçası sıkılmadım. Ama kitabı da yarım bıraktım. Sebebine gelince.. Ben bir istihbaratçı mıyım? Değilim. -Ama siz bana inanmayın zira kitapta kandırma, gizlenme ile ilgili bölümler de mevcut. Belki de bir istihbaratçıyımdır :)))- Olmadığım içinde ne işim olur istihbaratın akademik yönüyle. Bir gün Milli İstihbarat Teşkilatı'ndan bana iş teklifi gelirse -ki bu teklifi ciddiyetle ele alacağımı ilan ediyorum- o zaman hemen bu kitabı alır sular seller gibi öğrenir ezberlerim. Benim açımdan kitap böyle. Yok siz, ben işin akademik tarafını da öğrenmek istiyorum derseniz tercih sizin derim. İyi okumalar.
    Meraklısına duyuruyorum. Aşağıdaki linkten Mit'e özgeçmiş bırakabiliyorsunuz :)
    https://www.mit.gov.tr/iksayfasi/basvuru.html

    Not: Bu yazıda istihbarat teşkilatımızı üzecek bir şey demediğimi düşünüyorum. Dediysem söyleyin hemen kaldırayım. Başımıza iş almayalım :)))))

    http://www.okunmuskutuphane.blogspot.com
  • Amerikan Ulusal Güvenlik Ajansı (NSA)’da uzun yıllar çalışan eski ajan Wayne Madsen, İsrail’in “Büyük İsrail” planı çerçevesinde Kuzey Irak’ın da bir kısmını sömürgeleştirmeyi amaçladığını iddia etti.

    Wayne, İsrail ve İranlı Yahudi hacıların Türkiye üzerinden Musul bölgesine gideceği ve burada Hristiyanların yaşadığı toprakları satın alacağını kaydetti. Maysen, Musul bölgesindeki saldırıların da MOSAD tarafından bölgeyi boşaltma amaçlı yapıldığını ileri sürdü. Uzun yıllar NSA’da çalıştıktan sonra gazetecilik yapmaya başlayan Wayne Madsen’in Onlinejournal internet sitesinde yayınlanan analizi şöyle:

    “İSRAİL YAYILMACILARI, ZATEN BİLİNEN BATI ŞERİA VE GAZZE ŞERİDİ’NİN KONTROLÜNÜ ALMAK, SURİYE’DEKİ GOLAN TEPESİ’Nİ SÜREKLİ ELİNDE TUTMAK VE LÜBNAN’IN GÜNEYİNE YAYILMA NİYETİNİN YANI SIRA, KUTSAL KİTAPLA İLGİLİ ‘BÜYÜK İSRAİL’İN BİR PARÇASI OLARAK DEĞERLENDİRİLEN IRAK’IN BAZI BÖLGELERİNE DE GÖZ DİKTİ.

    İSRAİL İRAN KÜRDİSTAN’I SÜRGÜNLERİNİ DE İÇEREN BİNLERCE İSRAİL YAHUDİ KÜRTLERİNİ, ESKİ YAHUDİ DİNİ TAPINAKLARINDA HAÇ YAPMA ADI ALTINDA IRAK KENTLERİ MUSUL VE NİNOVA’YA DOĞRU TAŞIMAYI PLANLADIĞI BELİRTİLİYOR. KÜRT KAYNAKLARINA GÖRE İSRAİLLİLER KÜRDİSTAN BÖLGESEL HÜKÜMETİ (KRG) İLE KÜRT YAHUDİ VE DİĞER YAHUDİLERİN KRG KONTROLÜNDEKİ IRAK BÖLGELERİNDE İYİ ENTEGRASYONUNU SAĞLAMAK İÇİN GİZLİ BİR ŞEKİLDE ÇALIŞIYOR.

    ABD’LİLERİN 2003’TEKİ İŞGALİNDEN SONRA İSRAİLLİ KÜRTLERİN KUZEY IRAK’TA, TARİHİ YAHUDİ ‘MÜLKÜ’ OLARAK DEĞERLENDİRİLEN TOPRAKLARI SATIN ALMAYA BAŞLADIKLARINI KAYDEDİYORLAR.

    İSRAİLLİLER ÖZELLİKLE EL KUŞ’TAKİ YAHUDİ PEYGAMBER NAHUM VE MUSUL’TAKİ YUNUS PEYGAMBER TAPINAKLARI İLE KERKÜK’TE DANİEL PEYGAMBER MEZARI İLE İLGİLENİYOR. İSRAİLLİLER KÜRT BÖLGESİ DIŞINDAKİ YAHUDİ ‘MÜLKLERİNİ’ DE SAHİPLENMEYE ÇALIŞIYOR, ÖZELLİKLE DE IRAK’IN GÜNEYİNDEKİ ŞİİLERİN ÇOĞUNLUKTA OLDUĞU İKİ BÖLGEDE, NECEF YAKINDAKİ BABİL EYALETİNDE BULUNAN EL KİFL KÖYÜNDE EZEKİEL TAPINAĞI VE BASRA YAKINDAKİ MİSAN EYALETİNDE BULUNAN EL UZAYR’DA ESDRAS’IN MEZARI.

    İSRAİLLİ YAYILMACILAR “JUDE VE SAMARİ” OLARAK ADLANDIRDIKLARI BU TAPINAKLARI DA BATI ŞERİA VE KUDÜS KADAR “BÜYÜK İSRAİL”İN PARÇASI OLARAK DEĞERLENDİRİYOR. KÜRT VE IRAKLI KAYNAKLAR MOSAD, IRAK’TAKİ İSRAİL YAHUDİLERİNİN ‘MÜLK’ TALEPLERİNİN İHTİYAÇLARINI SAĞLAMAK İÇİN İSRAİLLİ ŞİRKETLER VE TURİSTLERLE BİRLİKTE ÇALIŞTIĞINA İŞARET EDİYOR.

    İSRAİLLİLERE ‘HRİSTİYAN SİYONİZM’ KONSEPTİNİ DESTEKLEYEN ABD’DEKİ EVANJELİST HRİSTİYAN ÇEVRELER TARAFINDAN PARALARI ÖDENEN YABANCI PARALI ASKERLER YARDIMINI DA ALDIĞI BELİRTİLİYOR.

    IRAKLI MİLLİYETÇİLERİ İSRAİL YAYILMACILIĞININ IRAK’TA ARALARINDA IRAK’IN ATANAN CUMHURBAŞKANI CELAL TALABANİ TARAFINDAN YÖNETİLEN KÜRDİSTAN YURTSEVERLER BİRLİĞİ’NİN DE BULUNDUĞU İKİ TEMEL KÜRT FRAKSİYON TARAFINDAN DESTEKLENDİĞİNİ İDDİA EDİYOR. TALABANİ’NİN OĞLU KUBAT TALABANİ, YAHUDİ EŞİ SHERİ KRAHAM İLE BİRLİKTE YAŞADIĞI WASHİNGTON’DA KRG’NİN TEMSİLCİSİ OLARAK HİZMET VERİYOR.

    İSRAİL’İN TOPRAK SATIN ALMA AKTİVİTELERİ KRG BAŞKANI MESUT BARZANİ TARAFINDAN YÖNETİLEN KÜRDİSTAN DEMOKRATİK PARTİSİ TARAFINDAN DA DESTEKLENİYOR. BARZANİ’NİN BEŞ OĞLUNDAN BİRİ OLAN BİNCİRFAN BARZANİ’NİN DE İSRAİLLİLERLE GÜÇLÜ İLİŞKİDE OLDUĞU BELİRTİLİYOR.

    İSRAİLLİLER VE SİYONİST HRİSTİYAN PARTİZANLARININ IRAK’A GİRİŞİ SADECE BAĞDAT DEĞİL TÜRKİYE ÜZERİ DE YAPILIYOR. İSRAİLLİLER TARAFINDAN İSTENEN TOPRAKLARIN BOŞALTILMASI AMACIYLA MOSAD AJANLARI VE HRİSTİYAN SİYONİST PARALI ASKERLER BAŞTA NİNOVA, ERBİL, EL HAMDANİYE, BARTALAH, TALASQAF, BATNAYAH, BASNİQAH, ELKOSHEVEN, UQRAH VE MUSUL OLMAK ÜZERE KELDANİ HRİSİTYANLARA KARŞI TERÖRİST SALDIRILAR SAHNEYE KOYDU.

    İSRAİL VE İTTİFAKLARININ SALDIRILARI GENELLİKLE EL KAİDE VE DİĞER İSLAMCI CİHADİSTLERE YÜKLENDİ. YÜZLERCE ÜNİVERSİTE ÖĞRETMENİ DE BU PLANIN PARÇASI OLABİLİR.

    İSRAİLLİLERİN NİHAİ AMACI MUSUL MERKEZİ VE ETRAFINDAKİ HRİSTİYAN NÜFUSU BERTARAF ETMEK VE YAHUDİ KUTSAL KİTABIYLA İLGİLİ TOPRAKLAR BÜYÜK İSRAİL’E BAĞLANANA KADAR TOPRAKLARI İSTEMEKTİR. İSRAİL/HRİSTİYAN SİYONİST OPERASYONU İKİNCİ DÜNYA SAVAŞI’NDAN SONRA İNGİLİZ MANDASI ALTINDA FİLİSTİNLİLERİN TOPLU GÖÇÜNÜN YENİ VERSİYONUDUR.

    HAZİRAN 2003’TE MUSUL’U ZİYARET EDEN BİR İSRAİLLİ DELEGASYON, İSRAİL’İN NİYETİNİN, BARZANİ’NİN YARDIMI İLE MUSUL’DAKİ YUNUS PEYGAMBER TAPINAĞI İLE MUSUL OVASINDAKİ NAHUM TAPINAĞI ÜZERİNDE İSRAİL DENETİMİNİ SAĞLAMAK OLDUĞUNU SÖYLEDİ. İSRAİLLİLER, İSRAİLLİ VE İRANLI YAHUDİ HACILARIN TÜRKİYE ÜZERİ MUSUL BÖLGESİNE GİDECEKLERİNİ VE IRAKLI HRİSTİYANLARIN YAŞADIĞI TOPRAKLARI SATIN ALACAĞINI SÖYLEDİ.”

    WAYNE MADSEN KİMDİR?

    ÇOK SAYIDA KİTAP VE YAZI YAZAN WAYNE MADSEN, 1994 YILINDAN BERİ WASHİNGTON’UN POLİTİKALARI, ULUSAL GÜVENLİK VE İSTİHBARAT DÜNYASI ÜZERİNE ARAŞTIRMA YAPIYOR. THE VİLLAGE VOİCE, THE PROGRESSİVE, CAQ, COUNTERPUNCH, VE MERKEZİ PARİS’TE OLAN INTELLİGENCE NEWSLETTER İÇİN YAZILAR YAZDI. MADSEN AYRICA GENOCİDE AND COVERT OPERATİONS İN AFRİCA 1993-1999 ( 1993’TEN 1999’A AFRİKA’DAKİ GİZLİ OPERASYONLAR VE JENOSİD) KİTABININ YAZARI.

    ESKİ BİR AMERİKA DENİZ GÖREVLİSİ OLAN MADSEN, BAŞKAN REAGAN DÖNEMİNDE AMERİKAN ULUSAL GUVENLİK AJANSİ (NSA) İÇİNDE DE YER ALDI. MADSEN AYRICA, NAVDAC (NAVAL DATA AUTOMATİON COMMAND), DIŞİŞLERİ BAKANLIĞI, RCA CORPORATİON, CSC (COMPUTER SCİENCES CORPORATİON) İÇİN DE ÇALIŞTI.
  • Önyargılarınızı bir kenara bırakın, aklınızı çelenleri susturun, fikrinizi savunanları bir kenara bırakıp okuyun.

    Türk; Türkiye siyasi tarihini, idealleri ve ideolojileri derinden sarsacak bu kitap Caner Kara tarafndan iki yıl önce hiç bir yayınevinin desteğini almadan "Ötüken Sahaf" aracılığı ile okuyucu ile buluştu. Bilinen herahangi bir yayınevinin basmaya cesaret edemeyeceği kitap olan "Sentez İhaneti" büyük bir yayınevinin desteğini alsa Türkiye'de satış rekorlarına imza atardı. Türkiye tarihine bir daha böyle bir kitap gelmez.

    Türk-İslam sentezinin Türk Dünyasında ayrılık ve fitne uyandırması sebebiyle kitabın kapağında kitabın algısı şu kelimelerle belirtilmiştir: “Bir Fitnenin Otopsisi”.

    Bu sentezin doğal karşılığı olan fitnenin otopsisi demek suretiyle bu fitnenin doğuşu, yayılışı ve sair olayları tek tek detaylıca incelendiğini belirtiyor.

    Kitabın içinde ne yazdığını içi içini yiye yiye merak edip de alamayanları geçerek kitabı, içindeki değerli bilgileri vermeden tanıtmaya bir vesile ile de okutmaya çalışalım.

    Sentez İhaneti kitabı meselenin bir takım yerlerinde Atsız geçtiği için, Atsız’ın hayatını kısaca ve olaylara değinen yönüyle bahsediyor.

    Fitnenin çıkarıcısı olan Türkeş’inde kısaca hayatı ve tanışma meselesi anlatılıyor. Türkeş hakkında zamanla dile getirilmiş Hüseyin Feyzullah meselesi de kitapta yer alıyor.

    Kıbrıs’ta doğan Türkeş’in daha sonra Türkiye’ye gelişi ve 27 Mayıs darbesini ve darbe sonrası sürgün olaylarını kitapta bulabilirsiniz. Ayrıca Delhi’de arkadaşlarına yazdığı konuyla alakalı mektupları da kaynağı ile kitapta görebilirsiniz.

    Her türlü emperyalizme karşı olan Nato Subayı Türkeş’in batı ile ilgili görüşlerini yine kaynak bularak kitapta okuyacaksınız.

    Türkeş’in siyasetle tanınıp aktif rol alması Delhi sonrası, yani sürgün sonrası ülkeye gelişi ile başlamıştır.

    Türkeş’in siyaset hazırlıkları, partiye girişi ve ele geçirişi bu durumda da Türkçülerin siyasete bakışı da kaynakları ile tarafsız şekilde kitapta anlatılmıştır.

    Milliyetçi karakter ile ayrışmanın Nurculuk ve Anadoluculuk üzerinden nasıl olduğu ve ne sonuç içerdiği kitabın içerisinde kaynaklı ve tarafsız anlatım ile yerini almıştır.

    Hüseyin Üzmez gibi şahısların kim olduğu ve nerelerde görev yaparak fitne ile olan bağlantısı kitapta açıkça belirtilmiştir.

    CMKP’nin genel başkanı olduktan sonra oy oranları fazlasıyla düşüren Türkeş 1969 kongresinde tamamın İslamcı çizgiye yönelerek partinin adını da Milliyetçi Hareket partisi yaptı.

    Oy oranlarının düşük olması, bir yandan da Süleyman Demirel’in iyi derece oy toplaması rotayı Milliyetçilik ve Ümmetçilik karışımına götürdü.

    1969 kongresinin de fazlaca tartışmaya yer verildiği düşünülürse bu kongrenin durumu anlaşılacaktır. Kitapta 1969 kongresine katılanların tanıklıkları ve kaynaklarıyla olayın iç yüzü gösteriliyor.

    Bu fitnede yeri eksik olmayan üstat diyerek yere göğe sığdırılamayan, devletin adına ödül verdiği Necip Fazıl adlı kişinin karakterini, şerefini ve ahlakını birinci elden kaynakları ve tüm iç yüzü ile okuyacaksınız.

    Ötüken Dergisinin hala parti içerisinde etki yaptığını gören parti yönetimi ve Türkeş, Ötüken’i yasaklatarak kürtçe kon dergisini çıkartıyor. Ötüken Dergisi’nin ateşli savunucusu ve sahibi olan Hüseyin Nihal Atsız’ın vefatının ardından da taziye mesajı yayınlamayı ihmal etmiyor. Bu taziye mesajının ne kadar samimiyetsiz olduğunu sizler takdir edersiniz.

    Bir de Yahudi meselesi var ki bu çaba Yahudilerle hiç harp etmedik diyerek, sinagogların açılışına katılarak buranın da sempatisini kazanma çabasından ibarettir. Kitapta ayrıca Yahudilerle ve Ermenilerle niye ilişki içerisinde olunduğu ve hoş görü kazanılmaya çalışıldığı ayan beyan anlatılıyor.
    Bir de akılların almayacağı bir mesele daha var ki Türk-İslam sentezini çıkartan Türkeş, Hristiyan bir ermeni olan Levan Panos Dabağyan’ı yıllarca yanında, en yanında görev verdi. Hatta 3 hilalin fikir babalarından imiş. Bu meselenin de iç yüzünü tüm açıklığı ile kitapta göreceksiniz.

    Aşırı derece de Türk ve İslam savunucusu olanların Türk ve Müslüman olmayanı nasıl savunacakları merak konusudur.

    Kitap yukarıda bahsedilen veya bahsedilmeyen detayları birinci elden kaynak, tanık, hatıra ve anılarla açıkça gün yüzüne çıkarmaktadır. Israrla tavsiye edilir.


    (Alıntı içerir)
  • Ülkemizdeki sosyalistler, komünistler emsalî görülmemiş bir şekilde hümanizmi savunuyor, halka tebliğ ediyor. Kardeşliğe şiirler, marşlar, şarkılar yazıyorlar. Ezilenler adı altında birlik olup, örgütleniyor ve çeşitli gösteriler, eylemler yapıyorlar. Başlıca Kürtlere ve diğer etniklere yapılan soykırımlardan, haksızlıklardan bahsediyorlar; ezilen hakların savunucuları diyorlar kendilerine.

    Burada kendisini solcu, komünist diyenlere bir kaç soru sormak doğru olurdu.

    Hocalı Soykırımı, Ahiska Soykırımı, Ermeni Soykırımı, şu anda Doğu Türkistan'daki Türklere, Kızıl Çin tarafından yapılan; Türk kızlarının genç yaşta alınıp genelevlere satılması, Türk çocukların ailelerinden zorla alınıp Çinli ailelere verilmesi, Türkçe yasağı ve daha onlarcası olurken ve yaşanmışken, Türkiye'de meydanlara çıkıp Türklere karşı yapılan bu mide bulandırıcı olayları neden dile getirmediniz? Getirmiyorsunuz?

    Hangi partinizin, sendikanızın başkanı, yöneticisi işçi? Hangisi bir inşaatta ya da teksil atölyesinde çalışıyor?

    Faşistler! Katiller! Diye bağırırken aklınıza hiç gelmiyor mu onlarca millete kendi yaptığınız soykırımlar, toplu infazlar. Milyonların kanı ellerinize bulaşmışken nasıl olurda hümanizmden bahsediyorsunuz?


    "Komünst Manifesto"

    Düşüncede mükemmel bir kitap. Karl Max, F. Engels düşündükleri bu mükemmel fikri şuan pratikte görse kitabı yazarlar mıydı emin değilim. Komünizm öğrenilmesi gerekn bir fikir, aynı zamanda bir felsefedir.

    Geçelim!

    Kitabı okumadan önce kendinize şu soruları sorun:

    Neden bu kitabı almalıyım?
    Neden bu kitabı okumalıyım?
    Ve neden bu kitabı anlamalıyım?

    Kitabı neden almalıyım sorusuna kendinizi tatmin edici bir cevap verdiyseniz kitabın sizden ne istediğini de anlarsınız.

    Kitabı neden okumalıyım sorusuna onlarca cevap verilebilir. Fakat "kitabı komünist olacağım bunuda okuyayım bari" fikri ile okuyan kişinin pek bir şey anlayacağını düşünmüyorum. Başlangıç için ağır, üstüne basa basa söylüyorum "ağır" çünkü idealler ve ideolojilerin ne olduğunu bilmeden ve haklarında tek bir kitap bile okumamış kişilere göre değil bu kitap!

    Kitabı neden anlamalıyım sorusuna: verilecek bir cevaptan çok daha fazlası gerek.
  • Size bir ölmeden önce yapılacaklar listesi hazırladım umarım devlete ihtiyaç duymadan bunları başarabilirsiniz malûm bizim devletimiz 1938'den beri sorunları çözmek yerine etrafını çitle kapatıp daha bulaşıcı hale getiriyor.
    1- Kesinlikle müfredatın dışına çıkarak okuyup hedefinizdeki mesleğede bu yolla ulaşmaya çalışın. Belki daha uzun ve yorucu olacaktır ama tarihe sizde bir Kadir Mısıroğlu gibi fesinizle değil İlber Ortaylı gibi kaleminizle yazılmak istiyorsanız bunu yapmak zorundasınız çünkü bu sistem(müfredat) bu sistemi belirleyen ve bu sistemi belirleyenlere köpeklik edenlerin çocukları bir yerlere varabilsin diye özel olarak kurgulandı. Eğer mal değilseniz bunu anlamakda zorlanmazsınız. Örnegin ben imam hatip mezunuyum ve benim imam hatibe gitmemi isteyenler(tayyipgiller) çocuklarını benimle aynı puanı aldıkları halde ve hatta benden daha düşük puanlar aldıkları halde imam hatiplere yollamadılar. Bu dini bütün kardeşlerimiz bununlada yetinmeyip birde imam hatipde benim defaatle önümü kestiler. Tesadüf mü ? Çünkü ben cahil olursam, sen cahil olursan, o cahil olursa bunların hitap ettiği kitle çoğalır.
    2- Bir dil öğrenin. Çünkü siz bir alanda uzmanlaşmak istiyorsanız o alanla ilgili yurt dışında kapsamlı bir eğitim almanız gerekiyor ve bunun içinde yabancı dil birinci şart. Malûm bizim sabahlara kadar çalışıp boğaziçini, marmarayı, odtüyü kazanan filozoflarımızın gittiği üniversiteler ilk 500'de bile değil. Ya oralara gidenler torpille gidiyor, yada oralara gidenler oralardan daha kaliteli olunca fikri intiharlara kalkışıyorlar.
    3- Türkiye turu yapın. Birisi çıkıyor yok efendim çok gezen bilir, diğeri çıkıyor tabiki çok okuyan bilir falan diyor. Bence çok tanıyan bilir. Bunun içinde önce okuyup sonra okuduğun yerleri gezmen gerekir.
    4- Birçok alanda uzmanlaşmayı deneyeceğinize tek bir alanda ustalaşmayı deneyin. Mesela profosyonelce bağlama çalmak istiyorsanız aynı anda keman kursunada gitmeyin. Matematiğiniz kötüyse ve düzeltmek için ciddi adımlar attığınız halde başaramamışsanız gidip şiir yazın ve edebiyat alanında tek olun. Her şeyden biraz biraz kuralı yalnızca avm'lerde geçerlidir malûm ülkenin yarısı asgari ücretli. Bide unutmadan söyleyeyim bütün büyük liderler zekasını matematiğe, başarısını diline borçludur ve emin ol böyle bir ortamda(profların dahi mahalle ağzıyla konuştuğu bu ortamda) gerizekalı olduğun halde dilini iyi kullanabilirsen sende büyük bir lider olarak tarihe geçebilirsin. Baksana ülkenin idarecisi bile kasımpaşa ağzıyla siyaset yapıyor.
    5- Bir kitap yazın. Bunun için edebiyatçı olmanıza gerek yok. Fikirlerinizi açık açık belirtin yazdığınız kitapta. Kime ne söylemek istiyorsanız yazın kitabınıza ama gerekçeleriyle birlikte sunun küfürlerinizi. Merak etmeyin kişisel hırsının köpeği olana en ufak bir eleştiri dahi küfür olarak ulaşacaktır yani illa sen şusun busun diye hakaret etmenize gerek yok. O eleştirinin haksız olduğunu vicdanına kabul ettiremeyince kuduz köpek gibi etrafa saldıracaktır. Yıllar sonra torun tonbalakla açıp okuduğun zaman vay be dedemin veya babamın şerefsize sen şerefsizsin dediği bir kitabı var denilecek bir kitap yaz.
    Listeyi yüzüncü maddeye kadar uzatabilirim ama o kadar maddeyi insanına yaptırabilecek bir devletimiz yok malesef. Şimdi diyecekler niye her şeyi devletten bekliyorsun diye çünkü beynini kemirdiklerim anlayamayacaklarki yaptırabilecekden kastımım izin verebilecek olmasını.