ahmet bütün, Türkler'i inceledi.
32 dk. · Kitabı okudu · Puan vermedi

Türklerin ve türk isminin tarih sahnesine çıkmasından başlayıp da en son türkiye cumhuriyetinin kuruluşu da dahil olmak üzere büyük küçük bütün türk devletlerini kısa ve anlaşılır bir şekilde bizlere tanıtmak için yazılmış güzel bir kitap. Çok geniş bilgiler olmasada türk tarihi hakkında güzel ve etkili bilgilerin olduğu bir kitap olmuş. Kitabı bitirince şu sorunun cevabını da kendime net bir şekilde verebildim. bu kadar kolay devlet kurabilen ve teşkilatçılığı bu kadar iyi olan bir milletin niye bu devletleri uzun soluklu olmayıp da tekrardan kolay bir sekilde yıkılıyor? Yukarıda da belirttigim gibi kitap türkleri ve devletlerini cok kısa anlatmış olsada benim için çok etkileyici bir kitap oldu. Şimdiden iyi okumlar.

Melike Akgül, Abum Rabum'u inceledi.
 10 saat önce · Kitabı okudu · 7/10 puan

Spoiler içerir.
Kitabı okurken bunu araştırayım, şunu kenara not edeyim dediğim birçok bilgiye rastladım. Dolu dolu, ancak bazı noktalarda tekrara düşmüş. Ki bu iyi bir şey çünkü konu ile ciddi bir ön bilgisi olmayan insanlar için kolayca unutulabilecek birçok detay içeriyor. Yine de bazı şeyleri kaçırdığımı hissediyorum. Dili diğer kitaplarına nazaran oldukça sade.
Ortadoğu, ilk Mezopotamya uygarlıkları, Türkiye, Amerika’nın Ortadoğu üzerindeki planları, Batı’nın Doğu kavgası, Yahudilik, Mossad, Hristiyanlık, Hz. İbrahim’in öğretisi, CIA, MIT, Zelotlar, Grup Kardeşlik kavramları ön planda.
Bazı gizli tarikatlar Antiochos'un anıt mezarındaki hazineyi bulmaya çalışırlar. Bu açıdan tarihi kaçakçılık işlenmiş. Ancak bu hazine gerçekte bir bilgi mi yoksa değerli eşya mı bazen kafam karıştı açıkcası. Sanırım yazar iki ihtimali de işlemeye çalışmış. Ancak nasıl bir bilgi olabilir ki tüm dünyadaki semavi dinlerin algısını değiştirebilecek olsun. Bizim Türklerin amacı ise bu bilgiyi onların eline geçmesini engelleyerek Hz. İbrahim’in öğretilerinin Batı’nın eline vermemek böylece yanlış ellerdeki bu önemli bilginin farklı amaçlarla kullanılmasını engellemektir. Kitap boyunca bulunacak bu bilgilerin üç Semavi dini birleştireceği ya da büyük bir din savaşı çıkaracağı yönünde teoriler duyuyoruz. Selim hoca adındaki Sümerolog karakter ve Zelot örgütünden Zara ikilisinin sırf romanda aşk olsun, okuyucular bunu ister diye birbirlerine yakınlaştırıldığını düşünüyorum. Biraz zorlama olmuş yani. Ayrıca Japon polisi Maasaki-san karakterinin de tanımadığı bir kız için sırf Japon geleneklerinde katledilen insanların ruhlarının özgürleşmesi için intikam alınması gerektiği için yaptığı planları biraz abartılı buldum. Karakter katillerin bulunması ve iki diğer karakteri öldürmek için biraz fazla çaba harcadı gibi geldi. Ayrıca kitapta Masaaki-san’ın bu ölümlerde parmağı olduğuyla ilgili ufak ipuçları verilmiş olsa da, zorlama bulduğumdan dolayı sanırım, ancak kitap bittiğinde bu ipuçlarının farkına vardım. Gerçekten Japon polisini tanımadıkları maktullerin ruhlarını özgürleştirmede bu kadar hassaslar mı bilemiyorum. En azından halkın böyle bir kültüre sahip olduğunu öğrenmiş oldum.
Final bölümünden aklımda soru işaretleri kaldı. Tamam, klasik bir son tabi ki hazineyi buldular ancak bilinmezlik sebebiyle kimse bilgiye ulaşamasın diye anahtar diski Nemrut’un dehlizlerinde kırdılar. Peki, oradan onlarca ajanın ve teröristin bulunduğu dağdan nasıl sağ çıktılar bununla ilgili bir açıklama yapmamış yazar.
Kitapta fazla basitleştirilmiş bulduğum bir nokta var. Bazı karakterlerin ana dili İngilizce ve birçok konuşma aslında İngilizce olarak geçiyor. Ancak diyaloglar çok Türkçeleştirilmiş gibi. Bence İngilizce diyaloglara çevirilerdeki klasik dil unsurları eklenebilirdi. CIA’nin, Japon polisinin aslında İngilizce konuşuyor olduklarını unuttuğum çok zaman oldu. Acaba cancağızım İngilizce’de nasıl söyleniyor ki?
Her bölümün başında Kutsal Kitap’lardan ve apokrif metinlerden küçük hikâyeler paylaşılmasının esere tat verdiğini düşünüyorum.
İskender Pala’nın birçok kitabından biraz farklı. Bölüm başlarında kullandığı zaman ve yer açıklaması dâhil olmak üzere bazı açılardan Dan Brown kitaplarına benzediğini düşünüyorum. Çok zekice kurgulanmamış ancak verdiği bilgiler ve bu açıdan farkındalık oluşturması anlamında okunmaya değer.
Sonuç olarak bu kitaptan hangi ana fikri çıkardım: kültürümüze sahip çıkalım, Batı’nın oyunlarına gelmeyelim, tarihimiz hakkında bilinçlenelim.

Ekrem Yasin, bir alıntı ekledi.
18 May 16:05 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Ormandaki Ateş
Her Rus'un şuurunun altında ormanın, mistik kokusu ve kutsallığı vardır.
Türkler nasıl yaylaların çocuklarıysa, Türklerin tarihi nasıl Sarıdeniz'e kadar uzanan yaylalar mihverine bağlı taşma ve durulmaların, iniş çıkışların tarihi ise, Rus milletinin tarihi de, ormanların taşmanın ve ormanlara sığmamanın hikayesinden ibarettir.

Suyu Arayan Adam, Şevket Süreyya Aydemir (Sayfa 202 - Remzi Kitabevi)Suyu Arayan Adam, Şevket Süreyya Aydemir (Sayfa 202 - Remzi Kitabevi)
sinem meral, 11. Peron'u inceledi.
17 May 23:46 · Kitabı okudu · 5 günde · Beğendi · 10/10 puan

Dedem, Almanya’ya giden ilk Türklerden. Annem 5 yaşındaymış. Bir sabah elinde bir valizle sessiz sedasız çıkmış ve gitmiş. Annem kapı arkasından sessizce ağlatarak gidişini izlemiş. Dedem iki sene boyunca gelmemiş. İki sene sonra yine bir sabah ansızın çıkıp gelmiş. Ev bayram yerine dönmüş. Dört hafta sonra bu sefer, ananemi de alıp gurbete düşmüşler. Beş evladını da ananem beş farklı akrabasına emanet etmiş. Kardeşler birbirlerini görebilmek için evden kaçarlarmış, dayak yerlermiş. Evde hizmetçi olarak kullanılmışlar. Yine bir izin de ( gurbetçilerin tatil için kullandıkları kelimedir izin) çocuklarını da alıp götürmüşler. Annem 12 dayımda 14 yaşında fabrika işçisi olarak çalışmaya başlamış. Şimdi olsa Avrupa ayaklanır çocuk işçi çalıştırmak suçtur diye. Ama en kötü şartlarda kendi işlerinde çalıştırmayı ihmal etmemişler. 1984 yılında Annem hariç tüm ailesi Trabzon’a kesin dönüş yapmışlar. Annem, babam ve Biz 5 kardeş Almanya’da kalmaya devam etmişiz. Neler gördük neler geçirdik. Türk düşmanlığından dolayı ailemiz param parça oldu. 6 kardeşiz. Üçümüz akrabalarımızın yanına Trabzon’a gönderildik. Bir umut işte kesin dönüş yapmak için. Üç kardeşimiz de anne babamızın yanında kaldı. Annem yatağına üç yastık daha koyarmış. Biri Sinem, biri Emre diğeri de Serhat olurmuş. Göz yaşlarını akıtırmış o yastığa. Tam 7 sene böyle geçer. 7 koca sene biz de evlat olarak ayrı ayrı göz yaşı döktük. Karanlıkta annemin babamın silüeti belirirdi. Göz yaşlarım sel olurdu. Ah Gurbet! Ah Almanya! Ne ocaklar yaktın ne ocaklar yıktın.
Almanya da ki Türklerin nam-ı diğer Almancıları bir nebze anlamak için okuyun ve okutun. Az bile yazılmış. O emekçi vatandaşlarımızın nasıl kazandıklarını, kazandıklarını kendileri harcamadan nasıl ailelerine gönderdiklerini, akraba taalukatı gözüyle nasıl yolunacak kaz gözüyle görüldüklerine hiç değinilmemiş bile. Ben doğma büyüme Almanya’dayım. Evlendim Türkiye’ye yerleştim. Ama ta ki kendi çocuklarım olana kadar aitlik duygum hiç olmadı. Bu kitap 60 yıldır göz ardı edilen gerçekleri yansıtıyor. Bu kitap bir tarihi anlatıyor. Gökhan Dumanın yüreğine sağlık. Yolun açık olsun

Neslişah Özbay, bir alıntı ekledi.
17 May 18:26

Koca bir kavmin binlerce kilometreyi üç asır içinde geçtiğini düşünün... Bu, dünyayı değiştirmez de ne yapar ? İşte Türkler dünyayı böyle değiştirdi. Bu sebeple, bizim hayali bir tarih ve kahramanlar üretmeye değil, yalnızca doğruyu öğrenmeye ihtiyacımız var..."

Türklerin Tarihi, İlber OrtaylıTürklerin Tarihi, İlber Ortaylı
Neslişah Özbay, bir alıntı ekledi.
17 May 17:08

Osmanlılar iç mücadeleleri durdurmak için veraset sistemini kardeş ve evlat katline kadar götüreceklerdi.

Türklerin Tarihi, İlber OrtaylıTürklerin Tarihi, İlber Ortaylı
Neslişah Özbay, bir alıntı ekledi.
17 May 17:03

Zamanımızın politikacıları kolayı bulmuş; Osmanlıca için önce bütün liseler dediler, kıyamet kopup işi biraz incelemeye başlayınca İmam- Hatiplerle sınırlıyız diyorlar. Hiç fark etmez; İmam-Hatiplerin çoğunluğu Arapçayı nasıl öğretemiyorsa Osmanlıca dediğinizi de öğretemez. Çünkü bu işler yöntem bilen hoca ister, öğrencinin de meraklısı gerekir. Sanat okuluna, tarım enstitüsüne gidecek öğrenciyi o kurumları açmadığınız için imam hatibe yöneltirseniz, gerekli sabır ve meraka sahip gençleri bulamazsınız.

Türklerin Tarihi, İlber OrtaylıTürklerin Tarihi, İlber Ortaylı

Tarih tv ler den diziler den öğreniyor şimdi ki nesil :)

Türk kimliği ve şuuru; tarih kitabı okutarak, tarihi piyes seyrederek, tarihi film çekerek veya şiirle, müzikle oluşmuş değildir."
Türklerin Tarihi

Neslişah Özbay, bir alıntı ekledi.
17 May 16:43

Osmanlıca, sadece Türkçenin Arap harfleriyle yazılmasıdır. Bunun ayrı bir dil olamayacağı çok açıktır.

Türklerin Tarihi, İlber OrtaylıTürklerin Tarihi, İlber Ortaylı
Neslişah Özbay, bir alıntı ekledi.
17 May 16:20

"İslam medeniyeti dediğiniz Arap medeniyeti değildir. Dilinde Yunanca vardır, İbranca vardır; yani Yunan felsefesini, bilimini ölümden kurtaranlar Müslümanlardır."

Türklerin Tarihi, İlber OrtaylıTürklerin Tarihi, İlber Ortaylı