• Dönem, mütareke dönemidir. Padişah Vahideddin'dir. İşler karışıktır. Memleketin geleceğinde büyük belirsizlikler vardır. Vahideddin İngilizlerin himayesine taraftardır. İşte bu padişah meclisi kapatmayı düşünmektedir:

    Bu devrede Padişah, Meclisi kapatmayı düşünüyordu. Mustafa Kemâl paşayı elde ederek parlamentoyu kapatmak ve ardından bir mutlâkiyet kurmak istiyordu.
    Eh, biraz da öyle olmamış mıdır? Sonuçta, 1919'da son Osmanlı seçimlerinin yapılarak meclisin yeniden açılmasına kadar 1918-1919'da mutlakiyete dönülmemiş mıdır? Sorun tabii ki İngilizce metinde. Gidelim:

    I want to add that not all those who thought that parliamentarism was too advanced a form of government for Turkey were at the same time in favor of a foreign protectorate: Mustafa Kemal Pasha was said to be one of those trying to persuade the sultan to close the parliament, but he wished him to inaugurate afterward a régime of absolutism- with a cabinet in which Mustafa Kemal Pasha himself would be the minister of war.

    Şimdi de bu pasajı benim çevirimle vereyim:
    Eklemek isterim ki Türkiye için parlamentarizmin gereğinden fazla ileri bir hükümet şekli olduğunu düşünenlerin hepsi, aynı zamanda, bir yabancı himaye rejimi de istiyor değildi: Mustafa Kemal Paşa'nın, parlamentoyu kapatması için sultanı iknaya çalışanlardan biri olduğu söyleniyordu. Ama, o, sultanın daha sonra mutlakiyetçi bir rejim başlatmasını ve içinde kendisinin bizzat harbiye nazırı olacağı bir hükümet kurmasını arzuluyordu.

    Tabii ki burada kendime biçtiğim görev tarihte hakikaten öyle olmuş mudur olmamış mıdır, bunun tartışmasını yapmak değil. Ama "öz itibariyle aynı" olan bu iki metnin insanı bir sağ, bir de sol köşeye yatırdığı, rolleri birbirinin tam zıddı olarak gösterdiği konusunda tamamen anlaşıyor muyuz?