"Sanırım her gün uyanıp bunu izlemek istiyorum. Her gün erken erken kalktığıma değecektir."
Aaron'un dünden beri üzerimde kullandığı kısık ve yumuşak ses tonunda neredeyse umut gibi bir tını vardı. Eğer umudun bir sesi varsa, eğer dillendirilmeden bir söz verilebiliyorsa, söylediği tek şey bu olurdu... "Hangi sabahı istersen, Rube. Seninle izlerim."
şair diyor ya; "görüyorsun ya bir sevdayı büyütüyoruz seninle."
Güz Sarmalı'na bir şiir cümlesi atfetsem bu olurdu. İki yıldan sonra Ayşem ile tekrar buluştuk. O kadar özlemişim ki
"Nina..." diye başladı Matthias, sonra durdu. "Nina, seninle olmama izin verdiğin için senin yanındayım. Senin yanında durmaktan daha büyük bir onur yok benim için."
Kitap Gavin isimli beyzbol oyuncusunun dağılmak üzere olan evliliğini anlatıyor. Yazar kadın erkek ilişkilerini, karşılıklı olarak anlaşılmamayı satır aralarına yerleştirdiği mesajlarla güzelce işliyor. Yani bir aşk kitabı yazmakla kalmıyor aynı zamanda cinsiyet eşitsizliğini de eleştiriyor. Bunları da kitabın içindeki başka bir kitapla okuyucuya veriyor.
Gavin’in arkadaş grubu beni çok güldürdü. Sanırım onlar olmasaydı kitabın puanı daha düşük olurdu. Doğrusu kitapla ilgili düşüncelerimi bir türlü toplaryamadım. O yüzden yorumunu da bu kadar geç atıyorum. Okurken sıkılmadım ama öyle çok fazla eğlenmedim de. Okuma zevkim mi değişiyor yoksa bu kitabı tam anlamıyla sevemediğimden midir bilmiyorum ama aşk kitapları eğlenceli olsalar da çoğu zaman istediğim şekilde ilerlemiyorlar maalesef. Bunu da genelde yabancı yazarların kitaplarında yaşıyorum. Bu tarzı seven çoğu okurun seveceğine eminin ancak türün müptelası değilseniz okumanızı önermem.
Hem yabancı yazarların tarzının çoğunlukla bize uymaması hem de yaşından ötürü sana bu kadar hitap etmediğini düşünüyorum fıstığım 🤍 ama ben de kulüp üyeleri olmasa kitabı bu kadar sevemezdim sanırım 😅