A.

Batı medyası ve propaganda
BBC’de çalışmaya başlayalı altı ay oldu. Öngördüğüm siyasi değişimler meydana gelirse BBC’de kalacağım, yoksa büyük olasılıkla kalmam. Buradaki atmosfer, kız okuluyla akıl hastanesi arası bir şey ve şu anda yaptığımız her şey faydasız ya da faydasızdan biraz daha kötü. Radyo stratejimiz, askeri stratejimizden bile daha berbat. Tüm bunlara rağmen, propagandacı gibi düşünmeye başlıyor ve daha önce hiç bilmediğiniz bir hinliğe sahip oluyorsunuz. Örneğin bültenlerimde sürekli Japonların Rusya’ya saldırma hazırlığında olduğunu iddia ediyorum. Bunun doğru olduğuna inanmıyorum ama hesap şu: a. Japonlar Rusya’ya saldırırsa, biz söylemiştik diyebiliriz. b. Önce Ruslar saldırırsa, Japonların saldırı hazırlığında olduğu düşüncesini önceden ortaya attığımızdan, Japonlar başlatmış gibi yapabiliriz. c. Savaş hiç çıkmazsa, bunun Japonlar Rusya’dan çok korktuğu için olduğunu iddia edebiliriz. Bütün propaganda yalan, hatta doğruyu söylediğimizde bile öyle.
Sayfa 117 - Sel, çev. Levent Konca·Kitabı okudu
Her sabah bir yıl öncesinin gazeteleriyle ateş yakmanın ve yanıp kül olan iyimser manşetleri bir an için görmenin kelimelerle ifade edilemeyecek bunalımı.
Sayfa 64 - Sel, çev. Levent Konca·Kitabı okudu
Lady Oxford’un savaş ekonomisi üzerine Daily Telegraph’a yazdığı bir mektuptan: “Londra’daki evlerin çoğunluğu terk edilmiş olduğundan, çok az eğlence var… her halükarda, çoğu insan aşçılarını bırakıp otellerde yaşamak zorunda kalıyor.” Anlaşılan, nüfusun geri kalan yüzde 99’unun da var olduğunu bu insanlara hiçbir şey öğretemeyecek.
Sayfa 14 - Sel, çev. Levent Konca·Kitabı okudu
Angel City’nin çeperlerine gelmek üzereydiler. Burada tramvay ve tren yolları, sınırlama altında olmayan parseller vardı; yani üstlerine istediğiniz türden bir ev dikebilir, o evi her ırktan ve renkten insana satabilirdiniz; yani burası da o büyük bir yara gibi yayılan, teneke, katranlı kağıt ve boyasız kerestelerden yapılmış barakalardan oluşan, çirkin kenar mahallelerden biri olacaktı. Buralarda oynayan çok fazla çocuk vardı; yetişmeleri en zor olan yerlerde, her nedense daha çok çocuk oluyordu. 
Sayfa 27 - Sel Yayıncılık, çev. Kıvanç Güney
Derken önlerine, içine ev eşyaları yüklenmiş, üstü açık, eski püskü bir çiftlik arabası çıktı; Baba için yalnızca bir engeldi ama “Bunny” yüklerin arkasına oturmuş, kendi yaşlarında, donuk ve cansız gözlerle ona bakan iki çocuğu gördü. Soluk yüzlüydüler ve iyi beslenmemiş bir halleri vardı; insanların neden yoksul olduğu ve neden kimsenin onlara yardım etmediği de çocuğun anlayamadığı şeylerden biriydi. Baba’nın açıklamasıysa, bu dünyada insanın ancak kendine yardım edebileceğiydi.  
Sayfa 20 - Sel Yayıncılık, çev. Kıvanç Güney