• "Yüzündeki ürkek ,gücenik ifade,yerini acıklı bir hayrete bırakmıştı.Gözyaşları içinde (tüm bu tirat boyunca ağlamıştım) kendime "adi", "alçak" gibi sıfatlar verdikçe Liza'nın yüzü ıstırapla buruşmuştu.Doğrularak beni susturmak istedi;'Ne duruyorsun burada ,niye gitmiyorsun?'çünkü söylediklerimin bana ne kadar acı geldiğini fark etmişti.Hem onun gibi zavallı,benden kendisini kıyaslanmayacak derecede aşağı gören bir kızın öfkelenmesi, kırılmış izzetinefsi için isyan etmesi mümkün müydü?
    Birden oturduğu sandalyede doğrularak içten kopan bir taşkınlıkla bana atılmak istediyse de, hâlâ benden çekindiği için daha fazla yaklaşmaya cesaret edemedi,ve durduduğu yerden çekingen ,ürkek bir halle ellerini uzattı... O anda içimde bir şey kopmuştu sanki.Liza birden bana doğru atıldı ve boynuma sarılıp ağlamaya başladı.Ben de kendimi tutamadım ve daha önce hiç ağlamadığım kadar, katıla katıla ağlamaya başladım...
    Bırakmıyorlar...iyi...iyi olamıyorum! diye kekeledim güçlükle.
  • Hepimizin yaraları var keke min e delal dedim, biz derin yaraların çocuklarıyız, yaralarımız, bazen benim yaram gibi yüzde olur, bazen de seninki gibi yürekte... Yaralarım... onlar, henüz her şeyden bihaber olduğum zamanlardan kalmadır, onları ne zaman aldım, hiç hatırlamıyorum.
    Ve tutamadım kendimi, ağlamaya başladım.
  • "Özür dilerim, kendimi tutamadım. Siyasetten söz ettiniz. Biz kim, siyaset kim ? Siyaset siz büyüklerin işidir. Biz küçük halklar, çaresiz ve cahil halklar ne anlarız siyasetten ? Siyaset sizin mutfakta pişiyor. Bizim payımıza da düşeni siz veriyorsunuz."
  • 144 syf.
    ·10/10
    Mehmet kardeşim
    Kitabını bitireli 3 gün oldu. Ve halen etkisindeyim. Bir şekilde okuyanlarla konuşmak istiyorum. Hikayenin kahramanlarını kafamda resmedip birileriyle üzerlerinde tartışmak istiyorum. Ben bu kişiyi tanıyorum , bizim mahalledeki serseriye ne kadar benziyor değil mi filan demek istiyorum.
    Anlattığın hikaye , kullandığın üslup , hikayeler arası geçişler , sahneleri birbirine bağlayan cümleler ile çok güzel bir kitap olmuş.
    Bence bir yazarın okuyucusunda bıraktığı iz , okuyucuyu hikayenin içine alıp , hikayenin içinde gezdirip , sonrasında aynı kişi olarak değil ona bir şeyler katarak bırakmak olmalı. Ben 3 gündür hikayenin etkisinde olan bir kişi olarak söylüyor ki bütün hikayelerden çok etkilendim. Bazısını elime alıp sopalayasım geldi , bazısını göğsüme bastırıp teselli edesim. Bazısının da elini sıkıp Aslanım benim diyesim. Aida'nın köprüden geçerken Bosna'lı askerlere isimlerini sorup "sizin ismine kurban olurum" dediği yerde de İlyas dedenin her öğlen namazı cama tıklatıp "bir ihtiyacın var mı" dediği yerde de tutamadım kendimi. Ayrıca bir not ekleyeyim ki ben İlyas dedeciyim. Senin de dediğin gibi eminim onlar cennette bir araya geleceklerdir , çünkü insan sevdiğiyle beraberdir.

    Fakat kitabın temel olarak bende bıraktığı 3 iz var diyebilirim.
    Birincisi tüm kitap Hüzün kokuyordu sanki. Her cümlesi , her hikayesi hüzün kokuyordu. Serseri Musa'nın hikayesi de , Aida'nın hikayesi de , İlyas Dedenin hikayesi de , Matbaacının hikayesi de ve diğer tüm hikayeler de hüzün kokuyordu. Belki de bu yüzden çok sevdi herkes. Belki de bu yüzden her okuttuğum kişi bana aynı yorumla geldi. Ancak kalbi hüzün dolu kişi bu hikâyeleri yazabilir , bu hikayeleri bu şekilde anlatabilir. Çünkü Hüzün çok kıymetli bir şeydir. İnsana insanlığını hatırlatır.
    İkinci nokta , zalimin tek olduğu. Kötü kötüdür. Nereden geldiği , kim olduğu , ne için yaptığının bir önemi yok. Zalim Müslüman da olabilir , Hristiyan da olabilir. Dinsiz de olabilir. Kötü tektir. Iraklı Türkmen kardeşimize eziyet eden bir Müslüman olsa ne olur , Aida'ya o eziyetleri yapanlar Hristiyan olsa ne olur , bir sürü suçsuz günahsız insanı evinden yurdundan işinden edip hayallerini söndürenler ben İslam dinine inanıyorum dese ne olur. Birisine baktığında insan değil , ideolojik bir kalıp görüyorsan , benden veya ondan diye algılıyorsan dininin milliyetinin ne önemi olabilir. Tüm hikayeler boyunca kötüyü çok güzel ve objektifçe tarif etmişsin. Ben de seninle aynı fikirdeyim. Kötü kötüdür. Ve kötüye kötü dememek İyiye Zulmetmektir.

    Ve bende bıraktığı üçüncü ve bence en önemli iz de şu ki ; bunca kötülüğün içinde , bunca cehaletin içinde Aliya gibi düşünüp iyi kalmaya devam etmek gerektiğini çok güzel anlatmışsın. Tüm hikayelerde ben bunu sezdim. Şartlar ne olursa olsun tüm hikayelerde İyi Kalmaya Çalışmak övülüyor ve saygı değer bulunuyordu. Kabalığın , nobranlığın , edepsizliğin , ağzının payını vermek adı altında prim yaptırıldığı bu günlerde ,tüm hikayelerde Israrla İyi Kalmaya çalışmanın altı çiziliyordu.
    Zaten bunca kötülüğün arasında derdini kitap yazarak anlatmak bile İyi Kalmakta ısrar etmenin en güzel delili.
    Benim de senin de büyük saygı duyduğumuz Aliya İzzetbegoviç'in bir sözüyle bitireyim değerlendirmemi ; "Ve herşey bittiğinde hatırlayacağımız şey , düşmanlarımızın sözleri değil , dostlarımızın sessizliği olacaktır."
  • Arkadaşlar Çok Duygulu Değilmi Ben İzlerken Kendimi Tutamadım. 😢

    https://youtu.be/Zt836Vd2flE
  • 112 syf.
    ·2 günde·Beğendi·10/10
    Uzun zamandır böyle tatlı bir kitap okumamıştım. Neredeyse her sayfayı alıntı yapasım vardı. Yazarın kalbini o kadar sevdim ki: İşte aradığım Müslüman kalbi, bakışı bu dedim. Bunun yanında oldukça espirili bir dili vardı. Özellikle "Öğrenci Evlerinden Kampüse Yaşam Pratikleri" yazısında bayağı güldüm ve kesinlikle kendimi tutamadım. Kitap; hafif diliyle, yazarın dünyaya kendine has bakışıyla, olayın özünü anlatan kısa yazılarıyla gerçekten herkesin okuyup beğeneceği nadidelerden bence.
  • Gönlümü avutamadım, 
    Seni söküp atamadım, 
    Ben bahtımı tutamadım, 
    Yar, seni unutamadım. 

    Bahtın lütfuna ermişim, 
    Gönlümü sana vemişim, 
    Meğer ne çok severmişim, 
    Yar, seni unutamadım. 

    Gönül bir acayip deli, 
    Yarin azadolmaz kulu. 
    Bilemedim, neylemeli? 
    Yar, seni unutamadım. 

    Kalksam gönlümü azada 
    Eski günler gelir yada; 
    Bu nisyan dolu dünyada 
    Yar, seni unutamadım. 

    Kendimi alırdım gama, 
    Yerleştin kaldın kafama; 
    Unutmak istedim ama 
    Yar, seni unutamadım.