• İsmine bakıp da basit olduğunu düşünerek (benim gibi) aldananlardan olmayın! Her şey 'görüntü' demek değildir!!! Seri mükemmeldi, etkisinden çıkamam (çıkmayı da düşünmüyorum) Yazar, yazmış da yazmış ama o son neydi öyle? Daha fazla Tony ve Claire görmeyi arzuladı bu zihin. Serinin devamı da çevrilmeyecekmiş maalesef. Bu şartlar altında Koşa koşa serinin orijinalini bulup okumam lazım.
  • Bizi yaralarsanız kanamaz mıyız? Bizi gıdıklarsanız gülmez miyiz? Bizi zehirlerseniz ölmez miyiz? Ve bize yanlış yaparsanız intikam almaz mıyız?

    —William Shakespeare
  • Umarım çok çirkinleşmemişsindir. Çok yara izi biriktirdin. Minnettar ol. Yara izlerimiz bize geçmişin gerçek olduğunu hatırlatan bir güçtür.

    —Kızıl Ejder
  • Kocaaamaaan bir vaaauuuuvvv.

    Anthony, ilk kitapta herkesi sinirlendirmişti malumunuz. :) Meğer işin içinde bilmediğimiz neler neler varmış, şok içinde okudum. Hiç bitmesin istedim; ama bitiyosa da diğer serileri çabucak gelsin istedimmm.

    Yüzleşme de çok çabuk bitmiş gibi gelmişti bana; ama bunun nedeni aslında bu kitabı bizde 2’ye bölmeleriymiş. Yani aslında orijinalinde yüzleşme ve hesaplaşma tek kitapmış. Bu demek oluyor ki serimizin 2 kitabı daha var :)

    Bu romanda gizemler yavaş yavaş çözülüyor gibi. 2 kitap daha olduğu için her şey sonuçlanmıyor; ama kitaptaki insanların kişilikleri kafamızda daha da oturuyor sonunda. Tony’e dair daha fazla şeyler öğreniyoruz. Yaptıklarının ve yapmaya çalıştıklarının sebeplerini öğreniyoruz. Claire’ye gelince yüzleşmeden de hatırlayacağınız üzere Claire artık daha cesur ve güçlü. Bağımsızlığından asla ama asla ödün vermiyor.

    2. kitapta şüphelendiğim biri vardı ve bence bu kitabın kilit karakteriydi. Şüphelerim doğru çıktı ve sinir oldum. Artık nasıl bir intikamsa ömür boyu sürmüş ve sürmeye de devam edecek gibi gözüküyor kitabın son bölümündeki sinsi düşüncesinden dolayı. :@ Hele de ona bu nankörlüğü hiç mi hiç yakıştırmadım -ki kendisine güvenen ve destek olan onca insana karşı, içinde bu derece kötülük biriktirmesi. Neyse Tony'den ziyade ondan nefret etmeliyiz. :(

    Tony ve Claire sahneleri mükemmeldi. Tony'nin değime çabalarını müthiş bir beğeni ve heyecanla okudum. Kimbilir diğer 2 kitapta neler neler vardır tahmin edemeyeceğimiz. Ve neler neler olacak Sinsirella Marie yüzünden.
  • Tutku oyunları serisinin üçüncü kitabı ve bence en güzel olan kitap.. Tüm sırlar çözülüyor ve bu kitap ta çok entrika var..
    Bu kitapta bir çok sürpriz sizi bekliyor ki bunlardan biri ikiliyi tekrar bir araya getiriyor, aslında bu kitabın asıl kahramanı Anthony'nin evinde çalışan ve geçmişten gizli bir bağları olduğunu hissettiğimiz Catherine karakteriydi, kadın resmen şaşırttı bizi, kendisi yeniden bir kaçma kovalama canın başlamasına ve her şeyin bir anda değişmesine neden oldu , herkesin kendince bir planı var, kimse kimseye güvenemiyor,maskeler düşmeye ve gerçeklerin bir kısmı ortaya çıkmaya başlıyor, özellikle son sayfalarda Claire'in sempatimizi yeniden kazanmasına neden olan sağlam bir hamlesiyle oyun içinde oyun olduğuna tanık oluyoruz .....
    Claire hamiledir ve tabi ki bebek Anthony'den ve tehditler alırlar Claire ve bebeği öldürmekle ilgili.....
  • YORUMUM SPOİLER İÇERİR!!!

    Kitap bitti ben de bittim. Kitap 2'ye bölündüğü için Yüzleşme ile beraber yorumunu gireceğim, hatta ben yorum boyunca kitap ismini Yüzleşme olarak kullanacağım.

    İlk kitaptaki saf Claire'nin yerini ne yapması gerektiğinin farkında olan daha cesur bir Claire alıyor. Tabi arkasındaki destek ekibini de unutmamak gerekiyor :)

    Anthony'den artık nefret etmesem de, sevemeyeceğim onu. Hapisten çıkana kadar Tony, Claire'yi bir kez bile umursamadı, çıkınca "Pişmanım, seni seviyorum." demesi hiç inandırıcı gelmedi. Daha çok yaptıklarına üzgün gibi geldi. Keşke intikamımı hiç gerçekleştirmeseydim diye aklından bir kez bile geçtiğini sanmıyorum.

    Claire'ye aşık olan diğer karakter Harry'e aşık olmuş olabilirim *-* Claire, böyle bir adamı kaçırdığın için tam bir aptalsın. Neşeli, kendine güvenen, korumacı, sevdi mi tam seven bir adam yerine git; ne sevdiği belli, ne dürüstlüğü belli birinin peşine takıl. Ah ah, ben yazarın yerinde olacaktım, ilk kitabı olduğu gibi yazardım, 2. kitapta Harry-Claire aşkına başlayıp seriyi öyle bitirirdim.

    Yalnız yazarı Claire ve Harry'i baya bir yakınlaştırdığı için tebrik ederim. Çoğu yazar, kadınlarını sürekli ana karaktere ihanet etmeyecek şekilde tasarlar. Aslında Claire'nin yaptığı ihanet değildi fakat nedense yazarlar artık ilişki yaşamadığı biricik aşkına sadık yapmak zorundalar kadınlarını.

    Bunun haricinde kitapta sırların açığa çıkmasını sevdim. 3. kitap biraz daha rahat kafayla okunacak gibi görünüyor.

    Yine de kitapla ilgili kocaman bir sorunum var. Şimdi, ben bu kitabı ilkine göre daha yavaş okusam da başıma yine 1. kitapta olan şey geldi. BEN GENE ANLAMADIM SONUNU :D

    Şöyle anlatayım, Claire'nin peşine biri düşüyor ve onu tehdit ediyor, Catherine de Claire'nin güvenliğini sağlamak için kaçmasını sağlıyor. Sonra olanların göründüğü gibi olmadığı anlaşılıyor. O sırada Claire'nin kardeşi, Claire'ye bir şey yaptığını düşündüğünden Tony'i mahkemeye veriyor. Fakat Claire kaçarken şüphelerin Tony'nin üzerine çekilmemesini sağlamaya çalışıyor. Başarısız olduğunu okuduğu haberlerden anlıyor. Şimdi durum böyle olunca Claire'nin geri dönmesi lazım değil miydi, sonuçta tehlike yok, Tony'i de seviyor. Orada ben bir şeyi mi kaçırdım acaba :D Neyse ki son sözü anladım, kitabın azıcık ileri zamanı anlatılmış.

    Kısacası,Yüzleşme, ilk kitaba oranla daha iyiydi. Merak ettiğim serinin bir de Tony açısından anlatımları varmış. Acaba yayın evi onları da yayınlar mı?
  • Alıntılarımı da ekledikten ve parmaklarımı birbirine geçirip şöyle bir çıtırdattıktan sonra sıra geldi "Tutku Oyunları" serisine ilişkin yorumumu yazmaya.
    Söyleyecek çok şeyim var. Öncelikle yapılmış olan yorumlara değinmek isterim. Eleştiriler, serinin ilk kitabındaki şiddete yönelikti. Bu beni seriyi okumaktan alıkoymuştu. Şöyle ki; Grinin elli tonu kopyası bir roman grubu daha mı? diye düşündüğüm için. Şimdi şunu açıklığa kavuşturmak isterim; ne denli dehşetana eleştiriler almış olsa da Grinin Elli Tonunun bir fenomen olduğu gerçeğini kimse inkar edemez. Geçtiğimiz yıllarda Ankara'da yapılan bir psikologlar toplantısının gündemine bile damga vurmuş bir seridir Grinin Elli Tonu ve beraberinde Gabriel Serisi ve Crossfire Serisi ile birlikte. Bunu niye belirtme ihtiyacı hissettim? Dünya üzerinde bu tarz romanlara gösterilen büyük ilginin bir nedeni olduğu gerçeğinden dolayı. Yani artık bir romandaki bu tarz içerik bir eleştiri nedeni olmaktan çıkmış durumda. Ve daha da ötesi bu seride yazar her bir romanın başında uyarısını yapmış ve içeriğindeki şiddet ve sapkınlıkları üzeri örtülü bir şekilde geçip gitmiştir.
    (Detaylara ilişkin tek kaygınız kendi hayal gücü sınırlarınızdır kısacası!)

    Gelelim seriye:
    Konuya kısaca değinmek gerekirse Claire Nichols adlı yirmilerinin sonlarındaki genç bir kadının bir gün uyanıp kendisini gerçekte kim olduğunu bilmediği ultra zengin kırklı yaşlardaki Anthony Rawlings adlı bir adamın lüks malikanesinin bir odasında esir bulması ile başlayan olayları konu alan bir seri.
    Serinin ilk kitabında Anthony Rawlings'in Claire'e uyguladığı psikolojik, fizyolojik ve cinsel şiddet, serinin eleştirilmesine sebep olan unsurlar. Bir süre boyunca adamın yaptıklarına Claire gibi bir anlam verememek oldukça gerilim dolu anlar yaşatıyor.
    Ve üç kitaplık bir serinin iç yüzünü de aslında bu sebepler oluşturuyor.

    Seriye aslında psikolojik gerilim türü olarak yaklaşmak gerektiğini düşünüyorum. Bence tam anlamı ile bir aşk romanı kesinlikle değildi (Kapağındaki maskeli kadın resimlerine ya da ismine aldanmamak gerekiyor yani) Mütemadiyen geri planda sebebe dair gizemler sürüp giderken, Anthony ve Claire arasında yaşanan psikolojik ve zihinsel savaşa özellikle Claire'in hayatında yer alan insanların dahil oluş süreci gerilimi belirli bir çıtanın altına düşmeden alıp götürmeyi başarmıştı. Claire'in tek kişinin varlığı ile yarattığı görünmez hapishane içinde yaşadığı ikilemler gel gitler yer yer onun adına kahrolmanıza çoğu zamanda elinizin altında olsa saçını başını yoluvermek istemenize sebep oluyor. Ama kendisinin de kendisini tanımlamak da kullandığı tabirle ister Stockholm sendromu olarak adlandırın isterseniz başka uygun ya da uygunsuz (!) sıfatlar kullanın yaşadığı çatışmalar bence olayların gidişatı ve şahsi analizleri ile anlaşılabilir ve hak verilebilir şekle ustaca getirilmişti.
    Ben seriye en başta sonu nedeni ile olumsuz bir eleştiri yapmak isterim. Olaylar iyice çetrefilleşmişken sayfalar ise azaldıkça panik duygusu ile internette bir anda serinin kaç kitap olduğuna bakmak aklıma geldi. Çünkü kalan safya sayısına bir sonun sığdırılabileceğine inanmam imkansızdı. (İki elim kanda olsa romanın sonuna asla bakmama gibi bir huyum var ne yazık ki)
    Evet, 3 ciltti. Ve gerçekten o kalan azıcık sayfa sayısına da bir son sığdırılmıştı. İnanamadım. Gerçi yazar orjinal romanlarının ardından aralara buçukluklar attırmış ama bizde yok. Olsaydı da hüsranımı telafi edemezdi. Onca sayfa tüm o gerilime, çözüm arayışlarına, Claire'in git gellerine katlandıktan sonra....

    Serinin sonunda pek çok şey gün yüzüne çıktığında Anthony'nin Claire'e yaptıklarının boyutunun amacını aşmış olduğunu görmek de neden yani dedirten cinstendi.

    Özellikle üçüncü romanda bazı bölümlerdeki olayların lüzumu var mıydı dedirttiğini de söylemeden geçemeyeceğim. Seriye sonradan katılan karakterlerin dahil edilme sürecinde verilen pek çok ayrıntının olayların akışı ile bir noktada kesişmesini beklerken böyle bir anın hiç gelmemesi gibi. Evet bu süreç de okurken aklınızda başka hikayeler yazmanıza ve gerilmenize katkı sağlıyor ama yazarın amacının bu olup olmadığına şüphe duyduğum için şimdi boşunaymış demeden geçemiyorum.

    Bir esinlenme (!!!) fazlasıyla hissedilen bir durumdu bence. Yukarıda adı geçen romanların ve buna benzerlerinin bir ortaya karışığı halinde. Ama kategoriler kesinlikle farklıydı.

    Her bölümün başındaki alıntılar gelen kısma bağlantılı ve çok şıklardı (Zaten neredeyse tamamı buraya aktarılmış durumda:))

    Markalar amacını aşan sıklıkta kullanılmıştı. Biz anlamıştık zaten Anthony'nin çok çok çooook zengin olduğunu:)

    Mekan tasvirleri bence güzeldi. Bolca yer verilmişti ve neredeyse dünyanın pek çok meşhur köşesindendi.

    Dediğim gibi son çok daha detaylı ve can alıcı şekilde bağlanmalıydı. O ana gelene değin yaşananlar bunu gerektiriyordu. Ciddi hüsrana sebep oldu. Ama bu kısmı ve o ilk andan itibaren Claire'in adına yapmasını istediğiniz şeyleri yapmadığını da göz ardı edersek heyecan dolu bir seriydi.

    DÜZELTME/ÖZÜR:
    Serinin dilimize çevrilme çalışmaları olan bir kitabı daha olduğunu bir 1000Kitap okuru sayesinde öğrenip yayınevinden araştırdım. Daha önceki bir kitap ikiye bölünüp yayınlanmış (Yüzleşme ve Hesaplaşma). Son kitapta da benzer bir durum olmaz ise 4. kitap değerlendirmeler için asıl kriterleri içinde barındıracak. O nedenle serinin sonuna dair hissettiğim hayal kırıklıklarını dile getirdiğim tüm kelimelerimi geri alıyorum. Okumaya devam.