Az veya çok her birimiz istemediğimiz şeyleri yapmaya, istemediğimiz ortamlarda bulunmaya zorlanmışızdır. Dünyayla bağlarını mümkün olduğunca kısıtlı tutmaya çalışan ve önceliği öğrenmek olan iki entelektüel insanın evinde doğsam çok daha mutlu bir çocukluğum olacaktı. Ama böyle bir evde mutsuz olacak kimselerin sayısının hiç de az olmadığını, birimizin cennetinin diğerinin cehennemi sayılabileceğini biliyorum. Sorun daha çok, doğuştan getirdiğimiz özelliklerimizin anormal görülmesi, "düzeltilmeye" çalışılması ve içimize uymayan bir dış'a uymaya zorlanmamız, bu sırada psikolojik, fiziksel, pratik birtakım baskılar görmemiz, manipüle edilmemiz. Çocuğun kendisine ait bir kişilikle dünyaya geldiğini ve bu kişiliğe saygı duymanın onu kötü, ölçüsüz, umursamaz yapmayacağını anlamamız gerekiyor. Gerçek tam tersi. Çocuğun doğuştan getirdiği kişiliğine ne kadar saygı duyar, bu kişiliği ne kadar desteklersek çocuk kendisine ve dünyaya o kadar saygılı, o kadar güçlü hale geliyor.