ilk yuvamız olan anne rahminin bizi koşulsuzca kabul edip sarmalayan, şefkatli, rahat, güvenli bir yer olduğunu anlatmıştım. Anne rahminden çıktığımızı hemen anlayamıyoruz ve meme ya da memeye alternatif olan her ne ise o sevildiğimiz, onaylandığımız, teskin edildiğimiz bir ikame haline geliyor bu geçiş sürecinde. Küçük bir çocukken korktuğumuzda, endişelendiğimizde kucağa, memeye ya da insan eliyle verilebilecek biberona ihtiyaç duymamızın nedeni de bu. Sıcak rahmin bizi kuşatıp sarması gibi, şimdi bizi olduğumuz kişi olarak seven ve onaylayan bir insanın sıcak teniyle, gözleriyle temas, bizde aynı teskin edici etkiyi uyandırıyor.
Anne rahmine geri dönme isteği, psikanalizde konuşulan konulardan. Psikanalitik literatürde çokça yer kaplayan "kucak" ve "meme", rahmin fiziksel ve psikolojik sıcaklığının sembolü. Kabul görmemeyi hem fiziksel hem psikolojik anlamda "soğuk" bir durum olarak algılıyor ve psikolojik anlamda üşüdüğümüzde "sıcak" bir sığınağa, yatağın, yorganın, hırkanın şefkatine ihtiyaç duyabiliyoruz.