Tek taş efsanesi nasıl yaratıldı?
Efendim iki dünya savaşı arasında ABD'deki elmas tüketimi yarıya inmişti. N. W. Ayer'in, bu düşüşü tersine çevirmenin yolunu bulması gerekiyordu. Elmas ile aşk arasında bir bağlantı kurmanın iyi bir strateji olacağını düşündü. Kadınlar bir pırlantanın büyüklüğünü ve kalitesini, evlilik teklif eden erkeğin bir temsilcisi olarak görmeye ikna edilmeliydi. Ajansın hedefi evlilik teklifinde bulunan hemen herkesin elmaslı bir nişan yüzüğü alma zorunluluğu hissedeceği bir durum yaratmaktı. Reklam ajansı büyük elmaslarla gerçek aşk arasında unutulamaz bir bağ kurmak için dergi makalelerini, filmlere ürün yerleştirmeyi ve renkli ilanları kullandı. 1948'de bu ilanlar "Elmas Ebedidir" sloganıyla çıktı. TV hayata girdiğinde aşk ve elmas arasındaki bağlantılı kampanya ve reklamlar bundan nasibini aldı. Ajans bütün çalışmalarında "elmasın nişan sembolü olduğunun kabul edilmesi"ne çaba sarf ediyordu. Erkeklerin elmaslara karşı öznel değerlendirmelerini değiştirme hedefi sistemli bir şekilde yürüyordu: "Sonsuza kadar sürecek bir şey için iki aylık bir maaş ufak bir bedel değil mi?"
Sayfa 154
Alıntı
Floridli Diş macunu
Floridli diş macunu!Temiz kıyafetli figüran diş doktorlarının TV ekranlarında şiddetle tavsiye ettikleri filanca diş macununun ana bileşenlerinden biri florid bir zamanlar fare zehri olarak kullanıyordu! II.Dünya savaşında ise Adolf Hitler gaz odalarına Florid tozu atıyordu.
Sayfa 265 - Lopus·Kitabı okudu
Günümüzde birçok entelektüel, Huxley'in Cesur Yeni Dünya'da bahsetti ve hükümetin halkı sessiz ve sakin bir şekilde tutmasına yarayan "Soma" adlı uyuşturucunun, fiiliyatta radyo, TV ve gazeteler olduğunda hemfikirdir. Bunlara fuhuş, müzik, internet, bilgisayar oyunları, futbol, festivaller vs. gibi diğer uyuşturucuları da eklemek mümkün. "Kitle kültürü" olarak ifade edilen bu uyuşturuculara maruz kalarak sürü psikolojisiyle hareket eden insanlar, adeta, "halüsinasyon gören makineler'e dönüşmüş vaziyetteler.
Sayfa 111 - IQ Kültür Sanat
II. BÖLÜM: SEVGİ KURAMI
İnsan "dokuzdan beşe" çalışan bir kişi olarak işgücünün ya da yöneticiler ve şeflerin bürokratik gücünün bir parçası olmuştur. Çok az inisiyatife sahiptir. Görevleri, işin yönetmeliğiyle çizilmiştir. Basamağın üstündekilerle altındakiler arasında çok az bir fark vardır. Hepsi, yönetmeliğin yapının tümü için belirlediği işi, belirlenen hız ve belirlenen tarzda yapar. Hatta duygular bile tanımlanmıştır: neşe, hoşgörü, güven, tutku ve hiç kimseyle çatışmadan herkesle geçinebilme yetisi. Eğlence de bu denli zorlayıcı bir yolla olmasa bile, benzer şekilde düzenlenmiştir. Okunacak kitaplar kitap kulübünce seçilir. Filmler, yapımcılarla sinema sahipleri tarafından verilen ilanlarla saptanır. Geride kalanlarsa hep tekdüzedir: arabayla pazar gezintisi, tv programları, kağıt oyunları ve toplantılar. Doğumdan ölüme, pazartesiden pazartesiye, sabahtan akşama kadar tüm faaliyetler düzenlenmiş, bir örnek hâle getirilmiştir. Böyle bir düzenin ağına düşen kişi insan olduğunu, tek bir birey olduğunu nasıl hatırlar? Düş kırıklığıyla,üzüntüyle, sevgi özlemi, hiçlik ve ayrı olma korkusuyla doluyken yaşama şansına bir kez sahip olduğunu nasıl aklına getirebilir?
Sayfa 38 - Say Yayınları·Kitabı okudu
3, Kumsalda Kulübeler
"Toplantılar! Amma da bayılırız toplantılara! Tanrının günü toplantı olsun. Günde iki kez toplantı olsun. Konuşup duralım..." Dönüp dirseğine yaslandı: "Bahse girerim ki, şimdi denizkabuğunu öttürsem, koşa koşa gelirler hemen. Hepimiz ağırbaşlı haller takınırız. Biri kalkıp der ki, bir jet uçağı yapalım, ya da bir denizaltı, ya da bir TV alıcısı. Toplantı bittikten sonra, beş dakika çalışırlar; sonra gene basıp giderler ya da ava çıkarlar." Jack'ın yüzü kızardı: "Et istiyoruz." "Öyle ama henüz et yok ortada. Barınak da istiyoruz. Üstelik senin avcılarının hepsi saatlerce önce döndüler. Yüzüyorlardı."
Sayfa 57 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, 58.Basım, Eylül 2025·Kitabı okudu
"TV programlarında en kötü zevke sahipsin. Sinirlendiğinde iletişim kurmak yerine sessizleşiyorsun. Etrafındaki insanları memnun etmeye çok fazla önem veriyorsun, özellikle de bundan kesinlikle faydalanan babanı. Gece dokuz buçuktan sonra uykulu ve işe yaramaz hale geliyorsun. İnsanlara gerçekten nasıl hissettiğinizi söyleyemeyeceğine dair garip bir inancın var, yoksa dünyanın yükünü onlara yüklemiş olursun ve onlar da seni terk eder. Ama sorun değil. Ben bunları görüyorum. Bunları hep gördüm ve seni bunlara rağmen değil, bunlar yüzünden seviyorum. Çünkü onlar seni sen yapan şeyler."