“Edebiyattaki yaygın ismi ile beng, bu alanın divandan mesneviye, sakinâmeden mubâhaseye birçok farklı türün olağan motiflerinden biridir. Fakat bu ilgiye rağmen Osmanlı tarihi boyunca yalnız tek bir esere, Fuzûlî’nin Beng ü Bâde adlı mesnevisine ismini verilmiştir.”
"Yılanlı Sütun'un hikâyesini annemden dinlemiştim. Sütun, Delfi kentindeki Apollon Tapınağı'ndan getirtilmiş. Bu sütunun kenti yılanlara, akreplere, çıyanlara ve her türlü haşerata karşı koruduğuna inanılıyormuş. Ancak o kendini bilmez it kopuk takımından birileri yılanların kafalarını kılıçlarıyla koparınca kenti haşerat basmış. Annem tarihi sevdirmek için böyle ilginç öyküler anlatırdı bana. Yılanlardan birinin başı arkeoloji müzesindeydi, gidip görmüştük. İkinci baş İngiltere'deki bir müzedeymiş, ne yazık ki üçüncü baş kaybolmuş. Başların yerinde şimdi anlamsız birer boşluk olan Yılanlı Sütun'u, binlerce yıllık iki dikili taşı geride bırakıp turist otobüslerinin arasından geçerek Ayasofya'nın yanından Gülhane Parkı'na indik."
Nitekim Türkçede “özgür” kelimesi “öz-ü-gür”den gelir ve insanın özünün gür olmasını ifade eder. İnsan ancak özünü gürleştirerek özgürleşebilir. Özgürlük, insanın özünün gür, gürbüz, güçlü, dayanıklı, dirençli ve kendine yeter olmasıdır. Seçme hürriyeti olarak özgürlük sınırlı bir tanımdır. Bir şeyi yapma kabiliyetinin önündeki engellerin kaldırılması anlamındaki negatif özgürlük tanımı da doğru olmakla birlikte eksiktir. Zira önündeki engeller kalktığında insanın ne yapması gerektiğine dair “pozitif” bir şey söylemez. Negatif özgürlük bize serbest ve serazat bir hareket alanı verirken pozitif özgürlük bu zeminde nereye ve nasıl gideceğimize dair bize yol gösterir ve kılavuzluk eder. İnsan özünü ancak böyle bir yolculukta gürleştirip güçlendirebilir.
Türkçeye Arapça, Farsça karışması İslami bir bütün olarak görme gereğinden ve Türklerin kendi hevesleriyle olmuştur. Bu seferki İngilizce etkisi ise kendiliğinden olmamış, 40 yıl önce -daha da
“Nizar olmuş tenin görmekle Leyla sana ram olmaz
Hüma saydine târi ankebut ey Kays dâm olmaz
Zamanı işreti fevt itmek olmaz fırsat eldeyken
Hemişe meclis amade, hemişe elde cam olmaz
Kemîne benden olmak âşıka baht ü saadettir
Sana ey padişahı hüsn kim kemter gulam olmaz
Nihayet bulmaz ol yâri güzinin hüsn ü evsafı
Hâdisi hattı yetse kıssai zülfü tamam olmaz
Zebanı sükkerininden o şuhun va dei vaslın
İşidüp didi Yahya, böyle bir şirin kelam olmaz.”