Anlamamak ve anlaşılmamak insanı mükemmelliğin zorbalığından kurtarır (ihtiyaç karşısında yapabileceğimiz en iyi şey her zaman anlamak değildir). Bütün zorbalıklar başka birinin ihtiyaçlarını tamı tamına anlama iddiası taşır.
Hüsran her daim bir baştan çıkarılma sahnesidir; kurtulmaya, sahte çözümler bulmaya çalıştığımız, bizi daha radikal aldanmaların içine sürükleyen bir şeydir.
Yaşam, insanlar öyle her istediklerini elde edemedi diye değil, arzuları kendilerine hasar vermeye başladığında, istedikleri şey katlanılmaz kayıplara gebe olduğunda trajik bir hal alır.
Sorarım size Rahip Pederler: Niçin oruç tutarsınız? Neden bu iş için göklerden ödül umuyorsunuz? Ödül olduktan sonra orucu ben de tutarım. Yok, sen hayatta, aramızdayken erdemli ol, kutsal Peder; manastıra kapanıp hazıra konmadan, yukarıdan ödül beklemeden topluma yararlı ol; çetin olan bu...
Şu dizdikleri şişelere bakın... Ama bunları buraya kim getiriyor? Rus köylüsü, değil mi? Nasırlı elleriyle kazandığı devlet meteliklerini ihtiyaçlarından, ailesinden keserek buraya taşır. Milleti sömürüyorsunuz, kutsal Pederler!