• İnsanlardan ne kadar şüphe edersen onlara o kadar o kadar güveneceksin ki iş göresin.
    Yoksa insanlardan hep şüphe edersen, bu dünyada yaşayamazsın.
  • Bir adamda akıl ve feraset olmazsa o adam bir hiçtir.
  • Okuduğum kitaplara baktığım zaman dünyaca ünlü tanınmış yazarlara çokça yer verdiğimi fakat çok başarılı yazarlarımız olmasına rağmen hak ettikleri değeri vermeyip, okuma zahmetinde bulunmadığımı fark ettim. Utanmadım desem yalan olur. Bu doğrultuda hemen bilgisayarın başına geçip bir alışveriş listesi oluşturdum. Çağdaş Türk Edebiyatı klasiklerinden başlamak istediğim için ilk yöneldiğim yazar Yaşar Kemal oldu, sonrasında Kemal Tahir ile devam ettim. Birkaç yazardan daha 1-2 kitap ekleyerek siparişi tamamladım. Kitaplar gelince çok heyecanlandım (her zaman olduğu gibi) ve hemen okumaya koyulmak istedim. Televizyonda ne zaman Köroğlu’nun filmi çıksa babam “ben çocukken bunun kitabını okumuştum” derdi, bu nedenle ilk olarak Üç Anadolu Efsanesi kitabından başlamaya karar verdim.

    Kitap Anadolu’nun belki de en çok bilinen destanı Köroğlu ile başlıyor (Azerbaycanlı yengem kendilerinde de aynı destanın daha değişik versiyonunun olduğunu söylemişti). Köroğlu kitaptaki diğer destanlara göre daha epik bir destan. Tam filmi yapılacak derler ya öyle işte, bu da senaristlerden kaçmamış olacak ki “filmini yapalım biz bunun” demişler. Çekiyorlar bir film, ee başrolde de avantür filmlerin efsane ismi Cüneyt Arkın’dan başkası olacak değil ya? Cüneyt baba filmin sonunda çıkıyor Bolu Beyi’nin karşısına “kancık kelleni ödlek bedeninden ayırmaya geldim Bolu Beyi!” diyor. Dur ya, bu başka filmdi, Polemon olacaktı o. Neyse, Kara Murat Polemon’un kellesini ala dursun biz kitaba dönelim. Kitap benim bildiğimden daha fantastik; Kırat uçuyor, Köroğlu güçlerini mistik yollarla elde ediyor vs. Bir destanda olması gereken bütün özellikleri barındırıyor yani. Kitabın içerisinde bulunan destanlardan en güzeli de Köroğlu bana kalırsa.

    Bir diğer destanımız türküleri dillerden dillere söylenen, günümüzde dahi popülerliğini sürdüren Karacaoğlan. “İnceden bir kar yağar, tozar Elif Elif diye. Deli gönül abdal olmuş, gezer Elif Elif diye” diye gezen, o köy senin bu köy benim, dağ demeden düz demeden, bir sazı bir sözü gezip durur Karacaoğlan. Türkülerini hep Elif’e söyler, hep Elif’i anlatır. Onun karasevdası Elif’e kavuşamamasından değil önce kavuşup sonra kaybetmesinden kaynaklanır. Elif onu hep bekler, her gördüğüne “Karacayı görürsen ona söyle, Elif seni bekler, ölmeden son bir kez seni görmek ister de” diye salık verir. Karacaoğlan da son bir kez olsun Elif’i tekrar görmeyi diler lakin Elif’in ömrü buna el vermez, Karacaoğlan Elif’in köyüne vardığı zaman Elif artık toprak olmuştur. Bunun üzerine Karacaoğlan’ın sazından şu mısralar dökülür;

    Üryan geldim gene üryan giderim
    Ölmemeğe fermanım var
    Azrail gelmiş can talep eder
    Benim can vermeğe dermanım var

    Ve geldik son destana, Alageyik. İzleyenleriniz vardır, Cüneyt Arkın bunun da filmini yapmıştı. Geyik avcısı Halil’in hikayesi. “Sevdiğin mi, geyik avı mı?” diye sorulduğunda cevap veremeyen Halil, kendisi avdayken köylü tarafından nişanlısı Karaca Ali’ye peşkeş çekilen Halil, Alageyik sevdası uğruna canını veren Halil… Bu destanı pek fazla anlatma gereği duymuyorum zira fazlasıyla dramatik. O duyguyu geçirebileceğimi sanmıyorum.

    Son tahlil: Okuyun, okutturun. Gerçekten çok kıymetli yazarlarımız ve romanlarımız var, biraz geç farkına vardım fakat “geç olsun, güç olmasın” demiş büyüklerimiz. Bize bizi anlatan yazarlarımız iyi ki varlar.
  • Yaşar Kemal, Köroğlu, Karacaoğlan ve Alageyik efsaneleri ile doğduğu, romanlarımın vatanı dediği Çukurova’ya vefa borcunu öder. Keyifle okunacak bir eser..
  • Yaşar Kemal okuyunca hep daha çok hissediyorum hayatın gerçeklerini o kadar doğru o kadar gerçek yazıyorki her okuduğum cümlenin sonunda evet böyle gerçekten demekten alamıyorum kendimi insanların yüzleri Yaşar Kemal'in kaleminde daha net görünüyor gözlerime böyle olunca kızdıklarım, sinirlendiklerim , kırıldıklarım ve tabi böyle olmasın dediklerim o kadar çok oluyor ki bende sığamıyorum bu duygulara ama çok içten hissetiriyor kendini Anadolu insanı...


    Üç Anadolu Efsanesi duyguları yoğun anadolu insanın içinde efsaneler üçünün de çok beğendim.

    ilk olarak Köroğlu efsanesi babasını ve kıratının gölgesindeki Köroğlu kendini bilmesi, tanıması ve kendi gücünün farkına varması için çok acı çekiyor ama sonunda kendi hayatının efsanesinin hakkını veriyor tabi bu efsane de en çok Yaşar Kemal'in inceliği insana dokunan gerçek öğütlerini çok beğendim mesala "İnsan gönlü kadar büyüktür" diyor ve daha neler neler söylüyor ve hissettiriyor okudukça insan olmanın insan kalmanın kişinin karakterinin oluşmasını ve bunu hayata geçirmenin zorluğu ve tabi en büyük düşmanın insan olduğu gerçeğiyle bir kere daha yüzleşiyor insan.

    İkinci olarak Karacaoğlan efsanesi var.Bu efsaneyle ilgili kocaman bir kızgınlık bırakıyorum buraya ya nasıl dinlemezsin Elifi Karacacaoğlan ya da Elif nasıl söylemezsin Karacaoğlana diyip durdum okurken.Yapmamalıyız böyle işte bazen kızgınlıktan, öfkeden uzaklaşmamalıyız dinlemeliyiz anlamak için herkesten çok acı çekmemek için.Bu efsanede bir de tabi eskideki güzellikler çok hissetiriliyor insanlar aşıklara ve aşk o kadar çok değer veriyor ki ben okudukça bu zaman için daha çok üzüldüm ne kadar çok tükettik güzel olan her şeyi. O kadar değerli zamanlarmış ki bir misafir için bir oba kendini canını hiçe sayıyormuş tabi şimdi böyle bişey çok uzak insanlara.

    Üçüncüsü ise Alageyik efsanesi hayvanların dili yoktur ama yürekleri çok büyüktür bunu anlamak bu kadar zor olmamalı ve evet insanları bazen en büyük acılarının kaynağı tutkuları olabiliyor bu efsanede Halil tutkusunun insanların kötülüğüyle nelere sebep olacağnı bize gösteriyor.Bazen vazgeçmek daha güzel şeyleri kazandırır ve işaret verir yaşadıklarımız hayatı anlamamız için ama işte bizde Halil gibiyiz çoğu zaman tutkunun kurbanları...

    Üçüde çok güzel efsaneler Yaşar Kemal yazınca daha güzel olmuşlar ben okurken çok keyif aldım o yüzden herkese tavsiye edebilirim.

    Keyifli okumalar
  • Yine anlatımıyla bizi mest eden bir Yaşar Kemal romanı.İçerdiği efsaneleri Yaşar Kemal’in ağzından böyle güzel okumak..Anadolu’nun sözlü geleneklerini o kadar destansı anlatılmış ki..Köroğlu,Karacaoğlan,Alageyik hepsini çok beğendim.Hepsi masalsı anlatımıyla beni büyüledi.Yaşar Kemal’e başlamak isteyenler bu kitabından da başlayabilir .Herkese tavsiye ederim
  • Henüz Yaşar Kemal ile tanışmadıysanız mutlaka okumaya başlayın. Kültürümüzü en iyi yansıttığını düşündüğüm yazar.
    Bunu her kitabında görebilirsiniz.
    Vermek istediği tüm mesajlar "iyi insan ol, dürüst ol, muhtaç durumda olanlara yardım et, değerlerine, onuruna, namusuna sahip çık." Çok kıymetli.

    Kitap Karacaoğlan, Köroğlu ve Alageyik efsanelerinden oluşuyor. Türk kültürünün önemli parçası olan bu aşıklar Yaşar Kemal'in usta kalemiyle buluşunca cok keyifli bir kitap çıkmış ortaya.
    Karacaoglan efsanesini ilk sayfadan itibaren elimden bırakamadan okudum.
    Köroğlu efsanesini bitirdigimde hıçkıra hıçkıra ağladım.
    Alageyik efsanesi de yine hayranlıkla okudum ve bittiğinde yine hüzünlendim.