• İz Yayıncılıktan yayınlanan baskısını aldığım için pişman olduğum kitap. Yayınevi ve çevirmen faktörünün önemini bir kez daha hatırlattı. Kitaba biraz dikkat edildiğinde, çevirmen biraz araştırıldığında ön yargı oluşmaması mümkün değil. Hele din bezirganlarının hüküm sürdüğü canım ülkemizde yaşıyorsak.

    Kitabın arka kapak yazısı şöyle: Rimbaud ölümüne yakın birçok manev'i haller yaşamıştır. Ölürken, son nefesinde Arapça "Allah Kerim" demiştir. Rimbaud'nun bu son sözü, onun İslam'a bakışı hakkında bize bir fikir vermektedir, çünkü kimilerinin ileri sürdüğü gibi, dinsiz birinin ya da Hıristiyan birinin durup bir cümleyi söylemesi kuşkusuz bir rastlantı olamaz. Rimbaud'nun hayatının son dönemi İslam'la kaynaşmış bir şekilde geçmiştir. Bu bilinen bir gerçektir. Bu husus hem Batı'da hem de ülkemizde açıkça yazılmıştır.

    Ölürken Allah, İsa, Uçan Spagetti Canavarı demesi umrumda değil, amaç dincilik değilse. Dedi veya demedi. Kitabın arkasında Rimbaud’ nun kronolojik özgeçmişi var. Allah dediğini yazdınız, hoş güzel, neden Verlaine ile eşcinsel ilişki yaşadığını, uyuşturucu kullandığını yazmıyorsunuz?

    Aşağıdaki linkte çevirmenin Ensar Vakfı’ ndaki bir semineri var. Ensar Vakfını duymayan bir Sağır Sultan kalmıştır sanırım.

    https://www.youtube.com/watch?v=aWJLKdP0__E

    Çevirmen Mahmut Kanık. Kitapta şu şekilde yazılmış: Kayseri İmam Hatip Lisesi mezunu. Üniversite tahsilini Erzurum’ da (Atatürk Üniversitesi yazılmıyor ki bilinçli olarak yapıldığını düşünüyorum) Edebiyat Fakültesi’ nde Fransız Filolojisi’ nde yapmış. Atatürk yazılıp yazılmaması yine çok önemli gözükmeyebilir, bunlar küçük detaylar ama rejim karşıtlığı olarak bilinçli yapıldığı şüphesi uyandırıyor. Rejimi yıpratmak kolay değildir. Her alana yayılan bir çalışma gerektirir. Çevirmenin, yayınevinin, dinciliği/ misyonerliği Rimbaoud veya başka edebi kişilikler üzerinden yapmasını etik bulmuyorum.

    Sf 31- 32
    ‘’ Lügat kitabımda tek isim Allah…’’
    Necip Fazıl Kısakürek’ in (Çile şiir kitabı, (s.158) Yüzkarası adlı şiirin son dizesindeki kelime, Rimbaud’ nun düşlediği kelime/ söz değil mi?

    Tamam. Necip Fazıl Kısakürek’ in şiirinde geçen Allah’ ı da Rimbaud'nun ömrü boyunca arayıp bulamadığı aşkı olarak koyduk mu al sana geç de olsa doğru yolu bulan Müslüman Rimbaud. Gerçek yazar müslüman Rahman Abu Bekir 1874 yılında öldü. Yerine Arthur Rimboud adıyla geçen Mosseu Yohen sebatayist bir … Hikayenin geri kalanını biliyorsun.
  • 10Sıkıldım.
    11Gerçekten çok sıkıldım.
    12Gerçekten çok çok sıkıldım.
    13Gerçekten çok çok çok sıkıldım.
    14(Yaklaşık 100 'çok' un ardından anlamını idrak edeceksiniz)
  • Hey! Günde en az bir kere şeytana uyup günah işleyin, çünkü Uçan Spagetti canavarı intikam peşinde olan bir Tanrı değildir ve arada sırada eğlenmenizi ister.
  • Baştan söylemeliyim. Eğer bazı şeylerin yanlış olduğunu düşünüyor ve sorgulamak istiyorsanız bu kitabı okumalısınız. Bu şekilde düşünmüyorsanız ve beyniniz sorgulamaya açık olmayacaksa kitap sizin için Dawkins'in tabiriyle "şeytan işi" olmaktan öteye gitmeyecektir.

    Amerika'nın kurucularından Thomas Jefferson'un yeğenine yazdığı mektuptan bir alıntıyla başlamak istiyorum: "Tanrının varlığını bile cesurca sorgula; çünkü eğer bir Tanrı varsa, mantığa olan saygıyı gözü kapalı korkudan daha çok takdir edecektir."

    Eğer benim gibi bu konuyu atlatmışsanız ve farklı bakış açıları kazanmak istiyorsanız başvuracağınız kitaplardan biri Tanrı Yanılgısı olmalı.

    Peki neden?

    Yazarın üslubuyla başlamak istiyorum.
    Dawkins kitabın bazı bölümlerinde biraz bilimsel yazmış ve okumak zor olabiliyor. Doğal seçilim ve memlerle ilgili bölümler daha çok. Benim için böyleydi ve bu bölümleri yavaş yavaş okudum. Bunun dışında kalan bölümler ise çok akıcı ve eğlenceli bir dille yazılmış. Richard Dawkins lafını esirgemiyor ve bu benim çok hoşuma gidiyor. Kitap bir bütün olarak akıcı.

    İçeriğe gelirsek, Dawkins toplumların önemli sorunlarından çoğuna değiniyor: kan, katliam, savaş, kurbanlar, eşcinseller, çocuklar, kadınlar... Hepsinin ortak paydasında ise dinler var.
    Dinlere bakış açım, onların kadınlara bakış açılarını gördüğümde değişti ve Tanrı Yanılgısı'nda da bu konuya birçok yerde değiniyor. Kadınların dinler tarafından aşağılanması, basit ve değersiz görülmesi ve kutsal kitaplardan verilen örnekler... Evet, kitapta çok çarpıcı örnekler var ve bu beni daha da iğrendiriyor.

    Bu konuyu bir yana bırakırsak kitaptaki çarpıcı noktalardan bazıları da şunlar. (Kitap tamamen çarpıcı gerçi. :D )

    Din ve çocuk. Çocukların istismar edilmesi konusunu uzunca ele almış.
    "Bir çocuk Hıristiyan çocuk değildir, Müslüman çocuk değildir, Hıristiyan ebeveynlerin ya da Müslüman ebeveynlerin çocuğudur." Bu cümlesinde o kadar haklı ki. Çocuklar ailelerinin dinine inanmaya zorlanıp, sorgulamadan bütün bir hayatı böyle geçiriyorlar. Ve bunun bir çeşit istismar olduğunu 9. bölümde uzun uzun anlatıyor.

    Katliam. Dinin, hayatını tamamen ona adayan insanları nasıl katillere dönüştürdüğünü çok etkileyici örneklerle anlatıyor. Bir papazın, kürtaj yapan bir doktoru katletmesi mesela. Ve yaptığıyla gurur duyuyor. Tabii sadece bedenen öldürmekten bahsetmiyorum. Ölmenin ve öldürmenin birçok çeşidi var. Dinlerin ortaya çıkışından bu yana dinmeyen kanı, kutsal kitapların nasıl buna teşvik ettiğini anlatıyor.

    Tüm konuları tek tek açamam tabii. Burada en çok etkilendiğim üçü olan kadın, çocuk ve katliamlardan bahsettim.

    Şimdi gelelim kitabın ana konusuna.
    Tanrı neden olasılıksızdır?

    Bunu burada özetleyemem sanırım çünkü Dawkins kitapta art arda sıralıyor. Tanrı varsayımının ne tür kısır döngülere yol açtığından uzunca bahsediyor. Hepsini birkaç cümleye indirmek zor ama şu alıntı okumaya değer: "İyice incelendiğinde, akıllı tasarımın sorunu iki katına çıkardığı ortaya çıkacaktır. Bir kez daha, bunun sebebi, tasarımcının anında kendisinin kökeniyle ilgili daha büyük bir sorun doğurmasıdır. Bir lohusa otu (veya bir evren) gibi olasılıksız bir şey tasarlama yeteneğine sahip herhangi bir varlık, lohusa otundan daha olasılıksız olmak zorundadır. Bu berbat kısır döngüyü sonlandırmak şöyle dursun, Tanrı kısır döngüyü alabildiğine şiddetlendirir."

    Değinmek istediğim birkaç nokta daha var.
    Dawkins o kültürde yetiştiği ve o konuda daha fazla birikime sahip olduğu için İncil ve Hıristiyanlık üzerinden gidiyor daha çok. Doğal olarak. Anlamak için İncil'i okumaya gerek yok tabii.
    Ve bir de bölüm başlarındaki alıntılar... Kitaba dair en sevdiğim şeylerden biri onlar oldu. Birçok bilim insanı, politikacı, komedyen ve yazarın söylediklerinden en güzelleri seçilmiş. :)

    Videolarını izleyerek, konuşmalarına hayran kalarak bu kitabı okumaya başlamıştım ve diğer kitapları da okumak istediğimi artık biliyorum. Teşekkürler Richard Dawkins.

    İncelememi şu meşhur ve bir o kadar da eğlenceli alıntıyla bitiriyorum.

    "Bir ateist olup olmadığım sorulduğunda, Zeus, Apollo, Amon Ra, Mithras, Baal, Thor, Wotan, Altın Buzağı ve Uçan Spagetti Canavarı'nı hesaba katarak, soruyu soran kişinin de bir ateist olduğuna dikkat çekmeyi eğlendirici bir taktik olarak görürüm. Ben ona göre sadece bir tanrı öteye geçiyorum."
  • 7Cücelerden farklı olarak tıfıllara, hem kafalarında hem de göğüslerinde çıkan oldukça gür tüyler bahşedilmişti. 8Tüylere sahip olmak erkek tıfıllar için büyük bir avantaj sağlıyordu. 9Çünkü giydikleri altın kolyeler ve göğüs kısmı açık parlak gömlekler sayesinde dişi tıfılları kolaylıkla tavlayabiliyordu. 10Dişi tıfılların göğüsleri daha kıllıydı. 11Bu da Uçan Spagetti Canavarına uyduracağı binlerce komik hikaye için sağlam bir malzeme oluşturmuş ve Tanrıların katındaki komedi dünyasında yeni bir çığır açmasını sağlamıştı.
  • 10Sıkıldım.
    11Gerçekten çok sıkıldım.
    12Gerçekten çok çok sıkıldım
    13Gerçekten çok çok çok sıkıldım
    14(Yaklaşık 100 'çok'un ardından anlamını idrak edeceksiniz)