“Bence hüzün cidden kötü bir öksürük gibi. Asla geçmiyor. Etrafını başka şeylerle çevirebilirsin; üstünü başka şeylerle örtebilirsin; odanın bir köşesine itebilirsin, ama sonunda onunla yaşamayı öğrenmek zorundasın.”
.
.
.
“Alice. Sen kimi kaybettin?”
“İnsanları bu yüzden mi kendinden uzaklaştırıyorsun?” diye fısıldadı. “Senden uzaklaştıkları zaman seni incitecek kadar yakınına sokulamasınlar diye mi?”