• II. Dünya Savaşı yıllarında Komünist Enternasyonel’in
    Yönetim Komitesi Ufa’da bulunuyordu. 1943 yılından
    itibaren Ufa’da 18 Avrupa dilinde radyo programları sunulmaya başlandı. 200.000’den fazla Başkurdistanlı er ve subay çeşitli madalya ve ödüllere layık görüldü. Bunların 278’i “Sovyetler Birliği Kahramanı” madalyasını aldı. 250 civarında uçuş gerçekleştiren pilot Musa Gareev iki defa “Sovyetler Birliği Kahramanı” madalyasına layık görüldü. 1944 yılında Minnigali
    Gubaydullin, Aleksandr Matrosov’un kahramanlığını tekrarladı. Zubay Utyagulov kendisi gibi Başkurdistanlı ancak
    Mari kökenli Timiray Kubakaev ile birlikte 15-16 Ocak
    1943 tarihinde Rostov ilindeki Krasnovka Köyü için yapılan savaşta kahramanca mücadele ederek hayatını kaybetti
    ve “Krasnovka’nın 30 Kahramanı” arasına girdi.
    Savaşın başladığı dönemde Tataristan, Başkurdistan ve
    SSCB’nin diğer bölgelerinde mevcut olan vatansever yaklaşım Çuvaşistan’da da hâkimdi. Savaş yıllarında Çuvaşistan’dan orduya 208.000 kişi çağrıldı, bunların 106.000’i
    evlerine geri dönmedi. Buradaki kayıplar sayılan diğer
    ülkelerden farklı değildi. Orduya alınan her iki askerden
    biri cephede ölmüş veya kaybolmuştu.
    Savaş yıllarında Çuvaşistan’da yedi piyade, iki atlı tümen,
    bomba imha ve teknik destek tugayı, NKVD tugayı, demiryolu tugayı ve diğer birlikler oluşturuldu. Ordudaki
    eksikleri tamamlamak için Çuvaşistan’da iletişim ve piyade, topçuluk ve hava eğitimi veren iki yedek alay kuruldu.
    Kızıl Ordu’da yaralanan er ve subayları tedavi etmek için
    17 seyyar hastane kuruldu ve bu hastaneler 57.145 yaralı
    ve 15.013 hasta askeri tedavi etti.
    Tataristan ve Başkurdistan’dan farklı olarak Çuvaşistan,
    askerî harekât tehdidi ile de karşı karşıya kaldı. 4 Ekim
    1941 tarihinde Almanlar Çeboksarı ve çevresine 22 bomba ve propaganda bröşürü bıraktılar. Bu bombalama sonucunda iki kişi hayatını kaybetti, 18 kişi yaralandı ve altı
    ev kullanılamaz hâle geldi.
    Bu durum SSCB yönetiminin savunma faaliyetlerine ağırlık vermesine neden oldu. Kasım 1941- Ocak 1942 tarihleri
    arasında soğuk kış şartlarında (- 40°C) Sura Nehri kıyısında
    savunma hattı yapmak için 35.000’den 110.000’e kadar köylü her gün elleriyle, toplamda 5.000.000 m3
    toprak kazdı.
    1941-1942 yıllarında Çuvaşistan’a 70.000 kişi yerleştirildi. Tahliye planı gereği, Çuvaşistan’a 27 fabrika ve işletme nakledildi. 11 büyük müessese, yapılarını koruyarak
    Çuvaşistan Sanayi Birliği’nin temelini oluşturdu. Böylece
    beş tekstil fabrikası, çorap, ayakkabı ve dokuma fabrikaları kuruldu.
  • Başkurdistan Özerk Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti’ne savaş yıllarında yüzlerce fabrika ile Sovyetlerin önde gelen
    iki Silahlı Kuvvetler Akademisi-Genelkurmay Yüksek
    Akademisi Ufa’ya, Lenin Askerî-Politik Akademisi ise Belebey’e - taşındı. Hava Sanayisi Halk Komiserliği 1941
    yılında burada birkaç fabrikayı yeniden kurdu. 1942 yılının sonbahar aylarına kadar SSCB’nin merkezî ve batı
    bölgelerinden Başkurdistan’a 172 fabrika nakledildi. Taşınan pek çok fabrika birleştirildi. Örneğin Zaporojest,
    Gomelsk, İzümsk ve Stanislavsk tren onarım fabrikaları Ufa Lokomotif Fabrikası bünyesine dâhil edildi.
    Savaş yıllarında taşınan Rubejansk Kimya Fabrikası
    bünyesinde Başkurdistan’da kimya sanayisi oluşturuldu.
    Ufa’da hidroklorik asit, soda, klor, klorobenzen üretilmeye başlandı. Ayrıca doğal kauçuk üreten fabrika kuruldu.
    Doğalgaz, turba ve linyit gibi yerli enerji kaynaklarının
    araştırılması ve kullanımı arttı. 1942 yılının ikinci yarısında doğalgazın kullanımı savaş öncesi dönemle kıyasla
    % 46 büyüdü. II. Dünya Savaşı yıllarında Başkurdistan’da
    yeni petrol yatakları bulundu ve savaş yıllarında toplamda
    8.400.000 ton petrol üretildi.
    Savaş yıllarında yeni sanayi işletmeleri ortaya çıktı. Ülkede Kızıl Ordu ve deniz donanmasının ihtiyacı için ayakkabı, üniforma ve giyim üreten pek çok fabrika faaliyete
    başladı. Cumhuriyet, savaş yıllarında cepheye 3.000.000
    ton civarında tahıl ve 100.000 ton et gönderdi.
    İlginç bir bilgi olarak şunun da belirtilmesi önemlidir.II. Dünya Savaşı yıllarında Komünist Enternasyonel’in
    Yönetim Komitesi Ufa’da bulunuyordu. 1943 yılından
    itibaren Ufa’da 18 Avrupa dilinde radyo programları sunulmaya başlandı.
    200.000’den fazla Başkurdistanlı er ve subay çeşitli madalya
    ve ödüllere layık görüldü. Bunların 278’i “Sovyetler Birliği
    Kahramanı” madalyasını aldı. 250 civarında uçuş gerçekleştiren pilot Musa Gareev iki defa “Sovyetler Birliği Kahramanı” madalyasına layık görüldü. 1944 yılında Minnigali
    Gubaydullin, Aleksandr Matrosov’un kahramanlığını tekrarladı. Zubay Utyagulov kendisi gibi Başkurdistanlı ancak
    Mari kökenli Timiray Kubakaev ile birlikte 15-16 Ocak
    1943 tarihinde Rostov ilindeki Krasnovka Köyü için yapılan savaşta kahramanca mücadele ederek hayatını kaybetti
    ve “Krasnovka’nın 30 Kahramanı” arasına girdi.
    Savaşın başladığı dönemde Tataristan, Başkurdistan ve
    SSCB’nin diğer bölgelerinde mevcut olan vatansever yaklaşım Çuvaşistan’da da hâkimdi. Savaş yıllarında Çuvaşistan’dan orduya 208.000 kişi çağrıldı, bunların 106.000’i
    evlerine geri dönmedi. Buradaki kayıplar sayılan diğer
    ülkelerden farklı değildi. Orduya alınan her iki askerden
    biri cephede ölmüş veya kaybolmuştu.
    Savaş yıllarında Çuvaşistan’da yedi piyade, iki atlı tümen,
    bomba imha ve teknik destek tugayı, NKVD tugayı, demiryolu tugayı ve diğer birlikler oluşturuldu. Ordudaki
    eksikleri tamamlamak için Çuvaşistan’da iletişim ve piyade, topçuluk ve hava eğitimi veren iki yedek alay kuruldu.
    Kızıl Ordu’da yaralanan er ve subayları tedavi etmek için
    17 seyyar hastane kuruldu ve bu hastaneler 57.145 yaralı
    ve 15.013 hasta askeri tedavi etti.
    Tataristan ve Başkurdistan’dan farklı olarak Çuvaşistan,
    askerî harekât tehdidi ile de karşı karşıya kaldı. 4 Ekim
    1941 tarihinde Almanlar Çeboksarı ve çevresine 22 bomba ve propaganda bröşürü bıraktılar. Bu bombalama sonucunda iki kişi hayatını kaybetti, 18 kişi yaralandı ve altı
    ev kullanılamaz hâle geldi.
    Bu durum SSCB yönetiminin savunma faaliyetlerine ağırlık vermesine neden oldu. Kasım 1941- Ocak 1942 tarihleri
    arasında soğuk kış şartlarında (- 40°C) Sura Nehri kıyısında
    savunma hattı yapmak için 35.000’den 110.000’e kadar köylü her gün elleriyle, toplamda 5.000.000 m3
    toprak kazdı.
    1941-1942 yıllarında Çuvaşistan’a 70.000 kişi yerleştirildi. Tahliye planı gereği, Çuvaşistan’a 27 fabrika ve işletme nakledildi. 11 büyük müessese, yapılarını koruyarak
    Çuvaşistan Sanayi Birliği’nin temelini oluşturdu. Böylece
    beş tekstil fabrikası, çorap, ayakkabı ve dokuma fabrikaları kuruldu.Yerli işletmeler Kızıl Ordu için elzem olan giyim, iç çamaşır, çeşitli askerî ekipmanlar, mühimmat için ambalajlar,
    kızak, kayak ve vagon ürettiler. 1941 yılının Eylül ayında seri olarak cephane üretilmeye başlandı. 1941 yılının
    Aralık ayında uçak ve planörlerin seri üretimine geçildi.
    Bunların dışında Çuvaşistan’da top mermileri, zırhlı araç
    ve zırhlı trenler de üretiliyordu.
    Çuvaşistanlılar savaş yıllarında kendilerini kahraman askerler olarak tanıttılar. Birkaç örnek verelim. 1941 yılının
    Kasım ayında B. M. Vasilyev 100’den fazla uçuş gerçekleştirip, dokuz Alman uçağını düşürdüğü için “Sovyetler Birliği Kahramanı” madalyasına layık görüldü. 1941
    yılında A. M. Osipov, Nikolay Gastello’nun kahramanlığını tekrar ederek, yanmaya başlayan uçağını düşman
    gemisine yönetti. Makineli tüfek birliğinin komutanı İ.
    K. Polyakov 1943 yılında Dinyeper’in alınmasında olağanüstü cesaret gösterdi ve “Sovyetler Birliği Kahramanı”
    madalyasına layık görüldü. Çuvaşistan’dan toplamda 65
    kişi “Sovyetler Birliği Kahramanı” madalyası aldı.
    Elbette, bir makale çerçevesinde bu konunun bütün detaylarını açıklamak mümkün değildir. Savaş yıllarında bahsi geçen bölgelerde tarım alanlarındaki gelişmelere,
    kadınların düşmanlar ile mücadeledeki katkılarına, bilim
    ve kültürün savaş yıllarındaki rolüne vs. neredeyse değinilmedi. 1941-1945 yılları arasında en az 30.000.000
    vatandaşını kaybeden SSCB, II. Dünya Savaşı tarihi konusuna özel önem vermektedir ve bu savaş, onlar için ideolojik, politik ve eğitici öneme sahiptir.
    Ben konunun belli başlı olaylarını anlatmaya çalıştım ve
    bazı örnekler verdim. Bunlar Tataristan, Başkurdistan ve
    Çuvaşistan’ın savaş yıllarındaki sınavları başarıyla geçtiklerini göstermektedir. Bu bölgenin halkı hem cephede,
    hem cephe gerisinde birçok şeyi feda ederek hizmet ettiler
    ve onlar kendi güçlerine, savaştan zaferle ayrılacaklarına
    inanıp geleceklerinin parlak olacağını umut ettiler
  • İzlenecek filmler

    Esaretin Bedeli

    Hachiko-Bir Köpeğin Hikâyesi

    Can Dostum-Good Will Hunting (1997)

    Ölü Ozanlar Derneği

    Forrest Gump

    Şahane Hayat

    Yeşil Yol

    Leon

    Pulp Fiction

    Dört Nikâh Bir Cenaze

    The Sixth Sense

    Gone Girl

    Inception

    Black Swan Misery

    Hayat Güzeldir Er Ryan’ı Kurtarmak Yurttaş Kane

    A Beatiful Mind (Akıl Oyunları) Casino

    Truman Show

    Shutter Island

    Alcatraz’dan Kaçış

    Sil Baştan

    Uçuş Planı

    Sihirbazlar Çetesi
  • İnsan Lenini, 1918 yılında Devrimden sonra Kremline geldiğinde, etrafta kasıla kasıla bir sömürge valisi gibi dolaşırken hayal edebiliyor. Resmi komünist tarih -biz başka türlüsünü görmedik bizi Leninin o sırada etrafta alçakgönüllü bir tavırla dolaştığı konusunda temin ediyor, ancak onun alçakgönüllülüğünün küstahça olduğuna iddiaya girebilirsiniz. Bakın bana ne kadar da alçak gönüllüyüm! Siz benim önemsiz birini olduğumu düşünüyorsunuz, ancak şimdi zafere ulaşan ben oldum. Rusyayı tam da istediğim şekilde parçaladım. Rusyayı, bana sadık kalacağı konusunda ant içmeye zorladım. Yarın bir KGB casusu, bu görevdeyken bile öne çıkmamış biri, tıpkı Leninin yaptığı gibi Kremlinde kasıla kasıla dolaşacak. Kendi intikamını alacak. Gelin, filmi biraz geriye saralım. Putinin seçimden zaferle çıkması, özellikle de 7 Aralık 2003te yapılan parlamento seçimlerinde demokratik ve liberal muhalefetin küçük düşürücü sonuçlar almasının ardından, hem Rusyada hem de bütün dünyada beklenen bir gelişmeydi. Dolayısıyla, 14 Mart seçiminin sonuçlan çok az insanı şaşırttı. Uluslararası gözlemciler oradaydılar, ancak her şey gayet ölçülüydü. Seçim gününün kendisi, ben dahil pek çok insanın hala gayet iyi hatırladığı, otoriter, bürokratik Sovyet tarzı halkın iradesini ifade edişi pandomiminin bir temsiliydi. O günlerde uygulama şöyleydi; oy kullanacağınız yere giderdiniz ve oyunuzu sandığa, seçimlerin sonuçlan önceden belli olduğu için, oy pusulasının üzerinde hangi isimlerin yazılı olduğuna bakmadan atardınız. İnsanlar bu defa nasıl tepki verdiler? Sovyetler Birliği dönemindekine benzeyen 14 Mart 2004 seçiminde hiç kimse uykusundan uyandı mı? Hayır. İnsanlar kuzu kuzu oy verecekleri yerlere gittiler, oylarını sandıklara attılar ve elimizden ne gelir ki diyerek omuzlarını silktiler. Herkes Sovyetler Birliğinin geri döndüğüne ikna oldu ve bundan böyle bizim ne düşündüğümüzün bir önemi yok. 14 Martta, Moskovada Dolgorukiy Caddesinde, oy kullanılan binanın dışında kendi başıma ayakta durdum. Eskiden Kalyayev Caddesi olan bu caddenin adı, Yeltsinin iktidara gelişiyle birlikte değiştirildi. Kalyayev, Çarlık döneminde tedhişçi[terörist] olan, daha sonra devrimci olarak kabul edilen biriydi. Caddeye Dolgorukiy adı, Kalyayev zamanında, Bolşevikler iktidara gelmeden önce malikanesi burada bulunan prensin anısına verildi. Ivan Platonovich Kalyayev, Sosyalist-Devrimci Parti üyesi bir Rus şairiydi. En çok SR Combat Organisation'ın bir operasyonu olan Grand Duke Sergei Alexandrovich'in öldürülmesindeki rolü ile tanınır. Olay yerinde tutuklanan Kalyayev cinayetten suçlu bulunarak asıldı. Oy vermeye giden ve bu saçmalığa katıldıktan sonra yeniden hızla dışarı çıkan insanlarla konuştum. Putinin ikinci kez seçilmesi sürecine karşı ilgisiz, bütünüyle kayıtsızdılar. "Onlar bizden bunu istiyorlar. Eh madem öyle. O kadar da önemli değil. " Çoğunluğun ruh hali böyleydi. Kimileri şöyle şakalar yaptılar: "Şimdi belki de caddeye yeniden Kalyayev adını verirler. " Putinin iktidarı sağlamlaştırmasıyla birlikte Sovyet sisteminin geri döndüğü gün gibi ortada. Şunu belirtmek gerekir ki , bu durumun ortaya çıkmasında bizim kendi ihmalkarlığımız, kayıtsızlığımız ve onca devrimci değişimin ardından yaşadığımız bitkinlik etkili oldu. Koro halinde Batının -özellikle de Putine aşık olduğu anlaşılan Silvio Berlusconinin- sağladığı teşvik de bu senaryoda önemli rol oynadı. Berlusconi, Putinin Avrupadaki baş savunucusu ancak Putin aynı zamanda Blairden, Schröderden ve Chiractan da destek görüyor ve transatlantik imparatoru küçük Bush da onun hevesini kıracak en ufak bir adım atmıyor. Bu yüzden KGBdeki adamımızın Kremline geri dönmesinin önünde hiçbir engel, ne Batı ne de Rusyanın içinde herhangi bir ciddi muhalefet bulunmuyor. Putin, 7 Aralık 2003 ile 14 Mart 2004 tarihleri arasındaki sözde seçim kampanyası sırasında seçmenlerle açıkça alay etti. Putinin sergilediği horgörünün asıl işareti, hiç kimseyle hiçbir konu üzerinde tartışmayı kabul etmemesiydi. Son dört yıl boyunca izlemiş olduğu politikalann herhangi bir noktasıyla ilgili yapılan bütün tartışma önerilerini geri çevirdi. Gelecekte izleyeceği politikalar konusunda hiçbir vaatte bulunmadı ve herhangi bir kampanya yürütmeye tenezzül etmedi. Bunun yerine, tıpkı Sovyet rejimi altında olduğu gibi, her gün televizyonda Kremlindeki makamını ziyaret eden üst düzey yetkilileri kabul ederken ve onlara hangi bakanlıktan geliyor olurlarsa olsunlar neyi nasıl yapmaları gerektiğine dair son derece doyurucu tavsiyeler verirken gösterildi. Elbette halk arasından bir miktar kıkırdama sesi de yükselmedi değil: o, tıpkı Stalin gibi hareket ediyor. Putin de aynı zamanda hem bütün çocukların dostu , hem ülkenin ilk domuz yetiştiricisi, hem en iyi madencisi, hem sporcuların yoldaşı, hem de önde gelen film yapımcısıydı. Hiçbir direnişle karşılaşmayan Putin doğal olarak gittikçe daha cüretkarlaştı. Onun hiçbir şeyi umursamadığını, hiç tepki vermediği ve bizi inandırmaya çalıştıkları gibi sadece gücün peşinden gittiğini sanmak büyük bir hata olur. Bilakis, Putin gördüklerine dikkat ediyor ve önemsiyor. Bizleri, denetimi altında tuttuğu bu ülkeyi yakından izliyor. Bu şekilde, tam da Leninin Çekasının bir üyesi gibi davranıyor. Sergilediği yaklaşım tamamen bir KGB ajanının tutumu. Önce küçük bir grup oluşturan insanlar aracılığıyla ortaya bir zarf atılıyor. Günümüzün Rusyasında bu grubu başkentin siyasal seçkinleri oluşturuyor. Amaç, uygulanması düşünülen politikalara karşı muhtemel tepkileri belirlemek. Eğer bir tepki söz konusu olmayacaksa ya da zayıf bir tepki verileceği anlaşılıyorsa, o zaman her şey yolunda demektir. Bu durumda Putin politikasını uygulamaya koyabilir, düşüncelerini sergileyebilir ve dönüp geriye bakma ihtiyacı duymayacak kadar kendinden eminmiş gibi davranabilir. Burada bir an için durup, Putinden çok bizi, Rus halkını ele alan bir parantez açmakta fayda var. Putinin ikinci kez tahta çıkışından çıkan olduğu için onu destekleyenler ve ona yardımcı olanlar, şu anda devlet başkanlığı makamına bu yüzden doluşmuş olanlar var. Bugün ülkeyi gerçekten yönetenler, devlet başkanının kararlarını uygulayan hükümet ya da Putinin kabul edilmesini istediği her yasayı gözü kapalı onaylayıp yasalaştıran meclis değil, fakat bu örgüttür. Putinin adamları toplumun verdiği tepkileri dikkatle izliyorlar. Onların bu tepkileri önemsemediklerini düşünmek çok yanlış olur. Putinin politikalarından en başta sorumlu olan bizleriz, Putinin kendisi değil. Putinin son dört yılda yaptığı şeyleri yapmasını mümkün kılan, _ona ve onun Rusyayı kinik bir biçimde manipüle etmesine verdiğimiz tepkinin mutfak dedikodularıyla sınırlı kalmış olmasıdır. Toplum sınırsız bir kayıtsızlık sergiledi ve Putinin yaptıklarına göz yumdu. Bizler onun yaptıklarına ve söylediklerine sadece uyuşuklukla fakat korkuyla tepki verdik. Çekacılar iktidara daha da sağlam biçimde yerleştikçe, onlara korkumuzu belli ettik ve bu şekilde onlar da bize daha fazla koyun muamelesi yapmaya başladılar. KGB sadece güçlü olanlara saygı gösterir. Zayıf olanları bir çırpıda ezip geçer. Halk olarak bizim bunu ezbere bilmemiz gerekir. Şimdi gelin, 2004 yılının Şubat ayına geri dönelim. Günün birinde Kremlinin kamuoyunu izleme teknikleri, Putinin hem herhangi bir tartışmada yer almayı ya da kampanya yüiütmeyi küstahça reddedişinden ve seçim öncesinde yürütülen gözle görülür bir kampanyanın olmayışından usanmaya başladıkları uyarısını yaptı. Kremlin, bıkkın seçmenleri yeniden canlandırmak amacıyla Putinin sert önlemler almaya karar verdiğini ilan etti. Sonrasında, bu sert önlemlerin seçim gününden üç haf ta önce yapılan bir kabine değişikliğinden ibaret olduğu görüldü . llk başta herkes .gerçekten çok şaşırdı. Bu tam bir çılgınlık gibiydi. Anayasa uyarınca, bir seçim sonrasında bütün kabine her halükarda istifa etmek zorundadır. Sonra, yeni seçilen devlet başkanı kimi başbakan olarak seçtiğini açıklar ve bunun ardından da başbakan, bakanları devlet başkanınln onayına sunar. Yemin töreninden sonra yeniden atayacağınız herkesi önceden atamanın ne gibi bir anlamı olabilir? Bütün bu çılgın girişim, gırtlağına kadar rüşvete batmış, mesai saatlerinin önemli kısmını ticari çıkarlarıyla ilgilenmek için harcayan bir hükümeti daha fazla felç etmekten başka ne işe yarayabilirdi ki? Bununla birlikte, Anayasa gereği değişecek olan bir kabineyi bir ay önce yenilemek tamamen salakça olsa bile, gerçekte bu hareket seçim sürecini canlandırmaya yaradı. Siyasal seçkinler karıştı, Putinin kimi atayacağına ilişkin tahmin maskaralığı bütün televizyonları kapladı, siyasal yorumculara üzerinde tartışacakları bir konu çıktı ve basın en sonunda seçim kampanyasıyla ilgili yazacak bir şeyler bulabildi. Ancak siyasette yaşanan bu yeniden canlanma en çok bir haf ta sürdü . Putinin borazanlığını yapanlar her gün televizyonlardan devlet başkanının bunu size karşı bütünüyle dürüst olmak istediği, seçime malı görmeden satın alarak girmek istemediği için yaptığını haykırdılar (bu açıkça Putinin anayasal süreç sonrasında kabineyi zaten yenilemeyi düşündüğü anlamına geliyordu) . Putin, gelecekte izleyeceği yolu 14 Mart öncesinde ortaya koymak istemişti. Ne yazık ki burada , insanların ona inandıklarını söylemem gerekiyor: muhtemelen seçmenlerin yarısından fazlası. Bu samimiyetsiz , saçma sapan iddialara aldanan ve selamlayan yarının önemli bir ayırt edici özelliği var. Bunlar Putini tereddütsüzce, akıldışı biçimde, eleştirmeden, fanatikçe seven ve ona güvenen insanlar. Onlar Putine inanıyorlar. Hepsi o kadar. Yeni başbakanın atanmasından önceki hafta medyada yer alan bütün görüntüler, Putine yönelik bu bildik sevgiyi yansıtıyordu. Putinin kabineyi değiştirmek için öne sürdüğü gerekçelerin içtenliğine inananlar bu tablodaki bariz mantıksızlıklara aldırmıyorlardı. Gerçekten sanki ilk kez aşık olmuşsunuz gibi, şu basit soru karşısında bir anda çarpılmışa dönmeyecekmişsiniz gibi sorgusuz sualsiz inanıyor olmanız gerekir: Putin, gelecekte izleyeceği rotayı ortaya koyabilmek için bütün hükümeti görevden almak yerine neden daha az dramatik bir yol izlemedi? Bunu çok farklı yollardan yapabilirdi. Örneğin , televizyondaki tartışma programlarına katılabilirdi. Fakat, hayır. Kabinenin görevden alınmasını izleyen hafta şimdiye kadar eşi görülmemiş düzeyde kinizmle doluydu . Kinizm (sinizm, kinik ya da kuşkuculuk), Sofist Gorgias'ın ve daha sonra da Sokrates'in öğrencisi olan Antisthenes'in öğretisidir. Antisthenes, Kynosarges Gymnasion'da okulunu kurmuştur. Kinik okulun, kyon kelimesinden türediği söylenmektedir; kyon ise köpek ya da köpeksi anlamındadır. Televizyonlarını seyretmekte olan Rus halkına 14 Martta ne olacağının herhangi bir öneminin bulunmadığı söylendi . Her şey önceden kararlaştırılmıştı. Putin, Çar olacaktı. Borazanları işi, "O size izleyeceği rotayı önceden göstermek istedi çünkü tek seçeneğiniz o," diyecek kadar ileri götürdüler. Yeni başbakanın adının açıklanacağı gün her şey, bir opera kahramanının ortaya çıkıp ilk aryasını söylemesinden öncesindeki geleneksel seremoniyi andıran bir şekilde hazırlanmıştı. Devlet başkanı açıklamayı yarın yapacak! İki saat içinde yapacak! Bir saat içinde yapacak! Açıklamanın yapılmasına on dakika kaldı! Üstüne üstlük televizyonlar bizleri ismi açıklanacak kişinin 2008 yılında muhtemelen devlet başkanının halefi olacağına inandırdılar. Rusyada gülünç duruma düşmemek çok önemlidir. Bunun sonu çok kötü gelebilir. İnsanlar hakkınızda espriler yapmaya başlar ve sonunda Brejnevin düştüğü duruma düşersiniz. Putin yeni hükümetini ilan ettiği zaman en sıkı taraftarları bile kahkaha krizine tutuldular. Kremlinin çok kötü bir komedi sergilemekte olduğunu görmeyen yoktu . Sonu gelmez kıvırtmalarla bezenmiş ve üzeri her türden zırvayla ve Rusyanın büyüklüğüyle ilgili tumturaklı sözlerle örtülmüş olsa da, bu küçük bir koz paylaşma operasyonundan başka bir şey değildi. Ancak dağ gerçekten de fare doğurdu. Eski bakanların tamamı yerlerinde kaldılar. Sadece başbakan Mihail Kasyanov görevinden alındı. Kasyanov, aylardır kimi önemli konularda ve birçok önemsiz konuda Putinin ayağına dolanıp duruyordu. Kasyanov, Yeltsin döneminin bir mirası. Rusyanın ilk devlet başkanı ikinci devlet başkanını tahta çıkartırken Putinden Kasyanovu görevinden almasını istedi. Başbakan Kasyanov, Rus siyasetinin önemli aktörleri arasında, liberal oligark Mihail Hodorkovskiyin tutuklanmasına ve sahibi olduğu Yukos petrol şirketinin adım adım yok edilmesine kesin olarak karşı çıkan tek kişiydi. Yukos, ahlaki çürümenin pençesindeki ülkemizin en şeffaf ve uluslararası alanda genel kabul gören mali uygulama esaslarına uygun olarak faaliyet gösteren ilk şirketiydi. Rusyada halk arasında söylendiği gibi, Yukos beyaz alanda faaliyet gösteren bir şirketti ve daha da önemlisi, yıllık toplam karının yüzde 8inden fazlasını büyük bir üniversiteyi, çocuk bakımevlerini ve büyük çaplı gönüllü yardım programını finanse etmek üzere bağışlıyordu Ne var ki Kasyanov, Hodorkovskiy ülkenin demokratik muhalefetine, esas olarak da Yabloko Partisine ve Sağcı Güçler Birliğine büyük tutarda maddi yardım sağladığı için, Putinin bir süreden beri kişisel düşmanı olarak addettiği bir adamı savunan sözler söylemekteydi. Mihail Borisoviç Hodorkovski, eski bir Rus Oligark ve iş adamı. 2004 yılında Hodorkovski Rusya'nın en zengin adamı idi ve dünyanın en zengin kişilerinden biri olarak Forbes'ın milyarderler listesinde 16. sırada yer aldı. Putinin siyasi hayat anlayışına göre bu ağır bir kişisel hakaretti. Putin pek çok vesileyle tartışma kavramını, özellikle de politikada tartışma kavramını anlamaktan çok uzak olduğunu açıkça gösterdi. Putinin mevkice küçük gördüğü hiç kimse ona karşılık vermemelidir ve eğer mevkice daha düşük konumda olan biri Putine karşılık verirse, bu kişi hemen onun düşmanı haline gelir. Putin bu şekilde davranmayı özellikle tercih ediyor değil. Dünyaya bir zorba ve despot olarak geldiği için böyle davranmıyor; onun böyle davranmasının sebebi, kendisine KGB -kamuoyu önünde birden fazla kez ideal bir model olarak gördüğünü söylediği bir örgüt- tarafından aşılanmış olan kategorilerle düşünecek şekilde yetiştirilmiş olması. Putinin, herhangi bir kimse kendisiyle görüş ayrılığına düşer düşmez ondan kesin bir tavırla isteriyi kesmesini istemesinin sebebi bu. Tartışma sözcüğü onun lügatinde yer almıyor. Putin başka insanlarla nasıl diyalog kurulacağını bilmiyor. Onun yöntemi, askeri tarzda monolog.[dinleyicilere bir kişinin anlattığı, genellikle güldürücü olay.] Belli bir rütbeye yükselince monolog diliyle konuşursun ve rütbece altında yer alanların senin söylediklerinle hemfikir oldukları havasını yaratmak senin görevindir. Bu, subayların orduda yetkilerini kötüye kullanmalarının, Hodorkovskiy örneğinde olduğu gibi zaman zaman topyekun savaşa yol açan siyasal bir versiyonudur. Ancak biz hükümette yapılan görev değişikliğine geri dönelim. Kasyanov kapı dışı edildi. Bakanlar eski görevlerine geri döndüler ve Putin, ciddi bir törenle Mihail Fradkovu yeni başbakan ilan etti. Fradkov, son zamanlarda Rusya Federasyonunun Brükseldeki Avrupa kurumlarındaki temsilcisi olarak bürokratik hiyerarşimiz içinde gayet etkili bir konuma sahipti. Fradkov, dar omuzları ve büyük bir kıçı olan, renksiz, yumuşak başlı, insanın aklında kalmayacak tiırden biri. Çoğu Rus, ülkemizin Fradlov adında bir federal bakanının olduğunu ancak başbakan olarak atandığı açıklanınca öğrendi, ki geleneksel Rus düşünüşüne göre bu, bize Fedolovun, Putinin çalışma hayatının büyük bölümünü adadığı aynı işin düşük profilli bir temsilcisi olduğunu anlatıyor. Mihail Yefimoviç Fradkov, Rus politikacı. 2004-2007 yıllarında Rusya başbakanlığı görevinde bulundu. Putin'e kadarki kariyeri: Fradkov Yahudi bir ailenin çocuğu olarak şimdi Samara olarak bilinen şehrin yakınlarında doğdu. Moskova’da makine mühendisliği okudu ve 1972’de mezun oldu. Fradkovun başbakanlık görevine terfi ettirildiğini duyunca bütün ülke kahkahaya boğuldu , ancak Putin kararında ısrar etti. Hatta bu ilkeli karan alışını, seçmene karşı açık olmayı ve halkın seçime, kendisinin Rusyanın baş belalan olan rüşvete ve yoksulluğa karşı mücadelesinde hangi insanlarla çalışacağını önceden bilerek girmesini istediğini söyleyerek açıklamaya başladı. Rus halkı, hem Putini destekleyen yarısı hem de desteklemeyen diğer yarısı, gülmeyi kesmedi. Kremlin komedisi devam etti. Ülke genelde Fradkovu tanımıyor olsa bile , iş çevreleri onu gayet iyi hatırlıyorlardı. Fradkov, komünist dönemde ve sonrasında bütün kariyeri boyunca , çeşitli bürokratik görevlere profesyonel geçmişinden ve bilgisinden tamamen bağımsız olarak atanmış tipik bir Sovyet nomenklatura bürokratı. O sürücü koltuğunda oturuyor olduğu sürece altında hangi arabanın olduğuna ve hangi istikamete gittiğine pek önem vermeyen tipik bir amir. Fradkov, Federal Vergi Polis Hizmetlerinin müdürlüğünü yapmaktayken, bu bakanlık Rus kamu kurumları arasında en fazla rüşvete batmış olanı olarak nam salmıştı. Bakanlık bürokratları gerçekten de her şeyden, yayınladıkları her formdan ve her başvurudan rüşvet alıyorlardı. Bakanlık lağvedildi ve Fradlova, Sovyet nomenk laturasının ölümsüz gelenekleri gereğince sahip çıkıldı. Fradlov bir kez daha yükseltildi ve bu defa Brüksele transfer edildi. Başbakan Fradkov durumu daha da eğlenceli hale getirmek üzere, alelacele Brükselden Moskovaya uçtu . Yeni sıfatıyla havaalanında gazetecilerle yaptığı ilk görüşmesinde, aslında nasıl başbakanlık yapılacağını bilmediğini itiraf etti. Hayır, hiçbir planı yoktu ; her şey bulutsuz gökyüzünde çakan şimşek gibi hiç beklenmedik şekilde ve büyük bir hızla gerçekleşmişti. Ne tür düzenlemelerin yapıldığını görmeyi ve kendisine verilecek talimatları duymayı bekliyordu. Rusya, işlerin çoğunun perde arkasından yürütüldüğü ve çoğu insanın hafızasının son derece zayıf olduğu bir ülkedir. Yapılmış olan düzenlemelerle ilgili bilgisizliğine ve Putinden -ne oldukları hiçbir zaman için kamuoyuna açıklanmamış olan- gerekli talimatları almamış olmasına karşın, Duma, Fradlovun atanmasını, onun Devlet Başkanı Putine her konuda güvenen seçmenlerimizin arzularını yerine getirme görevine atıf yaparak, belirgin bir çoğunlukla onayladı. Bileşimi 7 Aralık 2003 seçimlerinin sonucuyla belirlenmiş olan bu Duma, Putine pratik olarak hiç karşı çıkmıyor ve sıkı sıkıya Kremlinin denetimi altında faaliyet gösteriyor. Derken, 14 Mart günü geldi. Her şey Kremlinin senaryosuna uygun biçimde gelişti. Hayat daha öncesinde olduğu gibi devam etti. Bürokratlar bitmez tükenmez bir enerjiyle hırsızlık yapmaya geri döndüler. Çeçenistanda, seçimler sırasında beş yıl boyunca barışın sağlanmasını hayal etmiş olanlara umut vermek için kısa süreyle hafiflemiş olan kitle katliamı devam etti. lkinci Çeçen Savaşı 1999 yılının ortasında, Putinin devlet başkanı seçildiği ilk seçime doğru giderken başladı. Asyatik geleneklere uygun olarak, ikinci devlet başkanlığı seçimlerinden hemen önce iki Çeçen saha komutanı, silahlarını büyük komutanının ayaklarının dibine serdiler. Bu komutanların akrabaları kaçırılmıştı ve şimdi artık Putini desteklediklerini, bağımsızlığa ilişkin bütün düşüncelerinden vazgeçtiklerini söyleyinceye kadar rehine olarak tutuldular. Oligark Hodorkovskiy, hapishaneden Putine pişmanlık mektupları yazmaya başladı. Yukos hızla güçten düşüyordu . Berlusconi bizleri ziyaret etmeye geldi ve dostu Vladimire ilk sorusu, seçimde nasıl olup da yüzde 70 oranında oy alabildiği oldu. Putin ona açık bir tavsiyede bulunmadı ve eğer böyle yapmış olsaydı bile arkadaşı Silvio onun söylediklerini anlamayacaktı. Ne de olsa sonuçta Berlusconi bir Avrupalı. Putin ve Berlusconi, Lipetskin kırsal bölgelerinde bir geziye çıktılar, çamaşır makinesi üreten bir üretim hattının açılışını yaptılar ve bir askeri uçuş gösterisini izlediler. Putin, televizyonda üst düzey bürokratları azarlamaya devam etti. Biz onu televizyonda genellikle Kremlindeki makamında ya yetkililerin kendisine verdikleri raporları dinlerken ya da bu yetkililerden birini monologla yerden yere vururken görüyoruz. Bu görüşmeler, işin halkla ilişkiler boyutu sistemli bir biçimde göz önünde bulundurularak filme alınıyor. Burada doğaçlamaya yer yok, hiçbir şey şansa bırakılmıyor. Hatta Paskalya törenleri sırasında göğe yükselen İsa yerine halka Putin gösterildi. Sovyetler döneminde üzeri açık yüzme havuzunun bulunduğu yere beton bina olarak yeniden inşa edilen Moskova katedralinde, Kurtarıcı lsa Kilisesinde, bir tören düzenlendi. Putinin ikinci kez devlet başkanı seçilmesinin üzerinden yaklaşık olarak bir ay geçmişti. Törenin başında, orada sanki bir askeri geçit törenindelermiş gibi, Putinle omuz omuza, Başbakan Fradkov ve Kremlinin yeni perde arkasındaki beyni, devlet başkanlığı baş kalemi, kısa boylu ve koca kafalı Dimitriy Medvedev duruyordu. Bu üç adam beceriksizce ve soytarı gibi haç çıkardılar, Medvedev haç çıkarma işini ellerini alnına ve daha sonra da cinsel organlarına dokunarak yaptı. Dmitri Anatolyeviç Medvedev Rus siyasetçi. Eski Rusya Devlet Başkanı ve Eski Rusya Başbakanı. Bütün olup bitenler çok gülünçtü. Medvedev, Putinin ardından Patriğin elini, kilise adetlerince belirlenmiş olduğu şekilde öpmek yerine, Patrik sanki yoldaşlarından biriymiş gibi sıktı. Patrik bu hatayı görmezlikten geldi. Kremlindeki borazan başları etkili insanlardı, ancak elbette bu konularda oldukça cahildiler ve politikacılara ne yapmaları gerektiğini söylememişlerdi. Putinin yanında duranlardan bir başkası, katedralin inşa edilmesinin arkasında yer alan ve orada bulunanlar içinde düzgün biçimde haç çıkarmasını bilen tek kişi olan, Moskova Belediye Başkanı Yuriy Lujkovdu Yuri Mihayloviç Lujkov, 1992-2010 yılları arasında Moskova belediye başkanlığını yürüten Rus siyasetçi. Birleşik Rusya partisinin kurucuları arasında yer aldı ve başkan yardımcılığını yaptı. Patrik, Putine, törene doğrudan katılmamış olanların bile acıyla irkilmelerine yol açarak, "Yüce Ekselansları" diye hitap etti. Eski KGB görevlileri en üst düzey hükümet mevkilerini işgal ettiklerinden, şimdilerde Paskalya Töreni zorunlu ulusal ritüel olarak, 1 Mayıs Geçit Töreninin yerini almış durumda. Törenin başlangıcı Patrikle el sıkışılmasından bile daha komikti. Her iki devlet televizyon kanalı da törenden önce katedralin etrafında yapılan tören alayını naklen yayınladılar. Patrik, hasta olmasına karşın tören alayına katıldı. İnançlı ve dini konularda bilgili biri olan televizyon yorumcusu, izleyenlere Ortodoks geleneğinde, isanın cesedinin içine konduğu mağaranın girişini temsil ettikleri için, kilisenin kapılarının gece yarısından önce kapatılması gerektiğini açıkladı. Gece yarısından sonra tören alayına katılan Ortodokslar kilise kapılarının açılmasını beklerler. Patrik merdivenlerde kapıların açılmasını bekleyenlerin en başında yer alır ve lsanın yeniden dirilişinin çoktan gerçekleşmiş olduğu boş tapınağa ilk olarak o girer. Patrik tapınağın kapılarının önünde ilk duayı okuduktan sonra içeriye girince, alçakgönüllü devlet başkanımız Putini, omuz omuza Fradkov, Medvedev ve Lujkovla birlikte beklerken buldu . Doğrusu, bu tabloya gülmek mi gerekir, ağlamak mı, bilemiyorum. Kutsal Gecede bir gece komedi eğlencesi. Gerçekten bu adamın nesi var böyle? Dokunduğu her şeyin kutsiyetini bozuyor. Tam bu sıralarda, 8 Nisanda, Çeçenistanda dokuz aylık ikiz kız bebekler şehit ilan edildiler. Bu bebekler Rigahtaki küçük bir Çeçen çiftliğinden geliyorlardı ve daha yürümeyi öğrenmeden önce öldürüldüler. Hikaye her zamanki hikayeydi. 14 Mart seçimlerinden sonra Çeçenistanda amansız askeri operasyonlar kaldığı yerden devam etmeye başladı. Bu saldırılan Teröre Karşı Operasyonun Eşgüdümü için Operasyonel Personel Merkezi adı altında yürütmekte olan ordu, Basayevi yakalamaya çalıştığını ilan etti: "Silahlı oluşumların üyelerini yok etmek üzere büyük çaplı bir askeri operasyon yürütülmektedir. " Ordu birlikleri Basayevi yakalayamadılar, ancak 8 Nisanda öğleden sonra saat 2:00 sularında, askeri operasyonun bir parçası olarak, Rigahtaki çiftliğe füze saldırısı düzenlendi. Saldın çiftlikteki herkesi öldürdü: bir anne ve beş çocuğu hayatını kaybetti. Ailenin babası olan imar-Ali Damayevin karşılaştığı manzara, en katı kalpli militanın bile ya hayatı boyunca bir pasifiste dönüşmesine ya da bir intihar bombacısı olmasına yol açacak türdendi. Yirmi dokuz yaşındaki kansı Maidat, yerde, çocukları dört yaşındaki Canatiye, üç yaşındaki Caradata, iki yaşındaki Umar-Hacıya ve en küçük dokuz aylık Zaraya sarılmış, cansız olarak yatıyordu. Annelerinin onlara gövdesini siper etmiş olması hayatta kalmalarını sağlamamıştı. Diğer taraf taysa Zaranın iki kardeşi Zuranın küçük vücudu uzanmaktaydı. Maidatın, beşinci çocuğunu kendi vücuduyla koruma altına almaya, besbelli ki . bunu nasıl yapacağını düşünmeye fırsat bulamamıştı ve Zura bebeğin de kendi kendine iki metrelik mesafeyi emeklemeye zamanı olmamıştı. imar-Ali, anti-personel parçalarını bir araya getirdi ve katil füzenin numarasını belirledi: 350 F 8-90. Bunu yapmak zor değildi, numara kolaylıkla okunabiliyordu. Sonra cesetleri gömmeye başladılar ve komşu köyden bir molla, füze saldırısında öldürülenlerin tamamının şehit olduğunu ilan etti. Kurbanların hepsi aynı akşamüstü cesetleri yıkanmadan, kefene sarılmadan, ölümün kendilerine bulduğu zamanki giysileriyle gömüldüler. Putinden neden bu kadar çok nefret ediyorum? Çünkü yıllar geçip gidiyor. Bu yaz ikinci Çeçen Savaşının kışkırtılışının beşinci yılı olacak. Savaşın sona ereceğini gösteren hiçbir işaret görülmüyor. O sırada şehit ilan edilen bebekler henüz dünyaya gelmemişlerdi, ancak 1999 yılından bu yana yapılan bombardımanlarda ve temizliklerde öldürülen çocukların tamamının nasıl öldürülmüş oldukları yasa ve düzen kurumlan tarafından asla soruşturulmadı. Çocuk katilleri ait oldukları yere, sanık sandalyesine asla oturtulmadılar; bütün çocukların büyük dostu Putin hiçbir zaman onların sanık sandalyesine oturtulmalannı istemedi. Ordu savaşın başında yapmasına izin verildiği şekilde, sanki operasyonlar insansız bir eğitim sahasında düzenleniyormuşçasına, Çeçenistanda her tarafı yakıp yıkmaya devam ediyor. Masum insanların bu şekilde katledilmiş olmaları Rusyada bir fırtınanın esmesine yol açmadı. Televizyon kanallarından hiçbiri, katledilen beş küçük Çeçenin görüntülerini yayınlamadı. Savunma Bakanı istifa etmedi. Bakan, Putinin kişisel dostu ve hatta 2008 yılında onun halefi olması söz konusu. Hava Kuvvetleri komutanı görevinden alınmadı. Başkomutan, taziyede bulunan herhangi bir konuşma yapmadı. Aslına bakarsanız, etrafımızda, dünyanın geri kalanında da her şey eski hamam eski tastı. Irakta rehineler öldürüldü. Ülkeler ve halklar, kendi görevlerini yapmakta olan insanların hayatlarını kurtarabilmek için hükümetlerinden ve uluslararası örgütlerden askerleri geri çekmelerini talep ettiler. Ancak Rusyada hiç kimsenin sesi çıkmadı. Putinden neden bu kadar çok nefret ediyorum? Tam olarak şu sebeple: Ondan, işlediği suçların ötesinde, sinikliği, ırkçılığı, yalanlan, Nord-Ost kuşatmasında kullandığı gaz yüzünden, birinci devlet başkanlığı dönemi boyunca masum insanlar katledilmeye devam edildiği için nefret ediyorum. . Ben durumu bu şekilde görüyorum. Başkalarının başka görüşleri var. Çocukların öldürülmüş olması, Putinin görev süresini on yıla çıkarmaya çalışan insanları bu çabalarından vazgeçirmiyor. Bu, Kremlinden verilen talimatlar doğrultusunda, yeni Putin yanlısı gençlik hareketleri yaratılarak yapıldı. Putinin baş yardımcısı Vladislav Surkov, halkla ilişkiler kurma alanında Rusyanın tanınmış duayenlerindendir. Gerçeklerin yerine düzenbazlıkların, yalanların geçirilmesinden, işin yerine sözcükleri konmasından oluşan ağlar örer. Şu anda Kremlinden verilen bir emirle sahte siyasal hareketler yaratmak çok büyük bir moda haline gelmiş durumda. Batının bizim, çoğulculuktan uzak ve otoriterizme geri dönen bir tek parti sistemine sahip olduğumuzdan şüphelenmesini istemiyoruz. Birdenbire ortaya adlan, "Birlikte Yürüyüş" , "Bir Ağızdan Şarkı Söylemek" ya da "istikrar lçin" olan ya da Sovyetler Birliğinin Öncü hareketinin son günlerinin başka versiyonlarını oluşturan gruplar çıkıveriyor. Bu Putin yanlısı yan-siyasal hareketlerin ayırt edici bir özelliği, olağan bürokratik oyalamalardan hiçbirine maruz kalmadan, az da olsa siyasal bir kıpırdanma olması çabalarına genellikle çok sakıngan yaklaşan Adalet Bakanlığı tarafından şaşırtıcı bir hızla yasal örgütler olarak kaydedilmeleri. Genellikle bu yeni hareketlerin kamuoyu önünde yaptıkları ilk eylem, sevgili devlet başkanımızın görev süresinin uzatılmasına çalışacaklarını ilan etmek oluyor. Putine 7 Mayıstaki göreve başlama töreni sırasında bu türden bir hediye verildi. "istikrar için" üyeleri Nisan ayı sonunda Putinin görev süresinin uzatılmasına yönelik prosedürleri başlatan bir dilekçe verdiler. Bu girişimin altında yatan düşünce Putinin istikrarın kefili olduğuydu. Bu hap kadar hareketin üyeleri, aynı zamanda özelleştirmelerin sonuçlarıyla ilgili bir soruşturma başlatılmasını talep ettiler. Bu da onların Hodorkovskiye karşı, dolayısıyla Putinin dostu olduklarını gösteriyordu. Moskova Şehri Seçim Komisyonu, "istikrar lçin"in . genç üyelerinin devlet başkanının görev süresini uzatmak için bir ulusal referandum düzenlenmesine yönelik işlemlerin başlatılmasını isteyen başvurularını alelacele kabul etti. 7 Mayıs 2004te -yemin töreninin yapıldığı gün- oyun bu aşamaya gelmişti. Putin şans eseri eline çok büyük bir güç geçirdi ve onu felaketli sonuçlara yol açacak şekilde kullandı. Ben Putinden nefret ediyorum, çünkü o insanları sevmiyor. Bizleri hor görüyor. O bizleri, kendi amaçlarına ulaşmakta kullanacağı araçlar olarak, kişisel iktidarını sağlamak ve korumak için sırtına basılacak araçlar olarak görüyor, başka bir şey olarak değil. Bundan dolayı bize istediğini yapabileceğine inanıyor; gerekli gördüğünde bizimle oynuyor, gerekli gördüğünde bizi yok ediyor. O, şans eseri en tepeye tırmanıp bugün Çar ve Tanrı olmuşken, onun gözünde bizlerin hiçbir değeri yok. Rusyada bizler daha önce de bu bakış açısına sahip yöneticiler gördük. Bu insanlar trajedilere, büyük kan göllerinin oluşmasına, iç savaşlar yaşanmasına yol açtılar. Ben bunların hiçbirinin yaşanmasını istemiyorum. işte bu yüzden, Kremlinde kırmızı halı üzerinde Rusyanın tahtına doğru kasıla kasıla yürümekte olan bu tipik Sovyet Çekacısından ölesiye nefret ediyorum.
  • 98 syf.
    ·2 günde·Beğendi·Puan vermedi
    Bilimle ilgili televizyon programlarının aslında ne kadar eğlenceli
    olabileceğini görmek için ülkemizde de yayınlanan bazı yabancı
    çocuk programlarına bakmak yeterli. Ne zaman böyle bir programa
    rastlasam 11 yaşındaki oğlumla birlikte keyifle izliyoruz. Diğer yanda
    belgesel kanalları da ülkemizde epey ilgi görüyor. Peki önümüzde
    Carl Sagan'ın kült olmuş Cosmos'u gibi bir örnek varken, günümüzün
    teknolojisi ile mükemmel bir görselleştirme eşliğinde, bilimin ilginç
    ve harika öykülerini anlatan televizyon programlarının yapılmasının
    önündeki engel ne?
    Aslında böyle bir engel yok. Zaten bu ay kısa bir röportajını sayfala￾rımızda bulacağınız Neil deGrasse Tyson da tam bahsettiğim gibi bir
    programa başlamak üzere. Umalım ki bu program dilimize çevrilerek
    ülkemizde de yayınlansın.
    Daha önceki yazılarımı okuduysanız televizyondan pek de haz￾zetmediğimi biliyorsunuzdur. Aslında tüketici elektroniği olarak
    televizyon gibi bir cihaza karşı olmak tabii ki mantıklı değil. İtirazım,
    ülkemizde yayın yapan kanalların yayın politikalarını, tamamen
    çoğunluğun talepleri ve beklentileri üzerine kurmuş olmasına. Tele￾vizyon kanalları sosyal sorumluluk projesi değil ticari oluşumlardır.
    Dolayısıyla reklam ve kar beklentileri doğrultusunda içerik planı yap￾maları tabii ki anlaşılabilir. Fakat bir insana yiyecek olarak her gün
    ekmek verirseniz bir süre sonra diğer yiyeceklerin tadını unutur ve
    dünyadaki tek ve en güzel yiyeceği kuru ekmek olarak görmeye başlar.
    İzlediğimizde bize sorular sorduran, şaşırtan, öğreten ve tabii ki ke￾yif veren programları sonuna kadar hak ediyoruz. Bu noktada aslında
    iş bize düşüyor. Kötü programları izlemek zorunda değiliz, yapmamız
    gereken televizyonu kapatmak. Kaldı ki biz talep etmezsek kanalların
    da çizgilerini değiştireceği yok. Bakalım günün birinde Cosmos gibi bir
    programın, tamamen ülkemiz insanı tarafından hazırlanıp yayınlandı-
    ğını görebilecek miyiz

    UYKU
    Uyumanın anatomisini ve çoğu
    kişide rastlanan uyku problemlerine
    ait çözümler.
    42 AHŞAP GÖKDELENLER
    Son yıllarda yerini başka
    malzemelere bıraksa da ahşap
    temel inşaat malzemesi olarak
    tekrar popüler olmaya aday.
    48 GOOGLE’IN ROBOT
    ORDUSU
    Teknoloji devi Google, son dönemde
    önde gelen robotik şirketlerini satın
    alıyor. Peki amacı ne?
    50 ÇÖP ADAM
    Plastiğin geri dönüşümü ilk başta
    kolay gibi görünse de hiç de öyle
    değil. Bu adam bu işin hakkını
    veriyor.
    58 HAVAYLA ÇALIŞAN
    OTOMOBİL
    Hayalin gerçek olmasına ne kadar
    var?
    60 UÇAN ROBOT SAVAŞLARI
    İnsansız hava araçları yani İHA’lar,
    sadece istihbarat ve savaş alanında
    değil yakında günlük hayatımızda da
    kendini gösterecek.
    66 KUTUPLAR BUZ
    TUTMAZSA?
    İklim değişiklikleri ve küresel
    ısınmanın etkilerini kutuplar çok
    farklı bir şekilde hissedecek.
    74 MISIR’IN 4600 YILLIK
    PİRAMİDİ
    Bulunan bu piramit yeni keşiflerin
    de yolunu açacak mı?
    78 KİM DAHA AKILLI?
    Hayvanların zekasını
    küçümsüyorsanız büyük hata
    ediyorsunuz.

    Editörün Notu
    06 Okur mektupları
    07 Artırılmış
    Gerçeklik
    rehberi
    08 Megapikseller
    90 Soru&Cevap
    98 Arşivlerden
    Bölümler
    ÖZEL DOSYALAR
    ŞİMDİ
    12 Muhtemelen en şık
    hoparlör
    14 En bağımlılık
    yaratan oyun
    15 Yalama olmayan
    vida
    16 Dünyayı görmenin
    beş yeni yolu
    18 Kusursuz dengeli
    robotlar
    19 Takıntılar
    20 Robocop
    21 LED lambaların
    yükselişi
    22 iPad’e mahremiyet
    GELECEK
    24 Karadeliklerden
    kaçabilenler
    25 Bilimin tadı
    26 Çöpçü su değirmeni
    27 Modüler telefonlar
    mümkün mü?
    28 Neil deGrasse Tyson
    ile kısa kısa
    29 Kesintisiz uçuş
    yapabilen İHA
    30 Atık ısıyı kullanmak
    31 İçimizdeki internet
    El Yapımı
    84 Işıktan grafiti
    85 İlkbaharı karşılayan üç
    proje
    86 Bisiklet jeneratörü
    87 Işıklı hız kemeri
    88 Annenizi aramanın en
    teknik yolu
    89 Kendi kendine hareket
    edebilen robot arac