Emile Zola toprağa verilirken, Fransa’nın maden işçileri mezarı başında tek bir kelime haykırıyordu: GERMINAL! GERMINAL! GERMINAL!
Bu bir ağıt değildi, bir yakarıştı. Çünkü bu kitap sadece okunmamış; yaşanmış ve yaşanmaya devam ediyordu.
Bir yazarın bazen bir ordudan daha güçlü olabileceğini ben bu romanda gördüm. Fransa'da hak arayışı içinde olan maden işçilerinin şiddet dolu ve en gerçekçi hikayesini okudum. Aç kalan, hayatta kalabilmek için çırpınan insanların, "Ekmek istiyoruz!" çığlıklarıyla nasıl en vahşi hayvandan farkı kalmadığını en çarpıcı haliyle gördüm. Daha çocuk olamadan işçi olmuş minik yüreklerin yaşam mücadelesine şahit oldum.
Germinal, açlığın insanı nasıl susturmadığını; aksine, toprağın altında ezilenlerin bir gün yerin üstünü sarsacak bir ses hâline geldiğini anlatan bir romandır.
Beş sinema uyarısı ve yüzden fazla ülkede yayımlanan çevirisi ile şüphesiz Zola'nın ve Fransız edebiyatının en iyi romanı.
Germinal, Latincede tohum, tomurcuk, filiz anlamına gelen "germen" sözcüğünden türemiş Fransızca bir sözcük olup Fransız Cumhuriyetçi takviminin 7. ayı anlamına da gelir.
Romanda adı geçen birincil karakter Etienne Lantier, Emile Zola'nın Meyhane romanının da baş karakteridir. İşçi sınıfının temsil romanı olan Germinal; yazarın 20 kitaptan oluşan "Rougon Macquart" serisinin 13. romanıdır.
Siz bu romanı okudunuz mu?
Mutlaka okuyun!