• İdeolojiler kinlerimize takılan birer maskeler olsalar da zamanımız için bir fikri bir düşünceyi benimsememiş insan boş görünür veya yok hükmündedir. Solcu bir babanın milliyetçi bir evladı olarak içimde ukte olarak kalan bir düşünceyi paylaşmak istiyorum. Solcu (Marksist-Leninist Komünist ) kesimde ki azim beni her zaman etkilemiştir. Mücadele, kararlılık, direniş gibi kelimelerin içini onlar doldurmuşlardır genelde her ne kadar kaybetselerde bir gün devrimi gerçekleştireceğiz gibi çılgın bir ütopyadan da vazgeçmezler veya ümit ederler.

    Rosa Luxemburg da mücadelenin ve direnişin sembollerinden biridir. Her ne kadar Sevgiliye Mektuplar isimli bir kitap ile çıkmışsa da hayat mücadelesini mektuplarında dile getirmiştir. Mektuplarında duygusallık pek yoktur. Baskın karakteriyle sevgilisini etki altında bırakacak kadar da güçlü bir karakter. Kısacası zor bir kadın.

    Mücadele ile dolu yıllarını kimi zaman hapiste geçirse de yılmadan devam ediyor direnişine ve sonu da hazin oluyor. Karşıt görüşlü insanlar tarafında öldüresiye dövülerek nehre atılıyor ve cesedi orada bulunuyor. Üzülmedim değil. Sonu böyle olmamalıydı diye düşünüyorum.
  • Evet seni. Bu gece seni düşünüyorum. Aslında sen, herkesin sen sandığı sen değilsin. Sen, kimsenin düşünmediği, benim bildiğimsin. Senin bile bilmediğin sensin. Benim bile neden düşündüğümü anlamaya çalıştığım sensin. Ne yarım kalan bir şarabın uktesi, ne de senle paylaşabildiğim bir kanyağın sızısı midemde.
    Ben bu gece seni düşünüyorum.
    Neden düşündüğümü bilmiyorum. Düşünüyorum öyle. Aslında meraklısındır. En çok da bu huyunu seviyorum belki. Ya da öyle olduğunu sanıyorumdur. Niyeleri niçinleri de boşverdim bu gece. Kendimi kasmadan, kimseyi yormadan seni düşünüyorum. Herkesin başkası sandığı seni düşünüyorum. Senin sen olduğunu bilmediğin seni düşünüyorum.
    Ben bu gece seni düşünüyorum.
    Aslında seni hep kahkahalar içinde elinde bir piyale şarap ile gözlerimin önüne getirdiğim zamanlar var bilmezsin. Sana bir kez olsun haykıramadığım sözcüklerimi, yüreğimi tuz buz eden aldanışlardan esirgemediğim gecelerim var anlamazsın. Bu sarhoş akşamın uyuşmuşluğunda ben, kadehimin parlak yansımasında sen ve içimde bir yerlerde bana fısıldayan ahlarımla seni düşünüyorum.
    Ben bu gece seni düşünüyorum.
    Belki de ilk defa seni düşündüğümü kendime söylüyorum. Kendime bile ilk defa söylediğim için seni düşündüğümden hiç haberin olmadı. Aslında sadece kendime söylüyorum. Şimdi karşımda duran hayalin, bu sarhoş gecede "ona da söylesene" diyor, kendisini düşündüğümden haberi olmadan. Gülümsüyorum. Sen de öyle.
    Ben bu gece seni düşünüyorum.
    Ve her zamankinden farklı belki de. Günah çıkarmak sayılmaz bu. Biliyorum kendimi çok kastım. İçimde biriktirdiğim şeyler beni tüketiyor. Bir zehir gibi nefes almamı engelliyor. Ve her yere ukte olmuş hayallerle gitmek canımı yakıyor. Aşk diye peşinden koştuğum şeyleri haykırmak daha kolaysa, o zaman sen nesin? Ben neyim? Neresindeyiz bu hikayenin? Ve neden bu masal hiç yaşanmadı? Neden sadece içimde hissedildiler ve herkesten saklandılar? Neden benimle birlikte bir gün hiç yaşanmamış gibi toprağın altına gidecekler?
    Ben bu gece seni düşünüyorum.
    Asi tarafımın törpüsü kırıldı belki bu gece. Şaraptan mıdır bilmem. Ya da sıkıldım birçok şeyden. Ama haykırmak isterken ruhum, hala kendime itiraf edebilmekle yetinmem gerektiğine kendimi ikna etmeye yeminli kaskılar bulmam da niçin? Engeller mi? Pehhh! İnan ki hiçbir şey umrumda değil! Ben bile..! Ya da inanma. Her zamanki gibi sözcüklerimi daha fazla duyabilmek için saçma bahaneler türet. Her saçmalığımı görmezden gelip her saçmalığıma gül. Gül ki buğusu dağılsın bu sarhoş gecenin. Varlığını duyabileyim bir yerlerde.
    Ben bu gece seni düşünüyorum.
    Bu sefer kesik kesik değil, hayatımı eksik yaşarken arka fonda seni düşünmek gibi de değil. Ben bu gece sadece seni düşünüyorum. Umrumda değil hayatın kendisi de, iş de, spor da, para da, pul da... Sen bile önemli değilsin. Ben bile önemli değilim. Ben bu gece sadece seni düşünüyorum. Hayaller kurup da beni nasıl mutlu ettiğini görmek değil ihtiyacım olan, senin teninde yüzüp de nasıl zevk aldığımı hissetmek değil ihtiyacım olan. Ben sadece seni düşünüyorum. Beni ne hale soktuğunu umursamadan, ne hale geldiğini umursamadan... Dünyada senden ziyade bir şey bırakmadan, ben bu gece sadece seni düşünüyorum.
    Aslında şimdi anladım. Belki de en başından beri bu sebeple hep uzaktım sana. Aramıza koyduğum mesafelerin sebebi buydu belki de. Bana her yaklaşmak istediğinde kaçışım bu yüzdendi belki de. Ben sadece seni düşündüm belki en başından beri. Bozmaktan, bozulmaktan korktum belki de. Sen yaşamak isteyeceğimden daha değerliydin belki de. Tıpkı bir şarap gibi. Hep saklanan ama içilmeyen. Varlığı ile mutlu eden... Bir yerlerde varlığı hep bilinen. Yalnızlığında benden uzaklaşırken başka ellere uzanışına bu sebeple dayanabildim belki de. Yarım kalan bir şarap gibi hep arzulanır kalışın ve hiç açılmamış oluşun bundandı belki de.
    Yarım kalan şarapların içimdeki uktesini şimdi anladım. Bunun korkaklık olmadığını da. "Tatmadığı şeyi özlemez insan". Ama "en çok, tatmadığı şeyi arzular". Yarım kalan kısmı buydu cümlenin. Özlememek için tatmadım belki de. Yükün, kaldırabileceğimden ağırdı ya da. Yarım kalıp diğerlerine benzemenden, benzememden kaçınmışım. Belki de bu yüzden hiç olmamışım. Ama hep varmışsın. Sen sanmışlar başkalarını. Ben yapamamışsın başkalarını.
    Başka bir kalbe yorulurken kalbin, başka bir tene susarken ruhun, ben bu gece seni düşünüyorum. Yalnız seni.alinti
  • Şu anda henüz bir meslek seçimi yapmamış olan lise 11 e geçmiş bir kızın annesi olarak bu kitabı okudum. Yazar Yıldız kendi meslek seçiminde yapmış olduğu hatalardan başlayarak kitap boyunca hikayesini paylaştığı insanlarında anılarına yer vermiş. Kitap temelde kendi tabiriyle 'kişi, yapmaktan mutlu olacağı bir işi seçmesi için nelerin farkında olmalı? soruna cevap arıyor.
    Dört bölümden oluşan kitabın yazarı da şu anda içinde ukte kalan psikoloji lisansına devam ediyor.
    Birinci bölüm; Yaşamın temel amacı ne?( bu kitap mutluluk üzerine kurulu)
    İkinci bölüm; İçe sinen iş mümkün mü?
    Üçüncü bölüm; Seçim yapan kim?
    Dördüncü bölüm; Bilinçli seçim


    Ülkemiz genelinde sosyal kültürel, maddi, manevi, baskılar, şanslar nedeniyle istedikleri farklı, yaptıkları farklı, işlere sahip olan binlerce insan var. İşte kitap bu kişilerden örnekler vererek mutlu olmak için ( bunun altını özellikle çiziyorum çünkü yazar bu eylem üzerine kitabı ele almış) doğru mesleği, işi seçmemiz için yapmamız gerekenler hakkında bilgiler veriyor.
    Başta da dediğim gibi ben meslek seçimi yapamamış bir kızın annesi olarak bu kitabı okudum ve kızım da okumasını sağlayacağım.
    keyifli okumalar...
  • Sen hep içimde ukte kalan,